Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, deniz görmeyen kimse kalmasın sloganıyla ücretsiz mavi tur tekne gezileriyle, atıl durumdaki sahillerin kullanılır hale getirilmesiyle, sezon boyunca denize girilen plajlarda can güvenliği önlemlerinin alınmasıyla, kentin markası haline gelen BUDO'yu hizmete sunup deniz ulaşımında söz sahibi olunmasıyla Bursa'nın aynı zamanda bir deniz kenti olduğunu hatırlatmıştı bizlere.

Hatta denizlerimizle de sınırlı kalınmayıp uygulama göllerimiz sahilleri için de yapılmıştı.
Zira denize kıyı ilçe belediyelerinin bu konuda ne yeterli personeli ne de parası yoktu.
Bu gelişmelerin ardından kentte yaşayanların sahillere olan ilgisi arttı.
Nitekim Karacabey Boğazı'ndan Gemlik Narlı’ya uzanan 154 kilometrelik deniz sahilinin pek çok bölgesinde denize girmek mümkün hale geldi.
Ama bugün gelinen noktaya baktığımızda hiç hoş olmayan gelişmeler yaşanıyor.
Nasıl mı? Aktaralım...
Bursa'da denize girmek için tercih edilen iki ilçemiz Gemlik ve Mudanya'dır.
Ne yazıktır ki, her iki ilçemiz sahillerinde Büyükşehir Belediyesi arasındaki çekişmenin bedeli vatandaşa ödetiliyor.
Şöyle ki, mayıs ayında Gemlik Belediyesi'nin yetki tartışmasını ortadan kaldırmak adına sahillerin bakım onarım ve de işletilmesi yetkisinin kendilerine verilmesini talep etmişti.
Büyükşehir Belediyesi de talebi kabul ederek hem Gemlik'i hem de Mudanya plajlarını iki yıllığına işletme hakkını iki ilçe belediyesine Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla verdi.
Kendilerine yetmekte güçlük çeken iki muhalefet partili Gemlik ve Mudanya belediyeleri zamansız ve de yeterli bilgi sahibi olmadan üstlendikleri bu işi yapamayacakları öngörüsü zamanla doğru çıktı.
Nitekim ilk havluyu atan Mudanya Belediyesi oldu.
Hâlbuki kendilerinin yanı sıra partilerinin belediye meclis üyelerinin de için de bulunduğu Büyükşehir Belediye Meclisi'nden oy birliğiyle çıkan karardı bu.
Mudanya Belediyesi, haziran ayından bugüne değin sahillerde meclis kararına istinaden vermeye çalıştığı hizmetler de yetersiz kalınca havlu atmanın yolunu Büyükşehir Belediyesi Meclisi kararının iptali için Bursa 1. İdare Mahkemesi'ne yürütmeyi durdurma davası açmakta buldu.
Mahkeme, cankurtaran hizmetleri ve kamu sağlığı tehlikesi arz ettiği gerekçesiyle yürütme durdurma ara kararı verdi.
Bunun üzerine Mudanya Belediyesi, temizlik dışında kalan cankurtaran hizmetlerini sahillerde vermemeye başlamış.
Körfez'in bir ucunda bunlar yaşanırken diğer ucu Gemlik Kumla başıboşluk nedeniyle işgal altında.
Çay ocağı, emlak ofisi, büfesi, kafe işletenler başıboşluktan yararlanarak plajları zaptetti.
Gündüz, şezlonglarını koyup vatandaştan ücret alırken gece de aynı plaja bu kez masa ve sandalyelerini koyarak satış yapmaya çalışıyor.
Gemlik Belediyesi de bu durumu "yetkim yok dercesine" görmemezlikten geliyor.
Hal böyle olunca Gemlik Belediyesi, plajları en çok ilgi gören hatta hafta sonları nüfusu yüz binlere yaklaşan Kumla'da maalesef beklentinin gerisinde kaldı.
Hayal kırıklığı da yarattı diyebiliriz.
Belediye Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan'ın plajların belirli yerlerini kiraya verip elde edeceği gelirle Kumla'ya hizmet etmek planı vardı.
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı.
Başkanın, gelir getireceğini düşündüğü plajları Hazineye yani Milli Emlak'a aitti.
Milli Emlak ile yapılan görüşmeler bürokrasi engeline takılınca hizmetlerinde Kumla'da aksamasına neden oldu.
Dolayısıyla on binlerce vatandaşın denize girdiği plajlara soyunma kabinleri konulmadığı için insanlar cami tuvaletlerinde üzerini değiştiriyor.
Bazıları da öyleyse böyle diyerek çevresindekileri aldırış etmeden işini görüyor!
Duş olmadığı için de bazı vatandaşlar pet şişelerle birbirlerinin üzerine su dökerek duş almayı çalışıyor.
Bazıları da birilerinin kulaklarını çınlatacak şekilde homurdanıyor.
İşte deniz kenti Bursa sahillerinde manzara bu.
Yorum sizin.