Loading...

Düğün…

23 Temmuz 2019 21:20
A
a
Meşhur meseldir, vatan nedir sorusuna “Anam” cevabını veren Ahmet, arkadaşlarına örnek olunca, aynı soruya muhatap olan asker mehmet, cevaben, “Ahmet’in anasıdırkomutanım demiş…
Vatan konusunda eğitim kökenli bilgi birikiminden yoksunluk gibi milli gelirden yeterli pay alamayanların da mevcudiyeti bir gerçek. Bu tarz  yoksulluğun çeşitli sebepleri arasında baş sırada,  alınan kredilerin  özel amaçla kaybettirilmesidir. Bunların batakları,  ekseri kamu bankaları üzerinden hükümetlerin başlarına iş açar. Neticesi de, enflasyon, işsizlik ve yoksulluk…
Hükümetler, bir anlamda varsıllar kosülüne benzerliklerinden, kredi borçlularının bu yaygın unutkanlıklarında kötü niyet aramazlar ve bunlar için bir af kanunu çıkarıp zararı milletin sırtına yükleyerek bütçeleri dengeye getirirler…
Batan ve batırılan bankaların sahipleri veya batıranlar tarafından tekrar geriye getirilmişi   Türkiye’mizde görülmemiş ve duyulmamıştır…
xxxxxxxx
Türkiye’de de büyük birikimlerin mayalanma safhasında geçirdiği istihaleler hep böyle midir ?   Evet veya hayır. Bunu bir tarafa koyalım. Bizim kimsenin malında, payında gözümüz yok. Lakin, milli gelirden hiç pay alamayan insanların mebzul sayıdaki varlığı da bir gerçek,
İken ;
Vergide göstermelik şampiyonlar listelerinin başlarında yer alan süper aktif varsıllar arasındaki şa’aalı, debdebeli şenliklerin gölgesinde nam ve şan aşkına çuvallarca parayı israf kuburlarına döktüren sınıf düğünleri, millet adına hepimizi şenlendirici bir mutluluk kaynağı oluşturabilir mi ?
Bu vatan kimin,Gerçekten Ahmed’in anasının mı, yoksa Kalyoncu’larla Demirören’lerin mi..?
Xxxxxxxxx
Devlet otoritesi, maddi ve manevi alanda halkın mutluluğunu sağlayan bir faktör olup, halkın sırtırdaki geçim derdini hafifletebiliyor. Demek ki, bir güc faktörüdür. Devletin, bu gücüyle halkı için  ihtiyaçlarını karşılama imkanını sağlayabildiği ölçüde, otoritesi de artıyor.…
Nitekim devletin baş temsilcisi sıfatıyla Tayyip Erdoğan, domatesin yanında soğan ve patatesin de sekiz liraları bulması üzerine, zahirinde duymadıysak da, muhtemelen müsebbiplerine  iç dünyasından basınca kalayı,
Al sana bir, tanzim satış rahatlaması…
xxxxxxxxx                    
Belediye otobüsündeyim. Karşımdaki çift kişilikte bir tek kişi. Elinde bir gazete ve bir de kalem. Kendisine kazandıracağı umuduyla at yarışlarını bir kenara not ediyor. Aksaraydan Okmeydanı’na varıncaya kadar gazetedeki bütün yarışları inceledi.  Neticede hiç birisini gözü tutmadı ki, umutsuz ve bedbin bir tavırla elindeki kılavuzu da kahredici bir tavırla buruşturup attı...
Kendisine türkücü Bayram Aracı’yı işitip işitmediğini sordum. Bilmiyormuş. Başladım tanıtmaya..
Bayram efendi, sazlı sözlü bir türkücüdür.
Kara bahtım kem talihim, taşa bassam iz olur.
Yüz yaşımda bir yar  sevsem, on üçünde kız olur.
Ağustos da suya girsem, balta kesmez buz olur…
İşte bu türküleri meşhur etmiştir. Türkülerinde seni tarif ediyor. Amma, kapısını çaldıklarınsa seni söğüşlüyor. Atçılar, totocular ve üfürükçüler gibi hiç kimseye kapı açmaz bunlar. Bilakis elinizde avucunuzda ne varsa, hepsini kapıp götürürler…
Adamcağız meğerse dertli imiş. Bakınız söylediklerine…
Ben içiyorum.Beni bir gün dumancıların yanında gördüler, oysa yolum oradan geçiyordu. Yallah içeri. Güç bela karakola imza vermekle yakayı kurtardım. İş arıyorum yok. Ekmek alacağım, imkansız. Parası olanlar, düğün dernek ohh keka. Ne halt edeceğimi bilmiyorum…
Şaşırdım. Atayım geliyor kendimi, köprüden aşağı”…
Ne yaparsın. Yüce Mevlamızın açtığı bir kapıdan kendisini içeriye çekmesini niyaz etmekten öte, elimden bir şey gelmezdi ve gelmedi de…
Xxxxxxxxxxxxx
Düğün dernek tabiidir ki, demokrasilerde bir hak. Kazanma gibi harcama da insanın temel hak ve hürriyetleri arasında. Ne var ki, Allah’ın, verdiği haklarla, demokrasinin tanıdığı haklar, temellerinden farklıdır…
Haydi geliniz aradaki farka bakalım…
Müslümanlıkta, insana faydalı olan her hangi bir nesnenin özel kimliğini, yapısını bozamazsın. Buna hak ve ruhsatın yok. Allah  şeftaliyi  tüylü olarak yaratmış. Şimdi siz bunun karakteriyle, asli hamuruyla oynayıp tüyünü yok ediyorsunuz.
Oysa, GDO’lu dediğimiz kahpeleştirilmiş ürünlerin yenilmemesini tavsiye ediyor tıp dünyası. Zararlı çünkü. Muhtemelen bunlar Müslümana haram da olabilir. Ben bilmem. Amma demokraside serbest…
Gelelim Boğaz’daki düğün derneklere…
Kamu otoritesi buradaki sarayların da GDO’suna ellenilmemesini, özel yapısına, tarihi namusuna dokunulmamasını, Müştemilat falan eklemeyiniz diye emretmiş. Amma, devletiyle vatanını kendi analarının malıymış gibi görerek sahiplenen süper servet sahipleri, ön cephesine Boğaz paralelinde ve sarayın uzunluğunda çuvalla para dökerek üç günlüğüne bir düğün platformu döktürmüş…
Upuzun bir müştemilat…
Son günlerin meşhur düğününü orada zivafladılar…
Saray ile denizin arasına boylu boyunca ve dünyada bir eşi bulunmayan ve bulunamayacak tek kullanımlı bir düğün salonu inşa ettiler…
Kim izin veriyor buna ve kimler hangi hak ve selahiyetle ya da bir kahvenin hatırına görmüyor inşaatı ve yapı hazırlıklarını ?...
Söyleyebilir misiniz devlet kimin ?       
Olacak ve göz yumulacak iş mi ?
Amma vatan, bizim gibi sıradan fakir analarının malı olmadığından, bal gibi oluyor işte…
Yeşil Şehir’de de olduğu, oldurulduğu gibi !....            
Xxxxxxxxxxx
Protestan dininin Hıristiyanlık mezhebinde temel şiar öte dünya saadeti için referans, bu dünyanın başarılarıdır.  Protestanlığın Müslümanlarını da aynı inanışla burada yaşarken görüyorsunuz ve hep birlikte görüyoruz, hayal edilemeyecek  büyük  başarıların peşinde koşturup duruyorlar…
Yaşarken ne kadar debdebe, şaşaa, bolluk ve doyumsuzluk,ötede de aynı ağırlıkta koltuklanma!...
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat