Loading...

Bayezid-i Veli hazretlerinin Bursa'yı yıkımdan kurtarması

5 Ocak 2019 21:07
A
a
Cem Sultan’a yapmış oldukları yardımdan dolayı Orduyu Hümayun'un mensupları arasında, belki de bir fitne yüzünden Bursa'nın bu yardımının cezasını ödemesi eğilimli bir kıpırdanma başladı. İlla ki Bursa'yı yağma edeceğiz, diye tutturuldu. Padişah, Bursa'nın kendisine bağışlanması hususunda arzularını bir beyanname ile bildirdi. Fakat bu da bir çare olmadı. Bunun üzerine Padişah nefer başına bin akça olmak üzere bahşiş vererek bu işi önledi.
Şimdi burada biraz duraklayalım ve şu izahatı yapmaya çalışalım. Okuyucularımız tarihlerden okumuşlardır ki, hele hele Maarif müfettişlerinden bir masonun tarih dersleri kitapları ortaokul ve liselerde kırk seneye yakındır okutulur. Bu tarih kitaplarında üzerinde Sofu damgasını istihfafla yerleştirdiği Bayezid'i Veli çok büyük bir Osmanlı padişahının arkasından gelen uyuşuk, sofu, ibadetten başka bir şey yapmazdı, diyerek kırk senedir nesillere okuttular ve bu nesiller şimdi meyvelerini gözler önüne seriyor ve onları şaşırtıyor. Ne şaşırırsınız a canım, böyle ektiniz, böyle biçersiniz. Dolma tüfek gibi ecdadımıza istihfaf ederseniz işte onların ruhaniyeti asırlar ötesinden yakanıza böyle yapışırlar. Çok iyi düşünmeliyiz ki, Bursa şehrini yağma etmeyi düşünen bir ordu Sultan Fatih’in Bizans surlarına dayandığı ordu olduğu halde daha dünkü payitahtını nasıl yıkıp, yağmaya kalkıyor ve bu derece zaferlerin şaşırtıp şımartması bu üzülecek vakayı meydana getiriyor. Bayezid-i Veli bu orduyla mı Fatih’in bıraktığı yerden bayrağı alıp ileri yürüyebilirdi?
Nefs, insanın mutaka yenmesi icap eden bir şey olduğunu, iki cihan serveri Efendimiz (S.A.V.) Hazretleri Mekke fetholunduktan sonra mealen şöyle işaret ediyordu: “Küçük cihad bitti, şimdi büyük cihad başlıyor” buyurunca sahabe-i kiram sordular: “Ya Resulallah büyük cihad nedir?” Efendimiz Hazretleri (S.A.V.) buyurdu: “Nefislerimizdir, nefisle yapılacak mücadeledir.” İşte bin yıllık Bizans'ı yerle bir eden, Hadisi Şerifle tebşir olunan ordu, otuz sene içinde kendi şehrini yağma edecek hale gelmiş “sofu” diye tarih dersi kitaplarında alaya alınan cennetmekân Bayezid-i Veli zor önlemişti. Yeri gelmişken şunu da anlatmayı lüzumlu görürüz: Fatih, fethi mübinden sonra sarayı hümayununda bir gün vakit namazlarından birinde imamette bulunurken birkaç defa iftitah tekbiri alır ve her seferinde namazdan çıkıp yeniden tekbir alır (bu bir rivayete göre yediye baliğ) olunca namaza devam eder.
Cemaatte bulunan meşhur İstanbul Kadısı Hızır Bey sorar:
-Padişahım bu bid'at neyin nesi?
Büyük evliya Sultan Fatih cevaben:
-Hızır; Ben eskiden namaza durduğumda iftitah tekbiri alınca Kâbe-i Muazzama önüme gelir, namazımı öylece tamamlardım. Bu namazda ancak yedinci tekbirde Kâbe karşıma geldi, der.
Adaletiyle meşhur Kadı Hızır şu cevabı vermekten çekinmemiş:
-Sultanım size gurur musallat olmuş!
İşte Bizans'ı yerle bir eden ordu, Cihangir-i Padişah Fatih ile daha nice meydanı gazalarda üstün geldiğinden böyle bir araza duçar olmuş. Neylesin Bayezid-i Veli. Onunla dünyaya ferman okuyabilsin.
Mısır'da Kayitbayın tahsis ettiği köşkten; Mekke ve Medine'ye de gidip iki ay kalan Cem Sultan, Osmanlı Devletinin amansız rakibi Karamanoğlu Hanedanının mensubu Kasım Bey'in teşvikleriyle yine saltanat iddiası ile ortaya çıkmayı düşünmeye başlamıştı. Bu düşüncesini tatbike koymak kendisine on iki sene sürecek cevr ve cefa dolu kâh mahpus, kâh serbest fakat her iki halde de mahzun olacağı bir macera getirdiği gibi Devleti Aliye'nin iki kolunu bağlayan gayet kıymetli bir rehine, Avrupa için Osmanlı'yı daima tehdit edebilecekleri bir taht rakibi idi. Ne var ki; birçok tarihlerde Cem Sultan'ın on iki sene süren bu üzüntülü rehine hayatı müverrihlerin ona acımasına, dolayısıyla Bayezid-i Veli’ye zulm etti manasına alınacak satırlarla tarihlerini doldurmuşlardır.
Bir Müslüman şunu çok iyi bilir ki; “ancak Müslümanlar kardeştir” fetvasınca dünyanın neresinde bir Müslüman’ın ayağına diken battıysa, burnu kanadıysa kâmil bir mümin onun ıstırabını duymakla kalmaz, onu rahatsız eden musallatı yok etmeye çalışır. İşte bu Cem Sultan badiresinde, Dersaadet'e, Avrupa'dan pek çok elçiler gelmiştir.
Fakat öyle bir elçilik heyeti gelmiştir ki; Sultan Bayezid’in merhamet dolu kalbini eritip, gözlerinden kanlı yaşlar akıtacak kadar üzen elçilik heyeti Endülüs Emevi Devletleri serisinden olan, Ben-i Ahmer Müslüman devletinin elçilik heyetiydi. Tarık bin Ziyad kumandasında, H. 72-M. 696 senesinde İspanya'ya çıkmışlar ve ilâyı Kelimetullah sancağını oraların semalarında muzafferiyetle dalgalandırmaya başlamışlardı. Yedi yüz seneye yakın zamandır orada yaşayan ve Avrupa'nın üzerine İslâm güneşi gibi doğan bu Müslümanlar, Cem Sultan'ın iddiayı saltanat ettiği yıllarda Katolik Ferdinand ve İsabella'nın askerinin önünde sadece hayatlarını kaybetmiyorlar. Maalesef dinlerinden de ettiriliyordu. Cem Sultan, Papa 8. İnnossan ile mülakatında esaretinin şikayetlerini dile getirirken Papa'nın Hıristiyan olunuz, bütün bu çileler biter, demesiyle, kendisine yapılan bu şen'i teklifi kâmil bir Müslüman olarak şiddetle reddederken şöyle söylemişti: “Değil bu çilelerin bitmesi, değil Osmanlı tahtının tarafıma sunulması, cihanın hükümdarlığını bana ihsan etseniz, beni Şeriatı Muhammediye yolundan ayıramazsınız”, dediğinde kendisine bir şey yapmamışlardı fakat Kurtuba'da, Gırnata'da bütün İspanya'da İslâmı terki teklif ediliyor, reddedenin evi ocağı söndürülüyordu. İslam dininin ruhsatına dayanan gizli din kullanma, yani hıristiyan olmuş gibi davranıp gizli gizli İslamı yaşamaya çalışanlar tespit olunuyorlar ve canlı canlı ateşe atılıyorlardı. Tarihte yapılan bu uydurma mahkemelere Engizisyon adı verilmiş olup, bunun çok büyük kısmı Müslümanlara tatbik edilmiştir. Biraz da Yahudiler ezilmiştir. Fakat hedef tamamen Müslümanlardı. Cem Sultan, Papa'nın elinde iken, Osmanlı'nın bu barbarca hareketi açıktan önlemeye imkanı yok gibiydi. Halbuki cennetmekân Fatih, Gedik Ahmed Paşa vasıtasıyla çizmenin ucundaki Otranto’yu almakla bir tramplen temin etmişti. Fakat Cem Sultan'ın saltanat hırsı, bu tramplenden istifade imkanını ortadan kaldırmıştı. O, şimdi Avrupalılar için iki şeydi. Birincisi her sene Bayezid'i Veli’den kırk beş bin duka altını almak (diğer yollarla validesi ve Mısır Sultanından aldıkları başka) bir de Osmanlı'ya karşı çok yüksek bir şantaj aletiydi.
Elçilerin; İspanya'yı anlatışları yüce padişahı ve dinleyenleri öyle yaraladı ki, padişah meşhur Kemâl Reis'e, filosunu hazırlayıp, derhal imdada koşmasını emir eyledi.
Cem Sultan Napoli'de H. 900-M.1495 yılında vefat ederken, ağabeyi Bayezid-i Veli’ye vasiyetini şöyle bildirmiştir. “Beni İslam topraklarına gömünüz, evlat ve ayalimi yanınıza alıp himaye buyurunuz.” Cem Sultan; Osmanlı şehzadelerinin içinde en meşhurudur. Çünkü çektiği üzüntü ve cefalar Bayezid-i Veli’ye karşı kullanılmak için daima yazılıp çizilmiştir. Allah rahmet eylesin. Fi Emanillah.
 (devam edecek)
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat