Loading...

Gelelim kendi küçük dünyamıza…

8 Nisan 2019 21:34
A
a
1923’te kurulan Cumhuriyet  Hükümeti 1945 yılına kadar tek partinin  yönetiminde yürüyüp gidiyordu…
Nereden çıktı bu çok partili demokrasi isteği?..
İkinci harp yıllarında ülkemizde meydana gelen suni yokluk ve kıtlıktan istifadeyle oluşan çalma, çırpma,  karaborsa ve ihtikar rantları, hızlı ve büyük birikim sahibi ettiği şehir tüccarlarıyla kırsal kesimin toprak ağalarını hükümete karşı kafa kaldırmaya adeta zorladı…
 “Yeter söz milletindir” hareketinin asıl amacı da burjuvalaşma kertesine gelen sermayenin bizatihi kendisini karar süreçlerinde etkin pozisyonlara getirmekti. Yoksa Bayar, laiklikten sapma olmayacağına dair  ne diye garanti sözü verecekti, İsmet İnönü’ye?..
Bayar Menderes hareketinin ana kurucular kadrosu da temelinde, İzmir İktisat Kongresi’nin katılımcıları olup, devletçe  desteklenen bir grup idi...
Batı’daki kalenderan ayak takımının kiliseye karşı dikleşmesine paralel, Türkiye’de de, sicilinde rejimin yanı sıra maneviyatın da camili  atmosferine karşı protestanca tavır sergileyenler de, niteliğinde aynen bu gruptu…
Bilahare bu gruba,”Aferistler” adı verildi…
Kaba Türkçesiyle, parmağım içinde…
Xxxxxxxxxx
İsterseniz, “tavuk mu-yumurta mı” anahtarını burada kullanalım.
Protestanlık ile kapitalizm ikilisinde “hangisi hangisinin eseridir?”
Kırklı yıllardan bilirim, İstanbul’da şehrin sınırı, Beyoğlu tarafında o zamanlarda var olmayan şimdiki Şişli Camii’nin bulunduğu noktada kesilirdi. Biraz ilerisinde azınlıklara ait mezarlıklar ve karşısında da şimdiki Cevahir Eğlence Merkezi’nin bulunduğu alanda İETT’nin tramvay garajı. Buradan ötesi de bağlık, bahçelik ve dutluklar…
Müslümanlarla gayri Müslimler, özellikle kadın taifesi, giyim kuşam tarzından kendilerini belli ederdiler. Mezarlıklarıysa, bir tek taşlarındaki simgeler ile Hüvel Baki ibarelerinin dışında, aralarında fark olmayacak kadar basit ve sadelikte de birbirlerine benzerdiler…
Zincirlikuyu’da ise, büyükçe bir tek bina. Sağı solu, önü ardı hafifinden engebeli dümdüz boş arazi…
Yapı Usta Sanat Okulu
İkinci Dünya Harbi’nin yarattığı darlık ve yokluk şartlarının hayat verdiği devasa servet birikimleri,  sahiplerini siyaseten hükümete karşı dikleştirip çok partili demokrasi talebine yönlendirdi. İktidara namzet hale gelen bu grup, kendi sosyal konumlarına uygun mezarlık talebiyle siyasi iktidarı zorlamaya başladı.
Yavaştan yavaşa sessizce oluşan kaynağı çarpık zenginlerin talebi üzerine, protestani bir mezarlık tesis edildi…
Diğer mezarlıkların insanın ruhuna işleyerek tefekküre zorlayan sessiz ve dingin uhrevi atmosferinden yoksun bir mezarlık olarak,
Zincirlikuyu Mezarlığı…
İslam dan da haylice koparılmış, kopartılmış Vezneciler’dekine benzer Kalenderan Camii gibi, insanın kıskançlık damarına hitap eden isyancı bir atmosfer…
Ölüm ötesi tarafta da, dünyanın lüks ve debdebesini kesintisiz sağlayacağı  inanışıyla, dünyadaki canlı hayatında elde edilen yüksek refah ve zenginliğine şükran babında, mezarlıkta adeta değerine paha biçilemez villalaştırılmış  soft mermerden aile kabristanları…
Gerçi aynı felsefeden kopan arzu ve ihtiraslardan etkilenen Müslümanların da mezarlık tezyinatçılığında Protestanlardan geri kalır tarafı kalmadı  ya!
Oysa, mezarlıklardaki kabir toprakları herkese mahsus anonimdir. Tıpkı tarla toprağı ile ateş, su ve hava gibi. Hiçbir şekilde özel mülk haline getirilemez, hiç kimseye para karşılığı tapulandırılamaz…
 “Burası bizim aile mezarımız olsun. Parasını verelim tapusunu alalım. Yabancılar gömülmesin!..”
Yok öyle yağma…
Xxxxxxxxxx
1923-1950 ve 2000’li yılların Türkiye’de meydana getirdiği sosyal manzaraya bakarsak, rahatlıkla diyebiliriz ki,
Protestanlık, kapitalin ürünüdür. Çıkınız dışarıya ve bakınız çevrenize…
Tesettür kavramında ifadesini bulan  ve İslam dininin  ibadet  farziyetini moda akımı üzerinden metalaştıran güç, kimin ve neyin gücüdür ?...
xxxxxxxxx
Zaman zaman şahidi oluyoruz. Belki kendi şahsi beklentilerinin olumlu karşılığını bulamadıklarından ya da her neden ise, dostlarımızın  yorgun ses tonlarından, eskinin mücahidini günümüzde  müteahhide çeviren değişimin verdiği  hüzün yüklü bedbinlik yargıları dökülüyor…
Sandıklı laik demokraside, siyasi partiler, programları ve  kampanyalarıyla seçmenlerin şahsında halkı Protestanlaşmaya zorluyor…
Çünkü, demokrasilerde sandıklar sermayenin kontrolünde şekillenir…
İşte onun içindir ki, sandıklardan aldıkları oy nispetinde devlet nakit desteği verir ki, sermayenin emir eri olmasın…
İfrat ve tefritten bağımsız hamd ve şükr’ü amaçlayan var olanla yeterlilik siyasetinin, müslümanca olması gereğinden, bu felsefe hukuk duvarına tosluyor…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat