Loading...

Bursa’dan Belçika ihracatını kim önledi?

15 Temmuz 2019 20:50
A
a
Artık dünyanın gelişmiş ülkelerinde yaşayan insanlar, beslenirken zehirlenmek istemiyor. Tükettiği gıdayı, içtiği suyu ve sütü soruyor, soruşturuyor, ondan sonra sofrasına/masasına koyuyor. Biliyor ki; sağlıklı ve güvenli gıda tüketmemenin ağır bir faturası var. Ülser gibi, kanser gibi, üreme hastalıkları, katarakt ve alerji gibi rahatsızlıklar; sağlıksız beslenmenin geri dönülmez faturasını yaratıyor.
Bu gibi olumsuz sonuçlar karşısında; zaman- zaman ikilemler içine girerek “bugün ne yesek” tümcesini, “bugün ne yemesek de sağlığımızı korusak”  noktasına getiriyoruz kendimizi…
Yani; gıda güvenliği konusunu yeniden ele almanın zorunluluğuna ulaşıyor herkes…Artık dünyanın gelişmiş ülkelerinde yüzde 100 gıda güvenliği olmazsa olmaz bir kural…Çağdaş ülkelerdeki insanlar: sağlıklı ve güvenli gıda konusunda asla riske girmiyor.
Ama ya bizim ülkemizde..?



                              AYSBERG MARULUN YAPTIĞINA BAKIN SİZ..?
Şimdi size ciddi bir sorum var: bir insan maruldan zehirlenebilir mi ?
Bu sorunun cevabı genellikle “hayır” olmalı değil mi ?
Ama bu ülkede ve belki de bu şehirde; kimyasallarını derelere bırakan bazı fabrikaların atık suları ile sulanarak yetiştirilen bir maruldan zehirlenebiliyor insan… Örnek bir olay anlatmamı ister misiniz ?
İşte size zehirli kimyasallarla sulanmış ve yeterince dezenfekte edilmeden masaya konulmuş aysberg türü bir marulun yarattığı bir zehirlenme hikayesi…
Hikayenin kahramanı; Bursa’ya mal almak üzere gelecek Belçikalı bir işadamı…
Olayı sıcağı-sıcağına yaşayan ve bana anlatan da, Bursalı bir sanayici…Yakın bir geçmişte yaşanan marul ile zehirlenme olayını şöyle anlatıyor ihracatçı işadamımız: ”Akşam saatlerinde Brüksel’den İstanbul’a gelen müşterimizi, Atatürk Havalimanı’nda karşıladım. Mudanya’ya giden son feribotu kaçırdığımız için, yorgun müşterimizi mecburen bir otele yerleştirdim. Müşterimi akşam yemeği için saat 21.00 gibi otelinden alarak Kumkapı’ya akşam yemeğine götürdüm. Bir balık restoranında; masayı bildik gıdalarla donattım. Beyaz peynir, karides güveç, kalamar, patates kızartması gibi bizlere özel mezelerdi. Bir de Aysberg türü marul ile mevsim salatası geldi masamıza... Lüfer ve palamut balık siparişleri ile ana yemeği tamamladık. Müşterimle birlikte aynı yiyecekleri yedim ben de…Gece yarısına doğru müşterimi kaldığı otele bıraktım. Sabah müşterimi alıp ilk feribotla Bursa’ya getirmek için saat 07.00 gibi otele gittim. Ne yazık ki gece yarısı zehirleme belirtileri gösteren ve hastaneye kaldırılan müşterim, daha sonra da özel sağlık sigortasının sağladığı ambulans uçakla sabahın erken saatlerinde ülkesine dönmüştü. Şaşırdım kaldım”.



                                  BİZE BİR ŞEY OLMUYOR MU..?
Zehirleyen marul hikayesinin geri kalanı daha ilginç…Tam anlamıyla Türk işi bir dezenfektasyon çözümün sonucu…Bursalı işadamını dinliyoruz bu noktada yeniden: “ Birlikte uzun vadeli ihracat projelerimiz olan saygın müşterimin neden zehirlendiği konusu kafamı kurcaladı.  Sorularıma yanıt almak için, hemen akşam yemek yediğimiz lokantanın yolunu tuttum. Lokantadaki garsonlardan ödenmeyen bir su faturası nedeniyle işyerinin suların kesik olduğunu, taşıma su ile temizlik yapıldığını öğrendim. Suların kesik olması nedeniyle de; tüm sebze ve meyvelerin, bir kova içine sokup-çıkarılarak temizlendiğini gözlerimle gördüm. Müşterimin neden zehirlendiğini anlamam zor olmadı. Büyük bir olasılıkla; aysberg türü marul, diğer marullarla birlikte pis su dolu kovaya sokup-çıkararak temizlenmişti. Belki de kirli dere suları ile sulanarak yetiştirilen bu marulun üzerindeki mikroplar, pis su dolu kova ile yeniden özdeşleşerek çoğalmıştı herhalde. Ama garip olan şey; bana bir şey olmamasıydı. Bende aynı şeyleri yemiştim. Galiba biz bu tür mikropları defalarca aldığımız için, bünyemiz bağışıklık kazandı. Ama sağlıklı-güvenli gıdaya alışkın Belçikalı bireyin bünyesi, bu mikrobu kaldıramamıştı. Ne yazık ki; Belçikalı müşterimi bu zehirlenme olayından sonra, defalarca davet etmeme rağmen bir daha Bursa’ya getiremedim. İş ilişkimiz de daha başlamadan bitti. Belki de yıllarca sürecek ve milyonlarca Euro tutarındaki bir ihracat projemiz de, işin başında rafa kaldırıldı.”
Birebir yaşanmış bu hikayeden alınacak çok ders var aslında…Bu ülkede kim bilir neler yiyoruz ve neler içiyoruz bilmeden…Ne riskler taşıyor bünyelerimiz..?
Bazen bağışıklık sistemimiz yabancılardan çok daha iyi çalışıyor ve zehirlenmiyoruz.
Ama yaşamı yüzde 100 gıda güvenliği olan garantili gıdalarla süren bir yabancı, bu toprakların tam temizlenmemiş gıdaları ile uyuşamıyor ve zehirleniyor. İşin özeti bu galiba…Kirli bir marul ve o restoranın sahibi, Bursa’nın ihracatını önleyen 2 faktör olmuş yani…
ÖZLÜ SÖZLER: Felaketlerin çok iyi bir yanı  da,  bize gerçek dostlarımızın kim olduğunu öğretmesidir. (BALZAC)
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
İhracatçı firma sayısında artış!..
Ticaret Bakanlığı dış ticaret verilerini araştırdığımızda; farklı bir ihracat gelişmesinin farkına varıyor insan…Geçtiğimiz yılın 77 bin 723 olan ihracatçı firma sayısının, bu yılın Haziran ayında 83 bin 279’a çıktığını görüyoruz ve seviniyoruz.
Demek ki ülkemizde iç pazara mal satmanın sıkıntısını taşıyan 6 bine yakın firma, ihracat olanaklarını zorlayarak ticari yaşamını sürdürmeye karar vermiş.
Bu güzel gelişmenin yanında bir de sıkıntı var ama…Geçen yıl 9,9 milyon ton olan ihracat çeki tutarı, bu yılın aynı ayında 9,8 milyon tona inmiş. İhracat geliri ise; geçen yıl 12,6 milyar dolar iken de bu yıl 10,5 milyar dolara düşmüş. İşte bu noktada çok önemli bir ayrıntıyı atlamamak gerek…Türkiye’nin yaptığı ihracatın kilogram fiyatındaki düşüş, bir tehlikeyi işaret ediyor.2018 haziran ayında 1,26 dolar olan ihracat KG.fiyatı 1,08 dolara inmiş.Yani artık ihracatı dünyanın rekabet koşullarından dolayı, daha düşük birim fiyatlarla ihracat yapmak zorunda kalıyoruz.
Dış ticaret verilerinin en güzel tarafını ise sona sakladım .Ülkemizdeki ihracatçı firma sayısı ithalatçı firma sayısını geçti. Türkiye’nin şu andaki ihracatçı firma sayısı;83.279, ithalatçı firma sayısı ise 79.771…Geçen yıl bu kriter 83.442/77.723 olarak ithalatçı firma lehineydi. İşte bu değişiklik ülkemiz ekonomisinin ihracat ile daha iyi bir performans yakalayabileceğini de gösteriyor.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat