Loading...

  Garip iki öykü…

17 Şubat 2017 21:36
A
a
İnsanoğlunun cennetten kovulması ile başlayan dünya serüveni günümüze kadar devam ede geldi  ve bundan sonra da kıyamete kadar devam edecek.nice insanlar geldi geçti şu zavallı dünyadan. Nice öyküler yaşandı kıyımızda köşemzide haberimiz olmadan.işte bunlardan biri de Mustafa Yalaza’nın öyküsüdür. Bizi duygulandıran, tüylerimizi ürperten, gözlerimizi yaşartan, yüreğimizi yeşerten.kimdir peki bu Mustafa Yalaza.
Mustafa Yalaza’nin öyküsü.
Muharip gazi, kürekçi ustası, meslek önderi , 1898 yılı İnegöl doğumludur. Babası Ali Efendi yıllar önce Trablusgarp ve Yemen cephelerinde savaşmak üzere evden ayrılmıştır. Mustafa Efendi 17 yaşında askere alınır. Temel eğitim için İstanbul Selimiye Kışlasında toplanma merkezindedir. Tellal isimleri okumaya başlar kimin hangi cepheye gideceğini duyurmaktadır. “İnegöl’den Gavazoğulları’ndan Ali oğlu Mustafa” Bir an tellalın sesini bastıran bir ses duyulur “Tellal o İnegöl’lü asker hangisi”. Sesin sahibi daha önce başka cephede yaralanmış ve tedavi sonrası o da cepheye gönderilmeyi bekleyen İnegöl’lü Ali Efendidir. Koltuk değnekleriyle askerlerin toplu halde oturduğu meydana iner. “Oğlum sen İnegöl’de kimlerdensin”. “Dayım Hafız Burhan, Amcam Fuat Efendi, Babam Ali Efendi ise uzun zamandır asker”. Ali Efendi kendini tanıtır ve  baba oğul kucaklaşırlar. Sabaha kadar uyumaz sohbet ederler. Ayrı ayrı cephelere giderler. Mütareke sonrası İnegöl’e dönerler. Sonrası İnegöl’den İnönü savaşlarına da katılırlar. Kürekçilik yaparak hayatlarını sürdürürler. Ali Yalaza 1942 yılında hayata veda eder. Mustafa Yalaza ise 05.11.1984 tarihine kadar ömür sürer.
Kendisi görmek bahtiyarlığına eriştiğim bu zatın torunu olan İnegöl Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Şefi Diler Yalaza ile de bu konuda daha detaylı görüşüp sizinle paylaşacağım kıymetli okurlarım.
 
İLGİNÇ BİR OLAY.
1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay meydana geliyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor. Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için.
Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar.
Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor. Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar.
Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor.
Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar. Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücünde buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
*****
"Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" dedi.
De ki; "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir."
Yasin 78-79. âyetler
 
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat