Loading...

Reyhan Değirmenci Batut

Bir varmış, bir yokmuş....

21 Temmuz 2019 21:36
A
a
Telefonlar demiştik bir önceki yazıyı bitirirken.
Manivelalı telefonlar vardı eskiden, sonra çevirmeliler çıktı ki gerçek bir icat gibi geldi bize.
Eskiden her evde telefon yoktu, postaneye yazdırılır, beklenirdi, bağlatılırdı diye anlatmaya başladığımızda, çocuklarımız taş devrinde yaşadığımızı sanıyorlar. Düşünmek bile şimdi ki nesli ürpertiyor, cep telefonu ve internet yok. Tuşlu telefon, telsiz telefon, cep telefonu hayatımızda daha çok yeni dediğimizde, sanırım yaşımızı yüz var mıdır bu diye hesaplıyorlardır. Oysa bunlar ne kadar yakın zaman bizim için.

Ya jetonlu telefonlara ne demeli?
Onlar oyun parklarında ki araçlara atılan jetonları biliyor sadece oysa bizim için heyecanın ta kendisiydi jetonlar.
Bir avuç jeton alıp sevdiğinle konuşabilmenin tadını yazık ki hiç bilemeyecekler.
Telefon sırası bekle, telefon bozuk mu, arkanda ki konuştuklarını dinliyor mu (hepsi kabinli değildi sonuçta), jetonu yuttu mu, arama gerçekleşti mi bunun keyfi hiç bir şeyde yoktu. Sabit hatların yüzüne bakanın olmadığı şu devirde anlamak zor tabi ama o zamanlar için olmazsa olmaz bir şeydi.
Size en iyi telefonu söyliyeyim mi, konuştuktan sonra kutu dolu olduğu için jetonu geri veren telefonlar, öğrenci milleti için nasıl büyük bir şanstı.
İnternet paketi bittiği için bunalıma giren, diyalize bağlı gibi wifi olmayan yere gitmeyen yeni nesil bunları ilkel bulmaya, bizlerde onları şanssız saymaya devam ederek yaşlanacağız sanırım.
Dergi, mektup arkadaşı, pul dedik nerelere geldik.
Çok imkanları olmayan ama sahip olduğu her imkanı sonuna kadar kullanan, tadını çıkaran harika bir nesildik.
Akşam üzeri dolaşmaya çıkar, tiyatroya, konsere gider, çay bahçesinde adabımızla oturur, yüz yüze sohbet edebilirdik ve bunlar için mutlu hatta müteşekkir olurduk.
Anne babalarımız bize seni seviyorum demezdi belki ama bir şekilde bunu hissettirir ve biz de bunu bilirdik.
Eve dair sorumluluklara ortak olur, evin sorunlarını, varı yoku bilir, depresyona girmezdik.
Biz yük olmamaya çalışırdık, ailelerimiz daha fazla destek olmaya, böyle tatlı telaşlı yaşar giderdik.
Küçük şeylerle mutlu olmayı, an’da kalmayı, gereksiz kaygılar taşımamayı, paylaşmayı böyle öğrendik biz.
Kaba olmamayı, insanlığı, saygıyı, adabı muaşereti de öğrettiler bize.
Her şeyi ben bilirim yerine, bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp demeyi.
Başlangıçlar zaten güzeldir, mühim olan bitişler derdi bir büyüğümüz, insanların kalitesi o zaman belli olurmuş.
Sen zordayken seven çok olur, dik durabilirken de severseler onları ayrı koy, gerçek dostturlar iyiliğini isterler de derdi.
Velhasıl kelam biz iyi zaman da yaşamış, iyi olabilmişiz, bizi iyiler büyütmüş.  Ha derseniz ki sizin jenerasyon da kötü yok mu hiç?
Var tabi, olmaz mı ama onların ki bunlara sahip olamamak değil, yüreklerinde taşıdıkları fenalıklar.
Yoksa hepimiz üç aşağı beş yukarı benzer büyüdük.
Geçmişi güzel olanın, iyilikle iyilerle olanın, bu günü de iyi oluyor. Huzursuzluk, mutsuzluk hiç kapısını çalmıyor.
Çocuklarımıza bunları da öğretmek gerek belki de. Pul hikayesi, jeton macerası derken, arada güncel tabirle zihinlerini kodlayalım ki yarınlarımız da güzel olsun.
Güzel günler dilerim.
Sevgiyle kalın, iyilikle kalın...
 
1000
icon
Şefik Kaya 21 Temmuz 2019 22:55

Teşekkürler güzel bir hatırlatma

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat