Loading...

Ya Rasulullah, bak hele kim geldi!

5 Ekim 2019 20:34
A
a
Ailenin toplumun temel taşı olduğu herkesin bildiği bir şeydir ve ailelerin iyi olması toplumun iyi olması demektir. Ailenin iyi olması ise aile bireylerinin iyi olmaları ile alakalıdır. Yani Anne, Baba ve çocuklar hep beraber iyi olmaları gerekiyor ki aile de iyi olsun ve toplum iyi olsun.  Öyleyse, iyi aile olmanın en temel kurallarını yazalım;
  1. Eşler arasında güvenin kurulmuş olması
  2. Eşlerin birbirlerini anlayabiliyor olması
  3. Karşılıklı fedakarlıkların yapılıyor olması
  4. Aileyi ilgilendiren konularda mutlaka istişare yapılması
  5. Çocukların yetiştirilmesi ve eğitimi konularında fikir birliği sağlanıyor olması
  6. Eşlerin davranışları
Görüldüğü gibi kuraların beşi eşler arasındaki meseleler ile ilgilidir. İyi eşler ancak iyi aileler oluşturabilirler. Ayrıca ekonomik konular ayrı bir madde olarak yazılmayı hak ediyor. Çünkü ekonomik durum ailenin yapısını direk etkiliyor. Ama yine de iyi aileler için ekonomik durumun ne olduğu değil nasıl çözüleceği konuşulur. Bu yüzden iyi ailelerin en temel konuları arasında değerlendirilmedi.  Aslında altıncı maddede geçen eşlerin davranışları önem itibari ile ilk sırada ancak ailenin oluşumuna bakarak altıncı sıraya alındı.
Şunu da belirtmek te yarar var; Aile kurmak isteyenlere öncesinde iyi bir eğitim verilmesi zorunlu olmalıdır. Çünkü günümüzde maalesef aile kurmak fikrinden ziyade evlenme, sevgililerin birlikteliklerinin resmileştirmesi olarak uygulanmaya başlandı. Zaten uzun süre birlikte olan bu kişilerin evlenmek istemelerinin tek sebebi, toplumda hala az da olsa var olan genel ahlak kurallarının çiğnenmesi ve bu durumun hoş karşılanmaması yani bir toplum baskısının neticesidir. Bu durumdakilerin evlenmeleri genellikle erken zamanda boşanma ile biter. Boşanmaya giden sebepler ise yukarıda yazdığımız temel şartların yerine getirilememesi olmaktadır.  İşte bu yüzden, evlenmek isteyenlere, belli bir süre ile eğitimin zorunlu olarak verilmesi çok büyük önem arz ediyor.  
Bu eğitimler, şu ana kadar yaşanmış kötü aileleri örneklerini canlandıran kısa filmler, kötü örnek ve davranışları anlatan ders kitapları, aile olmanın niçin gerekli olduğu ve ailenin var olmasının toplum ve ülke için ne anlama geldiği, tarihimizde var olan büyük devletlerin temelinde ilk ailelerin ahlak kurallarının oluşturduğunu güzel bir şekilde anlatacak eğitmenler ile bu eğitimler verilmelidir. Hatta evlenmenin, ülke nüfusundan tutun da ekonomik gelişmeye varana kadar her alanda temel belirleyici unsur olarak “aile kurmak” olduğunu anlatmak gerekiyor.
İyi aile, mutlu aile olmak zorundadır. Mutlu aile olmak ise altıncı maddede belirttiğimiz eşlerin davranışları ile ilgilidir. Yani eşler önce bir birleri ile daha sonra çocukları ile sonra da yakın ve uzak akraba başta olmak üzere dost, arkadaş, komşu ve toplumun diğer bireyleri ile ilgili davranışları çok önemlidir. Bu sayılan toplum bireyleri ve bir birleri ile olan davranışlar ölçülü ve sürekli iyilik niyetiyle olmalıdır. Ne çok aşırı olmalı ne de çok eksik bırakılmalıdır. Sadece eşlerin birbirleri ile olan davranışlarında ölçü biraz da yüksek tutulmalıdır. Olabildiğince ilgili, fazlası ile özverili, son derece samimi, elinden geldiğince güler yüzlü, birbirlerine olan iyi duyguları kabartacak güzel hareketler ve sözler söylenebilmelidir. Mustafa Özşimşekler hocamızın anlattığı bir hikâyeyi buraya alalım;
“Bayburtlu köylü bir Amca hacca gitmeye karar vermiş, hazırlıklarını tamamlamış başvurusunu yapmış, kabul edilmiş. Müftülük hacca gideceklere eğitim veriyor, bizim bu Amca’da katılıyor. Müftü efendi, hacca gitmenin çok zorlukları olduğunu anlatıyor, birçok zahmete ve koşuşturmaya ve envaı çeşit insanın hal hareket ve davranışları ile birlikte, haccın kendi vazifelerinin de zorlu olduğunu anlatıyor. Ancak bu zorlukların kolaylaşması için şimdiden ibadetleri artırması, gece namazlarına kalkılması, tesbih ve zikirlerin artırılması ve diğer nafile ibadetleri yapılıp çok dua edilmesi ve böyle yapılırsa Allah’ın tüm zorlukları kolaylaştıracağını, tüm kapıları açacağını ve hac vazifelerini rahat bir şekilde yerine getirilebileceğini anlatıyor. Köylü amcamız da döner dönmez başlıyor denilenleri yapmaya. Hacca gidene kadar hepsini harfiyen yerine getiriyor, nihayet günü gelip havaalanına geliyor. Daha önce köyden şehre dahi inmemiş olan amcamız, havaalanına varınca kapı kendiliğinden açılıyor. Önce biraz şaşırıyor, sonra “Hay kurban olduğum Allah’ım” daha şimdiden kapıları önümde açmaya başladı, demek ki ibadetlerim işe yaramış” diyerek içeri girmiş. Uçağı beklerken namaz saati gelmiş tuvalete yönelmiş girerken sensörlü ışıklar peşi sıra bir bir açılınca “Hay kurban olduğum, nasılda önümü aydınlatıyor” diye düşünmüş. Lavaboya girmiş elini musluğa uzatmış, fotoselli musluklardan anında su akmaya başlayınca “hay kurban olduğum, su bile kendiliğinden akmaya başladı” diye düşünmüş. Sonra uçağa binip Medine’ye varmış, Mescidi Nebevinin kubbesi de güneşe bağlı olarak kendiliğinden açılıyor. Bizim amca akşam namazını beklerken, kafayı kaldırıp baktığında caminin kubbesini ve süslerini süzmüş, sonra başlamış teşbih çekmeye. Akşam ezanı okunmaya başladığında güneş tamamen batmış ve caminin kubbesi sonuna kadar açılmış. Ezan bitince amcamız ayağa kalkmış namaza hazırlanırken başını kaldırıp bakınca kubbe yok gökyüzü ve yıldızlar var, “hay kurban olduğum, gözümde ki bütün perdeleri kaldırdı” demiş.
Amcamız tüm bunların hepsini yaptığı ibadetlerin neticesi olarak düşünmüş ve kendinde keramet olarak fehmetmiş. Ertesi gün olmuş Rasullullah’ın kabrine varmış selam vermiş ve demiş ki “Ya Rasullullah bi’ bak hele kim geldi!” demiş.
Bunu hocamız anlatıyor ve diyor ki ben hanımıma bu hikâyeyi anlatmıştım. Bir gün eve geldim, kapıyı çaldım, hanım kim o deyince, Selam verdim ve dedim ki “Hanım, bi’ bak hele kim geldi!”  
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat