Sağ olsun var olsun;  neredeyse aksatmadan her gün arar beni Mehmedim Alim (Mehmet Ali Yılmaz).

Bazen telefonla, bazen de Messenger üstünden uzun uzun, araya kahkahalar sıkıştırarak hayattan konuşuruz; sanattan, spordan, aşktan, hatıralardan, yazdığımız yazılardan, yazacaklarımızdan. Aramızda kalsın; medya, siyaset dedikoduları da yapar dalgamızı geçeriz.

Muhabbet kuşum İlham’ın şen şakrak ötüşü ve kanat sesleri yankılanır sohbetimizde.

Biliriz ki tabular, dogmalar, ön yargılar, hakikat tekelciliği akla zarar. Biliriz ki kibir, ego gönle yüktür; yorar insanı.

Herkes, her olgu, her olay eleştirel aklın süzgecinden geçirilebilir; gerçekler değerlidirler ve daima ortaya çıkma gibi bir huyları vardır.

Ve yine biliriz ki; okumak yazmak insanı tevazu sahibi yapmamış, hoşgörü edindirmemişse boşunadır.

Anlaşamadığımız konular da çoktur, doğaldır. İkna etmek için zorlamayız birbirimizi, farklı düşünceler dostluğun kıvamını arttırır.

*****************

Mehmet Ali’ye derim ki; ‘’değiştir lütfen şu, Facebook profil fotonu. Gözlerinde dalgınlık var bakışında hüzün var; gülümsemen buruk, yüz çizgilerin acıklı. Oysa sen çok güzel gülüşlüsün; güldün mü kaşınla, gözünle, çenenle, alnınla bütün yüzünle gülümsersin.’’

Ama o memnun bu fotodan. Belki de hep bir hüzün saklı içimizde; hani bir şiirinde demiştir ya Hilmi Yavuz:

‘’Hüzün ki en çok yakışandır bize / ve en çok anladığımız’’.

 

PANENKA PENALTISI

 

Mehmet Ali’cim,‘’Panenka Penaltısı’’ başlıklı köşe yazısında beni de anmış, inceliğine minnettarım.

Mehmet Alider ki:‘’Aylardır adeta yalvarıyorum, “gel beraber gezelim” diye? Ne mümkün! Salgın sürecini kuşuyla geçirmeyi tercih etti Can. “Kuşum Aydın” bile bu kadar bağlı değildir kuşuna.’’

Doğrudur…

Çiçekleri sulamalı, ağaçların sessizliğini dinlemeli, gökyüzüne bakmalı ve kuşlara yem vermeli. Beton, cam, çelik asfalt bir bataklıkta boğulmamalı.

Denizlerde başladı hayat. Atomlar hakkında düşünen atomlarız; bilinç bazen ağır yük, yaşamak bir kahramanlık. Doğadan geldik doğaya döneceğiz, sevgiyi genişletmeli. Kuşum İlham’la mutluyum. Tabi filmler, müzikler, kitaplar ve köşe yazılarım, okurlarla yazışmalar da yoldaşlık ediyor moralimi yüksek tutmamı sağlıyor şu salgın günlerinin geriliminde.

**************

Mehmet Alicim bir de şunları demiş: ‘’Tanıdığım en iyi ama en iyi spor yazarı, en iyi spor entelektüeli Can Ertan’dır.Futbolun sadece kültürüne değil, teknik yanına da en az bir direktör kadar hâkimdir Can.’’

Sağ olasın Mehmetim Alim.

Şöyle diyeyim; en büyük üstat hayat; ben onun haylaz bir öğrencisiyim.

Futbolu küçük yaştan beri seviyor, anlamak için emek veriyorum. Bol bol maç izliyorum; futbol üstüne kitaplar, maç kritikleri okuyorum; arada da yazıyorum. Senden bu övgüyü almak moralimi yükseltti bak.

Bu arada Mehmedim AlimPeter Handke’nin güzel bir romanı var; ‘’Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi’’ aklında bulunsun.

Sevme yeteneği insanın en değerli yani. Eskiden zekâyı abartırdım; şimdi gönlü, sevgiyi, iyiliği…

Yazar Charles Bukowski’ye katılıyorum: Bu ölümlü, butraji-komik, bu acılı hayatta; bir insan sizi sevmişse hayatınız kurtulmuştur.

Sevgileri ertelemeyin, aşkları dostlukları ıskalamayın, en acısı sizi seven birinin sevgisini asla kaybetmeyin. Emek verin aşklara, dostluklara ve şimdi şu an söyleyin sevdiğinizi aşkınıza, dostunuza. Yarın olmayan bir zamandır.

***************************

Sevgi anlamaktır, anlaşılma isteğidir, yalnızlık insana göre değil.