Merhaba Yeni Marmara ailem ve siz güzide okuyucular. Sizlerle ilk kez bir arada olmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyorum.

Aslında yıllardan beri çeşitli web sitelerinde makale, deneme, şiir ve araştırma yazılarımla okuyucularımın karşısında oldum.

Yıllardır yazı yazmama rağmen, ilk kez kendimi bu kadar heyecanlı hissettim. Beni köşe yazısı yazmaya teşvik eden, Yeni Marmara Gazetesi vasıtasıyla siz okuyucularla buluşmamı sağlayan duayen gazeteci Sayın Orhan Efe'ye öncelikli olarak siz kıymetli okuyucuların huzurunda teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

Hiç şüphesiz ki, Yeni Marmara Gazetesi, siz okuyucularımızla aramızda sarsılmaz bir bağ ve özgün bir köprü vazifesi görecektir. Bu bağlamda köşemdeki yazıları oluşturan fikir ve düşünceleri nezih bir yaklaşımla, toplumsal beklenti ve gerçekçiliğine bağlı olarak, olabildiğince açık, şeffaf, net ve gerçekçi bir yaklaşımla dile getirmeye çalışacağım.

Millî, insani ve ahlaki değerlerle yoğrulmuş olan kadim Bursa’mızın bağrından çıkan Yeni Marmara Gazetesi’nde siz güzide okuyucularla bir arada olmanın büyük hazzını şimdiden hissediyorum. Güzel, daha da güzel yarınlara hep birlikte kavuşmak dilekleriyle siz okuyucularıma teşekkürlerimi ifade ediyor, hepinizi yürekten selamlıyorum.

SAKLAMBAÇ

Çocukluğumuzun en güzel oyunlarından birisi de saklambaçtır. Bu oyun, ebe seçilen oyuncunun saklanan oyuncuları bulması esasına dayanır.

Saklambaç oynarken oyuncu sayısına hiçbir kısıtlama getirilmez. Oyunculardan biri ebe olarak seçilir. Ebe bir duvara, ağaca ya da başka bir nesneye kafasını yaslar ve gözünü genellikle kolu yardımıyla kapatarak oyuncular tarafından kararlaştırılmış bir sayıya kadar birer birer sayar. Ebenin yaslandığı bu yere  ‘sobeleme yeri’ denir. Bu sırada diğer oyuncular ebenin onları göremeyeceği yerlere saklanırlar. Oyuncuların amacı; "önüm, arkam, sağım, solum sobe" diyerek saymayı bitiren ebenin onları aramak için sobeleme noktasından ayrıldığında gelip ellerini sobeleme noktasına dokundurarak sobe yapmaktır. Ebeden önce sobe yapabilen oyuncular kendilerini bir sonraki turda ebe olmaktan kurtarırlar, ancak ebenin saklandığı yeri bulup kendisinden önce sobelediği oyuncu ise bir sonraki turda ebe olur ve oyun bu şekilde oyuncular bu oyunu oynamaktan sıkıldıklarına dek aynen devam eder.

Çocukluğumuzun en güzel oyunlarını hatırlarken hepimizin aklına gelen, bir de oyun bozan arkadaşlarımızın varlığıdır!.  Oyun oynadığımız arkadaşlarımızı hatırlamasak da, oyun bozan arkadaşlarımızı hiçbir zaman, büyüdüğümüz dönemlerde dahi unutamayız!  Bizler sadece çocukluğumuzda oyun bozan arkadaşlarımız için sen oyun bozucusun sen ara bozucusun sen hainsin kelimesini kullanır, oyun bittikten sonra o arkadaşımız ile farklı bir oyunda gayet güzel bir şekilde oynamaya devam etmeyi yeğlerdik.

Bunun dışında hain kelimesinin ne anlama geldiğini bilemezdik!

 

Günümüz de ise; koca koca siyaset adamları kendi tarafında yer almayan herkesi "hain" ilan ederken hiç  düşünemiyor veya hicap duyamıyorlar sanırım..Hain demek; bireysel ve toplumsal olarak maddi ve manevi değerlerimizi yok sayıp bunlara karşı çıkandır.

Eskiden fraksiyon olarak sadece sağcı ve solcu vardı, bugün ise bu söylemin yerini vatansever ve hain aldı!..

Yapmayınız lütfen vebaldir bu!..

Biz bu güzel topraklarda sağcısı ve solcusu ile birlikte mutlu mesut yaşarken, aynı ekmeği bölüşüp aynı kaptan su içebiliyor iken, lütfen içimize ara bozucu, öteki, hain gibi yaftaları yerleştirmeyin!.

Bizler Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında birbirimiz ile geçinebiliyoruz, TBMM çatısı altında asıl sizler birbirinizle geçinemiyorsunuz.

Bunu bize yansıtıp bizleri eşimiz, dostumuz, çoluğumuz çocuğumuz ve komşumuzdan uzaklaştırmaya asla hak ve yetkiye sahip değilsiniz.

‘Milleti yaşat ki, devlet yaşasın’ düstûru, devletin ve milletin bekası için göz ardı edilmemesi gereken bir retoriktir.

Aziz milletimiz bu şekilde ayrıştırıldığında, bizler bu sefer de kapı komşumuzu hain, çocuğumuzu ara bozucu bellemeye başlarız.

Bırakın geleceğimiz olan çocuklar saklambaç oynasın ve öğrendikleri tek hainlik oyun bozucu arkadaşları olsun!. 

Geçmişte olduğu gibi günümüzde ve geleceğimizde hainler azınlıkta olsa da, hep var olmuş ve var olacaklardır

Bize düşen bu hainlerin, darbe, eylem ve söylemlerine asla müsaade etmeyip, onlara karşı el ele, yürek yüreğe birlikteliğimizi muhafaza etmektir.

Vatanın birliği ve beraberliği için onlar ile mücadele edelim ve onları bu gazi topraklarımızdan çıkaralım. A partisini B partisini C partisini desteklemek hainlik  değil, demokrasinin gerçeği, farklılığı ve güzelliğidir..

Bunun böyle olduğunu lütfen unutmayalım.

Sevgilerimle...