Çağdaş, evrensel insan haklarına göre, özgür bir toplumda ‘örgütlenme özgürlüğü’ne koşut olarak var olan bir diğer özgürlük, bireylerin resmî yahut gayri resmî üyesi oldukları örgütlerden, birlikteliklerdençıkma özgürlüğü’nün bulunmasıdır.

Bireyler, nasıl barışçıl amaçlarını gerçekleştirmek için diğer bireylerle bir araya gelme özgürlüğüne sahipse, kendi düşünce ve inançlarına uygun olmadığını düşündüğü birlikteliklerden ayrılıp başka bir birliğe dâhil olma yahut hiçbir birlikteliğe katılmama hakkına da sahiptir.

Buna göre, bireylerin en temel çıkarı vicdanlarının sesine uygun bir yaşam sürme özgürlüğüne sahip olmaktır.

Çünkü bireyler, vicdanlarının sesine uygun bir yaşam sürdürdüklerinde mutlu ve huzurlu, ona aykırı davranışlar içinde bulundukları/bulunmaya zorlandıkları durumlarda da mutsuz olmaktadırlar.

Özgür bir toplumun ayırt edici özelliği olan bireylerin kendileri gibi düşünen diğer bireylerle bir araya gelebilme ve gerektiğinde bu birlikteliklerden çıkabilme/ayrılabilme özgürlükleri temelde ‘vicdan özgürlüğü’ ilkesinden doğmaktadır.

Ama Türkiye’de ne ki durum böyle değildir…

* * *

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 33. maddesi dernek kurma özgürlüğünü, 34. maddesi toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını, 135. maddesi de kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını düzenlemektedir.

Buna göre, ülkemizde özgür bir toplumun ayırt edici özelliği olan örgütlenme/bir araya gelme özgürlüğünün anayasal güvence altına alındığı söylenebilir.

Bireylerin barışçıl amaçlarla bir araya gelmesinin önündeki engeller son yıllarda gerçekleştirilen reformlarla (örneğin, Dernekler Yasası reformu) büyük oranda ortadan kalkmıştır.

Ama birmeslek örgütünden/birliktelikten çıkıp başka bir birlikteliğe katılabilme yahut hiçbir birlikteliğe dâhil olmama olanağı yoktur.

Derneklerde bu hak vardır ama meslek örgütlerinde yoktur…

Bu durum üretici birliklerinde de böyledir…

* * *

Türkiye’de meslek kuruluşları yasa ile kurulan ‘kamu kurumu niteliğindeki’ kuruluşlar olup faaliyet gösterdikleri alanda tekel konumundadırlar.

Bireylerin mesleklerini icra edebilmek için bu örgütlere üye olmaları zorunlu olup, meslek kuruluşunun uygulamalarını beğenmemeleri halinde üyelikten ayrılıp başka bir meslek örgütüne üye yahut yeni bir meslek örgütü oluşturabilme olanağı yoktur.

İşti şimdi hükümet yeni bir yasa taslağı ile tüm mesleki birliklerin kuruluş, örgütlenme ve faaliyetlerini yeniden düzenleyecek bir çalışma içinde.

Barolardaki düzenlemenin ardından şimdi TTB, TEB ve TDB Yasalarını yürürlükten kaldıracak tasarı ile tüm meslek örgütleri gerekli yapısal dönüşümleri yapmak zorunda kalacak.

* * *

Türkiye’deki meslek odalarının en büyük sorunu, eski Türkiye’ye göre yapılanmış olmaları bir yerde.

Bu yapı artık Türkiye’yi taşıyamıyor...

Var olan sisteme göre, az bir katılma da olsa az bir oyla seçilenler yönetim kurulunda çoğunluğu elinde bulundurabiliyor.

Kuşkusuz bu nedenle, bu düzenleme girişimine meslek örgütleri yönetim erklerini eline geçirmiş yönetimler ve muhalefet karşı çıkmakta.

Oysa düzenleme hem bireylere demokratik yeni bir seçenek sunacak ve hem de kurumlar arası rekabeti geliştirecek.

Meslek Odaları’ndaki zorunlu üyelik ve aidat zulmü sona erecek.

Yasayla verilen yetkiyle kimi meslek örgütlerinin zorunlu üyelik ve aidatlar nedeniyle terör örgütlerine yandaşlık yapma gücü ellerinden alınmış olacak.

Yapılan her şeyi karalamaya dönük meslek örgütleri haline dönüşmüş bu kuruluşlar gerçek amaçlarına hizmet edecek yapılara dönüşecek.