Loading...

Kuyruklara hasret kalmışız…

14 Şubat 2019 21:39
A
a
Geçenlerde durduk yerde aklıma takıldı. “Bin atlı akınlarla orduları yendik” kimin şiirindeydi, hatırlayamadım. Birkaç gence sordum, çıkaramadılar, oğlum ki, bilebilirdi, olmadı. Gogul amca, ise, aldı beni başka taraflara sürükledi…
Sonra yendiğimiz bu orduların dağ gibi olduklarını hatırlayınca, Yahya Kemal Beyatlı’yı bulduk…
Öğrenim psikolojisinde yazılıp söylenmiştir. Hafızaya yerleşen bilgiler uzun süre açıkta kaldığında, arada geçen zamanla oranlı olarak unutulurmuş. Bizler de unutmuşuz. Görüp yaşadıklarımızın günümüzde karşılaştığımız kuyruklu hayata nispet unutulmuş bir takım hatıraları vardı…
Geçen gün Kasımpaşa iskele meydanında girdiğimiz yarım saatlik kuyrukta beklerken, hatıralarımızda kalanlar gözlerimin önünde canlanıverdiler…
Tuhaf da bir rastlantıydı. Unutulmuş kuyrukların kısm-ı azamisini de yine ayni mekan ve zeminde yaşamıştım, Kasımpaşa, iskele meydanında, 1940’lı yıllarda…
Xxxxxxxxxx
Bu yılların ilk başları, küçük ebatlı buzdağlarının İstanbul Boğazında görüldüğü nadir zamanlardandır.  Bu yıllarda bir kısım ayrıcalıklı vatandaşların haricinde bizim gibilerin kömüre el uzatmaya hakları yoktu. Odun ise bulabilene, bulduğu takdirde de, parasını temin edebilenler “ne şans be” denilerek kıskanılıyordu…
Duyardık zaman zaman, “balıkçı motorları iskeleye odun getirmiş”. Hemen inilirdi ellerimizde bir çuval parçasıyla, doğru Kasımpaşa iskele meydanına…
Odun getiren motorların önleri kum gibi insan yığınlarına dönmüştür. Elindeki torbasını motordakilerden birine atabilenler, ihtiyacını garantilemiş olurdu. Adamcağız, getirenin cüssesine bakar taşıyabileceğini düşündüğü ağırlıkta odunu doldurduğu torbayı veya çuvalı dışarıya çıkarıp sahibine verirdi.
İşin bundan sonrası artık odun sahibine kalmıştır. Analı oğullu yükü ortaklaşa taşımak üzere Tarlabaşı’na doğru yukarıya tırmanılırdı…
Karartma vardır lambanı yakamazsın. Kurbağa sobanı alevlendirebilmişsen eğer, ön kapağındaki hava penceresinin önüne yatar ve sobadan çıkan alevli ışığın altında dersini çalışırsın…
İnönü’nün tek partili yıllarındaki karneli tevziattaki disiplinden ötürü pek fazla kuyruklu hayat yaşamadık. Ekmekte kuyruk, bir tek memur ekmeğinden az buçuk ucuz halk ekmek fırınlarında görülürdü. Fırından çıkmasına yakın kalabalık bastırınca, tadı da, süpürge tohumu katkılı gerçekten nefis ve ucuz ekmekler, kuyruktan çıkıncaya kadar kalabalığın baskısıyla ezilir ve yeniden hamurlaşırdı…
Bunlar, çocukluk günlerimin solcu-devletçi sanılan CHP kuyruklarından hatıra olup, AKP’nin Kasımpaşa kuyruğunda hatırlayabildiklerimdendir…
O günlerin serbest piyasasında un yok, börek yok, poğaça simit yok, ekmek de yok ama, Beyoğlu’nun İstiklal Caddesindeki pastanelerde yaş pastanın dilimi altı kuruşa ibadiullah, nasıl olurdu…
Antifizik bu manzaralar hangi metafiziki el hareketleriyle meydan buluyordu. O günlerde çocukluğumdan olacak, bilemiyor, bulamıyordum. Ama şuna inanıyorum ki, insanlar, ister fizikli olsun ister metafizikli, ister inançlı muhafazakar ister din diyanet dümdüz, ahlaken sükut edilmişse, her türlü kahpelik, su içmekten de kolay hale geliyordu.
Xxxxxxxxxxxxx
Daha sonraları çok partili demokrasili günler. Çorap imalatçıları ilanlarıyla kulaklarımızı sağırlaştırdılar. “Eski çoraplarınızı atmayın, paspas yapın”lı çorapçı saldırganlığı, israfçılığı başlattı.  Tek ya da çok partili sağcı hükümetler, peş peşine devlet emini oldular. Memlekette bolluk bereketin hesabı tutulamaz oldu. Fabrikalar gibi, çarşı pazarın sıradan satıcı esnaf dükkanları, çek ve senetle aldıklarının bedelini satışından sonra ödemek üzere, birbirleri ardınca açılırdı. Memur ve işçilerin maaş ve ücretlerini ödeyecek parası kalmayan devletin başbakanı, bir milyon dolarcık borç bulabilme umuduyla palas pandıras, Avrupa’lara açılıyor…
İkinci Cumhuriyetin kuyrukları çok renkli ve çeşitliydi. Gazı, tuzu benzini, peyniri ekmeği, eti kemiği, günler ilerledikçe suyu elektriği ve daha pek çok temel tüketim mal ve hizmetleri için ayrı ayrı kuyruklar planlanarak pratiğe aktarılırdı…
Kuyruklarda satılacak meta cinsi için hazırlanmış gün saat çizelgeleri önceden açıklanmadığından, ahali kulaktan işittiği doğru-yanlış haberler üzerine bir mahalden bir başka mahale koşuşmaktan bitap düşerdi. Bir bakmışsınız et için bir gün Zeytinburnu’ndasınız, birkaç gün sonra Haydarpaşa tren garının yanına…
Ellerimizde iki kiloluk piknik tüpleriyle mahalle mahalle koşturmalar yorucu olsalar da zevkli olurdu…
Xxxxxxxxx
Günümüzde, çok kimse sol ve sağ ayırımını seccade kullanımına göre yaptığından, AKP yönetimini sağa bağlıyor. Oysa muhafazakarlığın çekip çevirme metoduyla gidiyoruz. Bizi çekip götürenler kendi özel hayatlarında seccade sağcısı olabilirlerse de, bu sağcılığın kuyruklu kuyruksuz yönetimlerle hiçbir ilgisi yok…
Açıkçası, hiç kuyruk görmedik desek yalan olmaz. Son günlerin bir tek soğan patates kuyruğunu gördük. O da,  yarım saat bekleme karşılığında hem deniz havasını teneffüs ettirdi bizlere, hem de iki adet de pazar torbasını bila bedel tutuşturdu elimize…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat