Loading...

Kazananlar ve kaybedenler (2)

14 Nisan 2019 21:26
A
a
Yerel seçim sonuçlarını doğru okuyamadığımız için aynı hatalar defalarca tekrarlıyoruz. İktidar ve onun başındakiler önce akıllarını başlarına alıp tarafsız bir gözle ve düz bir mantıkla düşünseler hakikati ve doğruyu bulacaklar. O zaman güzergâhlarını da doğru tayin edecekler. Hiç kimse ben bu seçimi niye kaybettim, neden kaybettim, bugüne kadar beni kapalı gözle takip eden bu insanlar, sandıkta da beni niye desteklemediler diyerek kafa yormalılar. Eğer kendi içinde teşkilatın nezdinde bu özeleştiriyi kendine yöneltmiyorsan, o zaman hakkı hakikati ve doğruyu bulman mümkün değildir. Eski tas, eski hamam, imam bildiğini okur havasıyla at gözlüklerini takıp burnunun dikine gidersen ileriye sağlam adımlar atamazsınız. Başarısızlığını hep başkalarına yükler de, kendi sorumluluğunu hiç hesaba katmazsan gittiğin yollar çıkmazdır. Belki de seni uçuruma götürür. Başına gelen olaylardan dersler almayan, çevresinde yaşayanların arzu ve isteklerine kulaklarını tıkayan, gözlerimi kapar vazifemi yaparım mantığı ile kazanacağını zanneden iktidarlar, ufak bir rüzgarla işgal ettikleri irtifadan kolaylıkla düşebilirler.
Sandıkların bir kısmı açıldıktan sonra, mutad olduğu üzere Sayın Cumhurbaşkanı balkon konuşmasında, AK Parti’nin eski oy oranını koruduğunu ve seçimlerden oylarını koruyarak çıktığını kamuoyuna deklare etse de, yüz ifadesi ve duyguları söylediklerinin tam tersini ifade ediyordu. Sayın Erdoğan’ın eski balkon konuşmalarına bakarsanız yanında ailesi ile birlikte, danışmanlar bakanları ve milletvekilleri ile birlikte kalabalık bir parti yönetici kadrosunu da görürsünüz. Ama 31 Mart seçimlerinden sonraki balkon konuşmasında yanına sadece aile efradını almıştı. Sayın Cumhurbaşkanı’nın yanında balkonda sadece kendisi ve ailesinin görülmesi, partisine ve yönetim kadrosuna küskünlüğünün bir ifadesi ve protestosudur. Çünkü bu seçimler de AK Parti teşkilatları liyakatsız, beceriksiz halk nazarında hiçbir karşılığı olmadığı gibi, itici, kaba, kibir abidesi bir sürü eş dost arkadaş grubuna mensup insanları adayımız diyerek genel merkeze sundular. Sayın Cumhurbaşkanı da allanıp pullanıp getirilen bu adamları “şehrül emin” olarak kentlerde aday gösterdi. İşte bu balkon görüntüsünü Sayın Erdoğan’ın teşkilatlara olan bir serzenişi olarak da kabul etmek gerekir. Çünkü Sayın Erdoğan bu seçimde çok yalnız bırakıldı. Takat getiremeyeceği derecede bir ağırlığın altına kendini attı. Zaten bundan önceki tüm seçimlerde de böyle olmadı mı? Her seçimde Sayın Erdoğan çalıştı, didindi, çabaladı. Onun halk nazarında kabul görmesi, sevilmesi sayılması sayesinde bir sürü çapsızlar vekil oldu belediye başkanı oldular. Ama nereye kadar, artık Sayın Erdoğan da yoruldu, bezdi ve hatalar yapmaya başladı. Teşkilatlar Sayın Erdoğan’a gücünün üzerinde bir yük yükledi. Halbuki Cenab-ı Hak bile insana taşıyamayacağından fazla sorumluluk yüklememiştir. Akşamları yatsı namazından sonra okuduğumuz, “Amenerrasülü” diye başlayan ayet-i kerimede “Layükkellifullahunefsen illa vusaha” biz insanoğluna taşıyamayacağı, kapasitesini aşan bir sorumluluk yüklemeyiz” buyurduğu halde AK Parti teşkilatları bunun tam tersi davrandı. Sayın Erdoğan’ı her seçim de taşıyamayacağı yükün altına soktu.
Partinin ittifak halindeki aldıkları oy miktarlarına bakılırsa AK Parti eski oy oranını tutturmuş gibi görünüyorsa da, ittifak içindeki oyların ne kadarının AK Parti’ye ne kadarının diğer partilere  ait olduğunu kestirmek imkansız gibidir. Tablo iyi okunursa Millet İttifakı’nın oyları hem de önemli ölçü de her yerde artmış olduğu halde, nasıl oluyor da AK Parti eski oy oranını tutturduğunu ifade edebiliyor. Anlaması güç. Bursa’daki seçimleri göz önüne alırsak büyükşehir de her iki ittifak arasında iki puan fark var. İlçelere bakarsak, AK Parti’nin daha önceki seçimlerde on-onbeş puan farkıyla aldığı ilçelerdeki fark bu seçim de çok küçük farklara kadar düşmüş. Evet belki AK Parti bu seçimde kemiyet olarak eski oy oranını korusa bile, Türkiye çapında keyfiyet olarak yüzde kırklara ve hatta daha da aşağılardadır. Zira Millet İttifakı’nın kazandığı Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin, Antalya gibi iller Türkiye ekonomisinin can damarlarıdır. Başlı başına Türkiye’nin üç büyük ili dahi Millet İttifakı’nın başarısının bir tescilidir. Ak parti bu seçim sonuçlarını bir başarı olarak telakki etmemelidir. Bu telafi metodu sonunda rehavet ve belki de felaketi getirir.
Millet büyük şehirlerde meclis üyelerinin çoğunluğunu Cumhur İttifakı’na vererek, kavgasız dövüşsüz bir demokrasi yönetimini büyük şehirler de görmek istemiştir. Hepimiz bu memleketin insanlarıyız ve birlikte yaşamak ve geleceğimizi de birlikte şekillendirmek zorundayız. Bir yerde demokrasi, çoğunluğun azınlığa tahammülü rejimidir. Büyük şehiri muhalefet adayı kazandı. Ama meclisi çoğunluğu bizde topal ördek misali çalıştırmayız. Şeklinde düşüncelere kapılmak bu millete ve yaşadığımız şehre ihanettir. Daha şimdiden ben belediye başkanını çalıştırmam demek o beldeyi tehdit etmek ve cezalandırmaktır. Bu anlayış tarzı “ben varsam hizmet var ben yoksam hiçbir şey yok” şeklindeki bir anlayış açıkça o kentin insanlarına ihanet ve tehdittir. Zira bu millet ne yaparsanız yapın sizi sırtında taşımak zorunda değildir. Hiçbir kimse veya zümre kendini bu milletin üstünde göremez. Asıl olan ülkemizin ve milletimizin bekasıdır. Partiler, şahıslar gelip geçicidir.
Bu seçimler bir yerde  bizim bazı şahısları tanımamıza vesile oldu. Eskiden yaşlı, başlı, oturaklı bilgili ve deneyimli olarak tanıdığımız siyasi simaların, aslında bizim bilmediğimiz gerçek yüzlerini de ortaya çıkardı. Hak bildiklerimizin kimlere hizmet ettiklerini de gördük. Artık maskeler düştü.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat