Loading...

Hakkını helal et Bursa Devlet Hastanesi

16 Temmuz 2019 21:26
A
a
Beklenenden önce, karlı bir şubat sabahı doğum sancısı tutmuş annemin; babam şevrolesiyle alelacele yetiştirmiş Bursa Devlet Hastanesi’ne.
Rahimden olmayınca sezeryanla gerçekleşmiş doğumum; annemse narkoz yüzünden komaya girmiş.
Dedem ona evden getirdiği pikapla çok sevdiği tenorları çalmış, Mario Lanza mesela.
Annem hep, “o sayede hayata döndüm’’ derdi.
******************
Benimle aynı gün bir de kız çocuğu doğmuş.
Onu daima merek ettim; kimdi, nasıl bir ömrü oldu?
Şimdi bile anımsarım  dünyaya birlikte gözlerimizi açtığımız doğum arkadaşımı.
******************
Aynı gün doğduklarımız vardır; kimdirler bilmeyiz ve mezarlıkta yan yana gömülü olacaklarımız; onları da bilmeyiz.
Behçet Necatigil’in “Parantez’’ şiiri geldi hatırıma; girişi şöyledir:
“Adı, soyadı/ Açılır parantez/ Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti/ Kapanır, parantez./ O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı/ Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.’’
Bursa Devlet Hastanesi açılan parantezimdi.

 
 
ÖMRÜM DE BOŞALIYOR
 
Devlet Hastanesi sağlık kurumunun ötesinde ömrümün nirengi noktalarındandır; hatıralarımın mekânıdır.
Hisar,  Yıldız Kahve aslında Devlet Hastanesi’dir.
******************
Bursa’da benim için vazgeçilmez olan ne çok şey yıkıldı gitti:
Atatürk Stadı; Sirkeci Şaban, Merinos, Dilek ve Yazıcı Sinemaları, yazlık sinemalarım, Tolon Fabrikası, Garaj, Doğan Bey Mahallesi, Sıra Dükkânlar ve Mahfel’in ruhunu kaybedişi…
Koordinatlarımı, yön duygumu yitirdim…
******************
Şehirler mekânlar ve insanlardan oluşur.
Biz mekânlara dönüşürüz mekânlar bize dönüşür. İç içe geçmiş ikiz aynalar gibi birbirimizin içinde yansırız.
Ve mekânlar yıkılınca ya da boşalınca ömrümüzde eksilir; hatıralarımız yağmalanır,  uçurum açılır kalbimizde; göğsümüze ağırlık çöker, boğazımıza yumru oturur.
 
VEDA
Dün Bursa Devlet Hastanesine gittim.
Okçu Baba’nın oradan yukarıya yürüdüm ağır adımlarla.
Tophane’ye vardım, Saat Kulesi’ne el sallayıp Osmangazi İlkokulu’ndan yukarıya devam ederek Şehadet Camii ve Ordu Evi kapısının önünden geçtim; Endüstri Meslek Lisesi’nden aşağıya yollandım Yıldız Kahve’ye ulaştım.
Devlet Hastanesi’nin karşısında mıhlanmış gibi durdum.
İçim sarsılıyordu; ağır bir sessizliğin yüküyle baktım hastanenin taş duvarlarına.
Boğazım düğüm düğüm, bir dosta veda eder gibi gözlerim nemli, “hoşça kal..!’’ dedim, “hakkını helal et..!’’
******************
Yıldız Kahve’den Muradiye’yi, betona gömülen Bursa Ovası’nı seyrettim.
Sesler, kokular,tatlar, isimler, yüzler,insanlar sökün etti.
Sordum Bursa şehrine:
Muhafazakârlık, kârı değil Bursa’yı muhafaza etmek olmamalı mı?
 
1000
icon
Seyhan 18 Temmuz 2019 12:28

Doğma büyüme Bursa 'lı olan bizler bu durumlara üzülüyoruz. Icimizden birseyler kopuyor sanki Eski Bursa özleniyor. Daha da özlenecek Yazdiklarinizin heosi icin aynı burukluğu yaşadım....

1 1 Cevap Yaz
Cemil Arıkan. 17 Temmuz 2019 20:35

Can, hatıralar çok güzel.

1 2 Cevap Yaz
X 17 Temmuz 2019 16:20

Gözlerini rant bürümüş, estetik olgusundan bihaber, vicdansız, sözde muhafazakar insan ve yöneticilerin doymak bilmeyen gözleri, mideleri...

1 1 Cevap Yaz
Güler kınay 17 Temmuz 2019 13:18

Yazdıklarınızı yaşayan 1951 doğumlu,çocukluğumu,gençliğimi HİSARDA yaşamış biri olarak içim yanıyor ,off

1 2 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat