Loading...

Serkan Ömer Abbasigil

Çare

18 Ağustos 2018 21:47
A
a
ABD'nin Amerikalı Rahip Pastör Andrew Brunson'un serbest kalmasını istemesi ve  ardından Türkiye'ye karşı çelik ve alüminyumdan alınan vergiyi artırması üzerine, gergin bir seyir izleyen Türk-Amerikan ilişkileri giderek daha da kötüleşmeye başladı. ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin yanı sıra Çin, Rusya, İran ve İran ile iş yapan Alman firmalarına karşı da yaptırımlar uygulayarak Avrasya cephesine karşı ticaret savaşını başlattı. Türkiye'ye karşı ABD tarafından başlatılan ticaret savaşına Almanya ve  Rusya'dan tepki gelmesi ve karşı hamle olarak yerli para birimleri ile ticaret yapılmasına dönük çabalar; Türkiye'nin önümüzdeki süreçte dış politika ve ekonomide büyük değişimleri başlatacağını bizlere göstermektedir.
Türkiye, ABD ile dış politika alanında büyük sorunlarla karşılaştığı için her geçen gün Rusya, Çin ve İran ile daha da yakınlaşma yoluna gitmektedir. Aslında Türkiye bu yakınlaşma sürecini daha önce başlatmalıydı. Yıllar önce Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının "6. Filo defol" sloganı ile verdiği mücadelenin önemi bugün çok daha iyi anlaşılıyor. ABD, dini cemaat ve tarikatlar üzerinden ülkemizin en önemli noktalarına sızarak siyasi arenada, bürokraside ve ticari alanda oldukça etkili oldu. ABD'nin politikalarına karşı duran ya da diplomasi ile Türkiye'nin aleyhine olacak gelişmelerin önüne geçmek isteyen siyasetçiler, bürokratlar tasfiye edildi ya da marjinal olarak değerlendirildi. Uzun yıllar boyunca Türkiye'nin ABD'den başka ülkelerle müttefik olamayacağı algısı topluma nüfuz ettirildi. Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeni bir sayfa açıldı. Türkiye'nin ABD ile yakın ilişkiler kurmasının yarattığı olumsuzluklar artık halk tarafından açıkça görülmeye başlandı. Bir zamanlar bugünkü Vatan Partisi lideri Doğu Perinçek, Eski CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit ve Milli Görüş’ün lideri Necmettin Erbakan tarafından ABD'nin Türkiye'nin aleyhine politika izlediği görüşü dile getirilmişti. Bugün de bu liderler arasından hayatta olan Doğu Perinçek, ABD'ye karşı duruş söylemini kararlıkla devam ettiriyor. Şimdi enerji başta olmak üzere, ekonomik, siyasi ve hatta askeri faktörler doğrultusunda Türkiye'nin Rusya, Çin ve İran ile yakın ilişkiler kurması gerektiği gerçeği çok net bir şekilde görülüyor. İktidar partisi de bu gerçekler doğrultusunda dış politikada revizyona gitmek durumunda kalarak, Milli Görüş çizgisine daha yakın söylemlerde bulunmaya başladığı izlenimini vermekte.
Türkiye'nin ekonomik açıdan çıkarlarına uygun olarak Avrasya ülkeleri ile ekonomik ilişkilerini geliştirmesi gerekliliği bugün ABD ile yaşanan olumsuz gelişmelerin ardından daha iyi görülmektedir. Türkiye, ithal edeceği ürünleri Asya ülkelerinden rahatlıkla temin edebilme alternatifine sahiptir. Ayrıca milli sanayicimiz teşvik edilerek, sanayi ürünlerinde yerlileşme arttırılmalıdır. Üretim ekonomisine geçilmediği takdirde, önümüzdeki süreçte ülkemizin ekonomik açıdan büyük zorluklarla karşılaşacağı gerçeği siyasi irade tarafından da dikkate alınmaya başlandı. Ülkemizi yönetenlerin, ekonomik ve siyasi açıdan yaşanan bu değişim sürecinde kararlı bir duruş sergilemesi ve millet olarak da ABD'ye karşı taviz vermeden dik durulması geçiş sürecini en az zararla atlatmamız açısından oldukça önemlidir. Bu doğrultuda, Türkiye'nin, ABD'den ithal edilen ürünlere ek vergi koyması önemli bir başlangıçtır.
ABD ile yaşanan gerilim, ekonominin yanı sıra askeri alanda da yaşanmaktadır. F-35 savaş uçaklarının teslimatına ilişkin süreçte yaşanan sorunlar ve ABD'nin Suriye'nin kuzeyindeki PYD güçlerini silahlandırması, iki ülke arasında gerilimi sürekli tırmandırmaktadır. Türkiye'nin askeri alanda ABD'ye alternatif olarak, Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi almasına dönük adımı oldukça önemli olmakla birlikte yeterli değildir. Soğuk Savaşın sona ermesi ile iki kutuplu dünya düzeninden tek kutuplu dünya düzenine ve ardından da günümüzde çok kutuplu dünya düzenine geçiş yapıldığı bu yeni süreçte dış politikada hızlı karar alınması oldukça güçtür. Çok boyutlu dış politika izlemeye çalışan ülkemizin politika yapıcıları Avrasya-Atlantik cepheleşmesinde arada kalmakta ve karar vermekte zorlanmaktadır. NATO üyesi olmamız nedeniyle askeri açıdan Atlantik cephesinde yer almamıza karşın; ekonomik ve siyasi faktörlerin yanı sıra askeri açıdan da Avrasya cephesinde konumlanmamızın gerekliliği çatışmaktadır.
Son olarak; ABD ile ekonomik, siyasi hatta askeri alanda yaşadığımız sorunları aşmada çare; iktidarı ve muhalefeti ile birlik olup kararlılıkla bu zorlu süreci atlatmaktır. Geçmişte ABD'ye karşı topyekûn mücadele verilmemesinin faturasını yıllar sonra bugün ağır bir şekilde ödemekteyiz. Gelecekte ABD tarafından askeri, ekonomik ve siyasi açıdan yeni saldırılara maruz kalmamak için Berlin, Moskova, Pekin ve Tahran arasında işbirliğini sağlamaya dönük proaktif bir dış politika izlememiz gerekmektedir.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat