Loading...

Reyhan Değirmenci Batut

Pulların üzerindeki dünya Pulları hatırlayanınız var mı?

10 Temmuz 2019 21:12
A
a
Nasıl da keyifli bir dünyaydı. Küçücük bir zemine dünya sığardı, hayaller sığardı, umut olur yolumuzu aydınlatırdı.
Biz kartpostal gönderen, mektup yazan nesil, pul severdik. Gönderin için postaneye giderdin ve pulunu yapıştırır, zarfını posta kutusuna atardın.
Sonrası tam bir şölen. Heyecanla gelecek olan cevabı beklemeye başlardın. Bu heyecanın bir diğer kısmı, gelen tüm zarfları biriktirmek ve üzerinde ki pulu dikkatlice çıkartmaktı.
Biz amatörce de olsa koleksiyoncuyduk. Belki ayıracak çok büyük bütçelerimiz yoktu ya da istediğimize ulaşabilmek gibi imkanlarımız da yoktu ama yine de denerdik. Bir birimize kartlarımızı, pullarımızı, zarfların üzerinde ki damgaları gösterir, geldiği şehri ya da ülkeyi anlatırdık.
Mektup arkadaşı diye bir kavram vardı o zaman.
Laf lafı açıyor, iyisi mi dergiden gireyim konuya. Biz dergi okurduk, harçlıklarımızın önemli bir kısmını dergiye yatırırdık. Abone olmuşluğumuz da vardır, sayı kaçırmaz, adresimize gönderilen büyük sarı zarf içinde ki dergiyi tek bir satır atlamadan okurduk. Satın aldıklarımızı da, abone olduklarımızı da birbirimizle değişir daha fazla okumanın yolunu arardık.
İşte o dergiler de, yabancı ülkelerde yaşayan akranlarımızın adresi olurdu. Onlar da bizim gibi farklı kültürler tanımak ister, dil öğrenmeyi denerlerdi. Bizim için de, bir yabancı dil öğrenebilmek adeta yaşamsal bir gereklilik olduğundan, onlarla yazışır hem kültürümüzü tanıtır, hem dilimizi geliştirmeye çalışırdık. Kendi dilimizi öğretmeyi de ihmal etmezdik tabi ki.
 İşte o zarflar ve pullar bizim için dünyaya açılan pencerelerdi. İçinden arkadaşlarımızın kendi fotoğrafları, şehirlerine dair kartpostallar ve fotoğraflarda çıkmışsa bizim koleksiyon paha biçilmez olurdu. Pulları, zarfları, damgaları defalarca inceler, merak eder, ülkeyi araştırır, birbirimize de tanıtırdık.
Pul koleksiyonculuğu zor ve pahalı bir uğraş, ayrıca çok da sabır emek isteyen bir iştir. Bizimkini gerçek koleksiyonerlerinkiyle karşılaştırmayız fakat kendimizce iyi zaman geçirirdik.
Bazılarımızın büyüteci vardı, pulları, damgaları onunla inceler her ayrıntısını yakalamaya çabalardık. Nasıl bir dikkat ve farkındalık çalışması. Biz bunu kendi kendimize yapardık tabi ki bunun için kimse bize zaman ayırmazdı. Sadece dergi ya da mektup arkadaşı ana fikri verilir, gerisini çözmemiz izlenirdi.
Ekstra harçlık da yok bu arada hatırlatmak isterim.
Yeni çıkan bir kaset, kitap için günlerce parasız gezebilir ve bundan hiç gocunmazdık.
Biz bence çok şanslı özel çocuklardık,  şimdikilere göre taş devrinde yaşamız sanılsa da...
Bir sonra ki yazıda telefon faslımızı anlatayım ki yeni nesil bizi Alexander Graham Bell’in hemen ardında ki nesil sansın. Bizim sadece jeton hikayelerimiz tek başına yazı konusu olur. Şimdi ki akıllı telefonlar onların tadını veremiyor ama bunu da ancak biz biliyoruz.
Sevgiyle kalın...

 
1000
icon
Orhan aslan 11 Temmuz 2019 15:22

Şimdiki çocuklar şanslı

0 1 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat