Loading...

Zaman dilimimizden!

9 Kasım 2019 20:48
A
a
Pek şanlı bir mâziye, yaradılıştan asker olarak dünyaya gönderilmiş bir ümmetin mensubu bir millet olarak 1877/1878 tarih-i diğerle 1293 savaşında Ruslara niçin mağlup olduk? Hangi sebepler hasebiyle ordularımız perişan oldu? Düşman; İslâmiyet ve Osmanlılığın kalpgâhı olan İstanbul’a kadar nasıl gelebildi? Şüphesiz bu sualler her Osmanlı vatanseverinin kalbinde büyük kederlenmelere, hatta cerihalar/yaralar açar.
Evet! O harp! Osmanlılığın mevcudiyetini yok etmek için bize karşı yönlendirilmiş o darbe hiçbir zaman unutulamaz. Unutulursa; mağlubiyetimizin sebeplerini bulamaz, dolaysıyla da tamir edemeyeceğimizden dolayı da ikinci ve daha da büyük bir mağlubiyete düşebiliriz. Otuz üç sene evvel, hududumuz Tuna nehri kıyıları idi. (Yazar bu eseri tab ettirdiği tarih olan 1911’i göz önüne alarak 33 sene diye yad ediyor.) Biz ise 2019'u göz önüne alırsak 141 sene önce diye addedebiliriz.) (m.h)
1878’de ise, İstanbul’un birinci konak yeri olan Edirne’ye kadar gelmiş bulunuyor. Bunun bir daha tekrarına meydan vermemek, bizlere düşen en mukaddes vazifelerden biridir. Bizler; geçmişteki büyüklerimizin zaferleriyle, başarılarıyla iftihar edelim ama bunlarla mağrur olmayalım. Mutlaka onların evladı olduğumuzu bütün cihâna ispat etmek için geçmiş harpteki mağlubiyetimizi düşünelim. Azimkar olarak mağlubiyetimizin tecelli etmesine sebep teşkil eden her ne yanlışsa o yanlışı ortadan kaldıralım.
Tarih ibret almak isteyenlere daima hatırlatır ki, bir galibiyetin peşinden bir mağlubiyet veya mağlubiyet demleri yaşanmıştır. Ecdadın olsun, kendimizin olsun elde ettiğimiz muvaffakiyetler ile mağrur olursak, başarı gözümüzün hakikatı görmesine engel olacak şekilde pohpohlanır ise düşmanlarımızı küçük görme yanlışına düşeriz. Bu hal çok acı sürprizler getiren, savaş içinde yapılan hataları tespit etmemişsek, daha sonraki bir savaşta tespit edemediğimiz hata, tekrarlanacağından, getirdiği acı sürprizin tuzağında kederlenir dururuz ama ne var ki; mağlubiyeti telafi etmek kabil olmaz.
Bütün bunlardan dolayı ecdadın zaferlerinin şaşaasıyla, güzel davranışlarıyla iftihar etmeyi erata bırakalım. Biz subaylar ve orduyu savaşa hazırlayan eğitmenler geçen harpte yaptığımız hataları arayıp bulmaya ve tashih etmeye büyük gayret sarf etmeliyiz. Varsın eratımızın koğuşlarında zafer levhaları asılı olsun. Fakat kumandan ve subayların odalarında geçmiş savaşlardaki mağlubiyet levhaları asılı dursun ve bizlere lisan-ı hali ile “Bak! Bu levhalardaki perişanlığın sebeb-i hakikisi hataları düzeltmezseniz yine böyle bir halle düşersiniz” demiş olsun. Bu bakımdan; bir ordu, mazisinden mağrur olarak değil, ancak harp tarihi kitap larındaki yer alan hataları tahlil ve tamir ederek gayret gösterdiği takdirde hem kendisini hem de ordusunu tekamül ettirmiş olur. Zaferle neticelenmiş bir savaşta iyi harekatlara övgü mükafat gerekliyse de, aşırı mağruriyete de düşmek doğru değildir. Gurur, kibir şeytaniyetin vasfına daha yakındır. Bunlara kapılanlar bir gün hüsrana uğrarlar. Dediğimiz gibi güzel harekat ve davranışlar şımartıcı olmayan teşviklerle mükâfatlanmalı iyi olur fakat hatalar, yanlışlıklar, yanlışlıkların nedenleri üzerinde pek büyük hassasiyetle durulmazsa hatalar tespit olunmuş olsa da, derin sebeplere inilemediğinden telafisi gayri kabil hallerle karşı karşıya gelmemiz mümkündür. Çünkü yanlışı görmek demek, doğru tedbiri almak demek değildir. Evvela doğru teşhis ve tespit daha sonra da kesin çareyi bulmaktır. Bu vaziyet karşısında burada yazarın koyduğu ara başlığı bu ifadeden sonra buraya koymayı şart buluyorum.
HAKİKATTE HARP SULH ZAMANINDA KAZANILIR
Evvelki harplerde yapmış olduğu hataları tamir etmiş bir ordu, harbi kazanmış demektir. İki taraf ordularının maddi ve mânevi kudretlerini iyice tetkik etmiş muktedir askerler çoğu zaman harpten evvel harbi hangisinin kazanacağını tahminde isabet gösterirler. İşte bu sebepten dolayı harbe hazırlanmak için önce geçen harpte yapılan hatalı bulmak ve onları tamir etmek şarttır. Bu hataları bilen ve bunların tamir olunduğunu gören subaylar, yalnız geçmişteki muvaffakiyetlerle iftihar etmenin yetmeyeceğini, gayet sağlam bir itimat hissi içinde, içinde oldukları savaşı sürdürmeye yüksek bir moral içinde devam ederler. Bize bu hataları kim anlatacak? Sorusu önümüze geliyor. Şu halde bu sorunun cevabı harp tarihi tetkik ve tahlilleri yapan eserler anlatacaktırdan başkası değildir. Yukarıdan beri zikretmeye koyulduğumuz Osmanlı/Rus seferinin harp tarihi, ordumuzun ilerideki zaferi ve vatanımızın mukadderatı için ne kadar büyük ve mühim bir rehberdir! Evet mağlubiyet geçmişimizin bir aynası ol duğundan dolayı, ihtiyacımız olan düzelmeye bir ışık olabilecektir. Muhterem okurlarım bu satırlar 1293 Savaşı diye bilinen ve Osmanlı devletinin belini büken müthiş bir savaşı 'Niçin Mağlup Olduk?'sorusunu bir Erkani Harp Yüzbaşısının sadece sorusu değil, aynı zamanda savaşın akabinde tetkik ve raporlarını okuduktan sonraki mütalaasını NİÇİN MAĞLUP OLDUK? Sorusu adını verdiği kitabına sunusudur. Osmanlıca olan bu eseri 1978'de Milli Gazetede tefrika halinde neşretmiştim. zaman zaman bu kitaptan sunular gerektiren zaman dilimi içinde yaşıyoruz. Fiemanillah
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ

 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat