Tüm dünyada olduğu gibi; ülkemizde ve kentimizde yaşanan büyük kuraklık, bilinçli su tasarrufu konusunda beni yıllar öncesinin bir anısına götürdü. Yüksek öğrenimimin bir bölümünü İngiltere’de yaptım. 1977 yılında gittiğim İngiltere’de; Londra ve Bournemouth kentlerinde yaşadım. Neredeyse yılın 10 ayı yağan yoğun yağmurlar nedeniyle tam anlamıyla su ülkesi olan İngiltere’de, daha o zamanlarda yapılan su tasarruf programlarına hiç akıl-sır erdirememiştim.

Öyle ki… Bournemouth kenti Merrow Avenue’da bulunan evlerinde kaldığım İngiliz ailenin konutunda kullanılan lavabo ve banyo suları, bahçede bulunan bir arıtma deposunda toplanıyor ve bu gri özellikli sular bahçe çimlerinin sulanmasında, bahçe ve araç yıkama işlemlerinde kullanılıyordu. Ama kentte; Temmuz-Ağustos dışında kalan 10 ayda yağmur yağıyordu. Yani bir yağmur ülkesinde bile, su tasarrufu yapıyordu insanlar… İklimlerin değişeceğini ve her an yağmur veya kar yağışlarının kesilebileceğini düşünerek belki de… Hem de bundan tam 43 yıl önce…

                                 SU SAVURGANLIĞINA DEVAM MI?..

Peki biz ne yapıyoruz?.. Evliya Çelebi’nin de dediği gibi “Bursa; bir su kenti” ve biz ne yazık ki bu suları yıllardır hesapsızca kullanıyoruz. Kentin Demiryolu altı denilen mahallerinde (Yeşilova, Bahar, Beşyol, Altınova, K.Balıklı, gibi) sokak başlarında kurulu bulunan artezyen suları boşa akarken, hiç kimse bunlara bir musluk koymayı akıl edemedi yıllarca…

Yıllardır bu tür sularımız bomboş aktı çeşmelerden su yalaklarınaŞimdi su fakiri bir ülke/bir kent olduğumuzu anlıyoruz. Ama biraz geç kaldık galiba… Değerini anladık boşa akan suların sonunda… Kentimize su sağlayan Doğancı Barajı yüzde 20 seviyelerine inince; 80 adet olan su kuyularımıza 75 tane daha ekledik kentin su ihtiyacını yeraltı sularından giderebilmek için…

Ama ana mesele; Bursa’nın boşa akan artezyen suları falan değil tabii ki… Şu anda sorun çok büyük… Tüm ülke çekiyor kuraklığın ve su bonkörlüğünün faturasını… Büyük kentlerin çoğunun 40-45 günlük suları kaldı. Yine yoğun şekilde kar veya yağmur yağmazsa, acil bir su tasarruf tedbirine gidecek tüm yerel yönetimler…

Önceki gece ve geçtiğimiz hafta sonu yağan yağmurlar, koskoca barajlarımız için oldukça önemsiz su artışları getirdi. Yani yüzde 20’lerde olan seviyeler, yüzde 24-25 oldu. Daha çok yağmura ve kara ihtiyacı var ülkemizin ve Bursa’nın…

                                    BUSKİ’YE DÜŞEN ÖNEMLİ GÖREV

Öyleyse… Sağlıklı ve bilinçli bir şekilde su tasarrufuna gidilmeli bu kentte ve tüm ülkede…

Nasılsa “yağmur ve kar yağar, yeniden dolar” dediğimiz barajlar, şu anda alarm veriyor. Ve şu anda programlı su kesintileri yapılmadığı için, birçok vatandaşımız bu sorunun farkında bile değil… Bursa’da bilboardlara asılan 40-50 afiş ile insanları su tasarrufuna çağırmak iyi ve hoş ama oldukça yetersiz… Bu su tasarrufu işine BUSKİ sağlam bir şekilde sahiplenmeli ve yalnızca tasarruf çağrıları ile değil de, etkili reklam ve bilgilendirme kampanyaları ile yıl boyunca sürdürmelidir bunu…

Yakın bir tarihte BUSKİ’de göreve başlayan İsmail Gerim bu planlamayı ve organizasyonu yapabilecek ölçüde bilgili ve donanımlıdır. BEBKA dahil daha önce çalıştığı kurumlarda önemli projelere imza atmıştır sayın Gerim… BUSKİ’nin bir üst düzey yetkilisi olarak; bu konuda kafa yoracak ve inovasyon yaratacak bir ekip ile birlikte; Bursa’yı programlı su kesintilerinden kurtaracak etkin ve farklı önlemleri uygulayabilir.

Anlıyoruz ki; su sorunu büyüktür ve daha da büyüyecektir. Bu işe kimse sessiz kalmamalı, devlet su politikasını yeniden planlamalı ve gerektiğinde Su Bakanlığı kurulmalıdır. Bilinmeli ki; pabuç artık oldukça pahalıdır. Su kaynaklarının azalması nedeniyle kuraklık ve çölleşmeden en fazla etkilenen 7 ülkeden biridir artık Türkiye…

Kişi başına düşen su miktarı; yılda 1.400 metreküptür ülkemizde… Ama bu miktar, iklim değişikliği ve kuraklıklar nedeniyle giderek düşecektir.

Ne yapacağız peki o zaman?..

Bir gün bize diyecekler ki; “Kişi başına günde 25 litre su vereceğiz. Hepsi bu kadar..

Nasıl yetiştireceğiz bunca su ihtiyacımızı 25 litre sınırlı su ile…

Şimdiden o kötü günleri düşünmek ve gerekli önlemleri almak zorundayız.

ÖZLÜ SÖZLER : Lider; ulu bir ağaca tırmanan, tüm durumu gözden geçiren ve “Yanlış ormandayız” diye bağırabilen kişidir. (Steven COVEY)

                                      BİR KOT PANTOLON ÜRETMEK

                                     İÇİN 10.850 LİTRE SU!..

Tabii ki mesele; yalnızca çeşmelerden kontrolsüzce akan ve heba olan su değil… Dünyada her yıl 4 bin 600 milyar metreküp su kullanılıyor. Bunun yüzde 70’i tarımda, yüzde 20’si sanayide ve yüzde 10’u da konutlarda… Toplam su rezervinin sadece yüzde 10’u evlerde kullanılıyor. Esas sorun; tarım ve sanayide kullanılan sularla (toplam yüzde 90) ilgili…

Çünkü dünya su rezervlerini incelediğimizde; kullanılabilir 3 tür suyun varlığını öğreniyoruz.

YEŞİL SU: Yağmur-kar suyudur ve içilebilir özelliktedir.

MAVİ SU: Yüzey ve yeraltı sularıdır. Sanayide-tarımda kullanılabilir.

GRİ SU: Daha önce kullanılmış kirli ama arıtılabilir sudur.

Şimdi de sizinle üretimde kullanılan su türleri ile ilgili bazı istatistiki verileri paylaşmak istiyorum. Çünkü bu çok önemli bir bilgidir. Sahip olduğumuz bazı malların ve eşyaların üretiminde ne kadar su kullanıldığı da suyun geleceği açısından oldukça önem taşıyor.

-1 Kilo dana eti üretimi için; tam 15 bin litre su kullanılıyor (yüzde 94 yeşil, yüzde 4 mavi ve yüzde 2 gri su)

-1 Bardak süt üretimi için 225 litre su kullanılıyor (yüzde 85 yeşil, yüzde 8 mavi ve yüzde 7 gri su)

-1 Fincan kahve üretimi için 130 Litre su kullanılıyor (yüzde 96 yeşil, yüzde 1 mavi ve yüzde 3 gri su)

-1 Kg. çikolata üretimi için 17.196 litre su kullanılıyor (Yüzde 98 yeşil, yüzde 1 mavi ve yüzde 1 gri su)

-1 Adet pamuklu tişört için 2.720 litre su kullanılıyor (yüzde 54 yeşil, yüzde 33 mavi ve yüzde 13 gri)

-1 Adet kot pantolon üretimi için 10.850 litre su kullanılıyor (Yüzde 45 yeşil, yüzde 41 mavi ve yüzde 14 gri su)

Bunun yanı sıra 1 adet pet şişe için 12 litre su, 1 kg. domates için 180 litre su, 1 kilo (4 adet) ekmek için 1.300 litre su, 1 külah dondurma için 1.500 litre su, 1 kg. pirinç için 3.400 litre su, 1 kg. peynir üretmek için 5.000 litre su, 1 kg. koyun eti üretmek için 6.100 litre su ve 1 çift ayakkabı üretmek için 16.600 litre su kullanılıyor.

Görülüyor ki; tarım ve  sanayide su tüketimi had safhada… Evsel kullanımdan çok, tarımsal ve endüstriyel alanda kullanılıyor su… Ama üretim merkezlerinde mavi veya gri su yerine yeşil su kullanılınca, içilebilir özellikte sularımız çok ama çok azalıyor.

Sorunun ana boyutlarından biri de bu zaten… İçilebilir nitelikteki yeşil sular; üretimde ve tarımda asla kullanılmamalı… Bunu önleyecek bir yasaya ve Su Bakanlığı’na ihtiyaç olabilir ülkemizde…