Loading...

Hakkaniyet

7 Eylül 2019 20:25
A
a
Bakara Suresi, ayet 159’da Rabbimiz buyuruyor ki; “Şüphesiz indirdiğimiz o çok açık ayetleri ve doğruyu gizleyenler, işte onlara, hem Allah lanet eder hem de lanet ediciler lanet eder” ve 160.cı ayette ise “Ancak tövbe edip kötü hallerini düzeltenler ve iyice açıklayanlar müstesna. Artı Ben onların tövbelerini kabul ederim, ben Tevvab’ım ve Rahim’im”.
Bu iki ayeti yazmamın sebebine geçmeden önce biraz açıklama yapmam gerekecek. Bu ayetler bize ne diyor önce onları kısaca açıklamaya çalışayım. Meal ve açıklamaların bir kısmını Ruhul Furkan Tefsirinden aldığımı da yazıp öyle devam edeyim.
İlk ayet bize şunu söylemektedir. Kişi sahip olduğu ilmi özellikle şeriat ilmini, yani islam ile ilgili bildiği şeyleri gizleyemez. Gizlemesi yasaktır.  Tabi bazı özel durumlar hasıl olmuşsa o ayrı mesele. Örneğin canı tehlikede olan bir kişinin gizlemesi elbette yasak değildir. Burada bahse konu olan yasak, bir menfaat için veya başka dünyevi bir gerekçe için gizlenen ilimdir. Şöyle bir misal vereyim; bir âlim düşünün, şeriat’ın devlet erkânına olan özel bir emrini öğrenmiş ve padişah da o âlime konu hakkında fetva soruyor, Âlim o bilginin padişahın hoşuna gitmeyeceğini düşünerek gizlemeye çalışması yasaktır. 
Ayet çok net bir şekilde “doğruyu gizleyenler” diyor. Buradaki doğru geneldir, sadece şeriat ilmine has tutulamaz. Sosyal yaşamımızda karşımıza çıkan çok basit sorunlar karşısında gösterdiğimiz tavırların da doğruyu yansıtması gerekmektedir. Yani şunu diyorum; Örneğin; kardeşimiz ile yabancı biri basit bir konu üzerine tartışıyor ve birbirlerini suçluyorlar, biz de konuyu dinledikten sonra, ilmimiz elveriyor ve doğru olanı anlayabiliyor isek, velev ki kardeşimizin aleyhine olsun, mutlaka söylememiz gerekiyor. Taraf tutmak, bir çeşit menfaat demek olacaktır, yani doğruyu gizlemek için haklı bir gerekçe olmayacağından, gizlememiz kesinlikle yasaktır.
Tabi şunu da belirtmekte yarar var, ayetin ilk kısmı “indirdiğimiz o çok açık ayetleri….” Diyerek özel bir şeye işaret ediyor elbette. Bu daha önceden indirilmiş olan Tevrat, İncil ve diğer Suhuflar veya Kur’an olabilir. “Yani çok açık bir şekilde indirdiğimiz kitaplarda belirttiğimiz doğrular olan ayetleri ve diğer doğru işleri gizlemeyin buyuruyor Mevlamız.” “Eğer bu kadar açık olan bilgileri gizlerseniz, Ben ve diğre tüm lanet ediciler sizlere lanet eder” buyuruyor Allah (c.c). Ancak biz ise bu özel durumla beraber Allah’tan indirilmiş tüm doğru bilgiyi ve hatta sosyal yaşamımızda karşılaştığımız durumlarda da hakkaniyeti ve hakkaniyetli olmayı da bu ayetin anlamı içerisinde değerlendiriyoruz.
Bu ayetleri bu açıklamaların gerekçesi ise şudur; Günümüzde o kadar zor bir zamandayız ki, hakkaniyet namına zerre misali hareket kalmamış. Tarafgirlik, yancılık, menfaat, hırs, öfke, kin düşmanlık almış başını gidiyor. Bu karmaşa ve keşmekeşin içerisinde hakkaniyetli olmaya çalışan, doğru bildiğini söyleyen, kendinden olana zarar verecekse bile ilminin gereğini yapıp hakkı söyleyenler de eziliyor.
Öyle ki, “ya bizdensin ya da onlardan” durumunun başka bir alternatifi kalmamış. Desen ki bu konu da onlar haklı ve bu konuda da biz haklıyız, hem onlar hem de bizimkiler bunu söyleyeni linç ediyor.Varmak istediğim sonuç şu; Bazı aydınlarımız, köşe yazarlarımız ve hocalarımız, ne zaman hakkaniyetli olmaya kalksa, ne zaman ilminin gereği doğru bildiğini söylemeye kalksa ya karşı taraf ve beriki taraf hemen linç kampanyasına başlıyor. Bilen de bilmeyende saldırıya geçiyor. Kişi söyledeğine söyleyeceğine bin pişman oluyor. Hatta bir çok gazeteci ve yazar bu gerekçelerle çalıştığı gazeteden ayrılmak zorunda bırakılmıştır.
Bu ülkede, söz sahibi ve ilim sahibi kişiler, “doğruları” söyleyemeyecekse halimiz nice olur. Halbuki Allah (c.c) uyarıyor, “doğruyu gizleyenler ….” Zaten çok fazla ilim adamımız yok, olanları da biz susturursak, söyledikleri yüzünden, linç edersek, günün birinde muhtaç hale düşeriz, çok daha basit ilimleri bile dışardan almak zorunda kalırız. Bizim tam aksine ilim adamına, bilgi sahibi olana çok daha fazla değer vermemiz gerekiyor, hem de tarafgirlik yapmadan, ayrımcılık yapmadan.
Şu denebilir, ilim adamı, bilerek yanıltıyorsa veya hata yapıyorsa ne olacak? Buna da iki madde ile cevap yazayım. Birincisi “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” diskuru her zaman ve her yerde geçerlidir.  İlim adamı samimi değilse, bilerek yanlış söylemişse, doğrusu mutlaka kendiliğinden ortaya çıkacaktır. O kişi de kendi rezilliği ile kalacaktır ki nitekim bu tür örnekler çoktur. İkincisi ise, hata yapmışsa ki samimi âlimin hatası bile cahilin doğrusundan çok daha faydalıdır. Hatası bile sonuç itibari ile başka bir kapıyı aralayacaktır ve hatası bile işe yarayacaktır. Bize düşen her iki durumda da o kişiyi kötülemeden ve linç etmeden sabırla beklemek olacaktır.
Netice de hakkaniyetli olmak zorundayız, bu güne kadar olmayanlar ne yapacak peki? Onlara da Rabbim sonra ki ayette açık kapı bırakmış ve buyuruyor ki “önce tövbe edin ve bundan sonra hakkaniyetli olursanız ben de hem tövbeleri çokça kabul edenim hem de Rahim’im ( yani çok merhametliyim)”
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat