Loading...

Sen de yaşlanacaksın Romeo

28 Ağustos 2017 21:49
A
a
Bizim yaşlarımızda yaşlılık çok uzak bir dönem gibi görünse de zaman çabuk geçiyor. Eğitim, iş hayatı derken gündelik yaşamın hengamesinde aslında en güzel yaşlar kaybolup gidiyor. Geriye de yaşlılık korkusu kalıveriyor. Bana şahsen 30’larıma yaklaştıkça bir sinir basıyor, konuyu hızlıca kapatıyorum. Zamanın hızını görmemezlikten gelince sanki hep aynı yerde sayıklıyormuşuz gibi geliyor…
Her neyse yaz tatilimi Bodrum’da değerlendirmek istedim. Tabii onlarca güzel anı, saçma gözlem ve gazeteci merakıyla öğrenilmiş lüzumsuz veri birikti. Ama bir o kadar da muhteşem hikayeler dinleme ve dedemi tanıma imkanı buldum. Dedem Bursa’nın eski göçmenlerinden… Yıllarca hizmet ettiği postanede ve çevresinde ‘Çakır’ diye tanınırmış. O da yemyeşil gözleri, sapsarı saçları ve aşırı yakışıklılığından olsa gerek… Dedemin iki oğlu var. Biri babam. Babam ve ben babanneme benzeriz, kendisi Bulgaristan göçmeni. Amcam ve çocukları ise dedeme, sapsarı saçlar, yemyeşil gözler. Ben yıllarca dedemin nereli olduğunu sorsam da hiç sağlıklı bir cevap alamamıştım. Dedem hem annesiz, hem de babasız büyüdüğünden… Tabii biz bir acayip sebeplerle dedemin Yunanistan göçmeni olduğunu, dedesinin o topraklardan geldiğini öğrenmiş olduk. Böylelikle benim de bol kemikli burnumun nedeni de ortaya çıkıverdi böylece…
İşte bu yaz Bodrum’da dedemi büyüten, dedemle büyüyen dedemin teyzesini dinleme imkanı buldum. Bana bir sürü fotoğraf gösterdi, hepsi birbirinden harika fotoğraflar… Dedemin tek tük var olan çocukluk fotoğrafları, asker abisinin üniformalarının yanında minicik, sapsarı bir oğlan…
Dedem altı aylıkken ölmüş annesi. Anlatılan hikayeye bakılırsa tahminimce zatürreeden… Babası da başka biriyle evlenip terk edip gitmiş iki kardeşi. Çanakkale Biga’da büyümüş gitmiş ikisi de… Abisi asker olmuş, kendisi postanede çalışmak için Bursa’ya gelmiş. Babannemi bulmuş, evlenmiş… İlk torunu ben kişisi doğunca bahçeye benim adıma bir ağaç dikmiş.
Küçükken dedeme ailesini sorduğumda teyzesinden, abisinden, yeğenlerinden başka bir şey anlatmadı, zaten biraz da huysuzdu hep. Tekerlemeler, şiirler, hikayeler anlatırdı. Biga’dan bahsederdi bol bol. Maalesef geçmiş zaman eki kullanıyorum. Dedem vefat ettiğinden değil, artık ne kendisiyle ilgili ne de bizi hatırlamadığından ötürü… Alzheimer hastalığının belki de son aşamalarında, ne çocuklarını ne torunlarını hatırlıyor. Saati hatırlamıyor, yemek yediğini unutuyor, arada sırada hâlâ hafızasında kalabilen bir iki tekerlemeyi okuyor. Yıllarca ilk ve tek torunu olan beni, hatırlamayıp evden kovuyor. En son beni hatırladığında televizyonda program yaptığım için televizyonda gördüğü her kadını ben sanıyor. Sonra yine kovuyor…
O bizi unutsa da biz onu hatırlıyoruz ve belki de aile olmanın ne güzel yanı da bu…
Keşke annesini kaybettiği günün tüm detaylarının anlatıldığı o hikayeyi dedemin hafızası yerindeyken duyabilseydim, sorabilseydim ona. Ben dedemin hikayesini öğrendim, dedem hikayesini unuttu…
Sonra baktım sahile, sahilde güneşlenenlere, tatil yapan emekli çiftlere…
Avrupalı yaşlılar mis gibi, emekliliğinin tadını çıkarıyor. Başka ülkelerde birasını yudumluyor, denizine giriyor, kahkahalar atıyor. Bizimkilerle yaşıt muhtemelen…
Bizimkiler, bizim büyüklerimiz çalışmaktan, az paraya çalışmaktan, az paraya çok çalışmaktan, yetersiz beslenmekten, sağlık hizmetlerinin eksikliğinden ya o yaşlarını göremeden ölmüş ya da üç kuruş emekli maaşıyla yaşamaya çalışıyor. Ki, emekli olup çalışanları saymıyorum…
Tüm bu zorlukların yanı sıra bir de yalnızlık eklenince yaşlılık denen şey kâbusa dönüyor memlekette. Ne Amerika, ne de Avrupa’daki gibi hobiye mobiye ayıracak para yok. Zaten olsa da öyle bir kültür yok, yerleşmemiş zamanında. Biz torunlar, çocuklar delicesine çalışmak zorunda kalınca iyice yalnızlaşıyor, kendilerini yük veya kalabalık olarak görüyorlar. Sanki yaşlandıkça onlara ihtiyacımız kalmıyormuş gibi… İşte bayramlar bu nedenle güzel… Bir iki kez bayramda tatil yapma gafletinde bulundum. Dönüşte bolca trip de yesem, hak etmedim de değil… Yaşlılarınızı öpün, sarılın, dinleyin, kızdırın, sataşın, dertleşin. Çünkü sen de yaşlanacaksın röfleli kız ve yakışıklı Romeo çocuk…
Ben de yaşlanacağım, yaşlanıyorum, 30’a az kaldı, çocuklar teyze diyor artık…
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat