Yerli ve milli üretimin önemi, geç de olsa anlaşılmaya başladı.

Milli ve Yerli Tarım Projesi kapsamında, tarım ve hayvancılıkta ciddi adımların atılması bekleniyor.

Bu konuda dışa bağımlılıktan kurtulmak son derece önemli.

Koronavirüs salgını bunu bütün dünya insanlarına kanıtladı.

Ekonomik sistemin küreselleşmesi, ticari rekabetin ulaştığı boyut da, bunun zorunluluğunu ortaya koydu.

Yaşanan sıkıntılar, zorluklarla 'gıda güvenliği' de belirdi.

Ülkelerin mutlak surette kendi öz kaynaklarıyla kalkınmaları gerekmekte.

Yıllar önce hepimiz ilkokul yıllarında 'Yerli Malı Haftası' kutlama etkinliklerinde öğrendik bu kavramları. Sıralarımızın üzerini yerli ürünlerle donattık, paylaştık. Bir gurur ve mutluluk vesilesiydi.

Ülkemiz bu anlamda çok bereketli, verimli topraklara, su kaynaklarına sahip.

Sebzenin, meyvenin, hububatın, gıdanın envai çeşidi fışkırıyor.

Arı gibi çalışkan çiftçimizin, köylümüzün bereketli elleriyle yoğrulup sofralarımıza geliyor.

Bulunduğumuz coğrafi konum olarak da dört mevsimin, iklim çeşitliliğinin nimetleri önümüze seriliyor. Bunların kıymetini çok daha iyi bilmemiz gerekli.

Verimli geniş arazilerde, tarlalarda, bahçelerde yetişen ürünler, daha iyi beslenmeyi sağlıyor. Tarım sektörü ayrıca üretim ve sanayi ile milli gelire, istihdama da katkı sunuyor.

Yerli ve milli tohumculuğun geliştirilmesi, üreticiyi hibritten, ithal tohumlardan, kendi tohumunu ekememekten ve satın alamamaktan kurtarmak için son zamanlarda adımlar atılıyor.

Dünyada önümüzdeki süreçte gıda ve su savaşları bekleniyor. Bu konu stratejik önem arz etmekte.  O nedenle yerli ve milli üretimi geliştirme çalışmaları çok doğru ve yerinde.

Gelecekte 'güçlü' denilecek ülkeler, yerli üretimde kalkınmış ülkeler olacak. Yeni dünya düzeni şekillenirken, ülkeleri askeri ve savunma sistemleri değil, milli tarımı, yerli üretimi, ekonomisi ayakta tutacak.

Ancak bu şekilde kendi kendine yetebilen, dışa bağımlılıktan kurtulmuş ülkeler itibarını artırır,  küresel güçlere boyun eğmez.

Türk tarımını güçlendirme hamlesinin adımlarından birini de Osmangazi Belediyesi attı.

Hayata geçirilen 'Ekolojik Yaşam Merkezi'nde milli tarımın, yerli tohumun üretilmesi, yaygınlaştırılması için çalışmalar yapılacak. Hem öğretilmesi hem de bilinç kazandırılması üzerinde durulacak.

Nilüfer Belediyesi Kent Bostanları'nda da yıllardır ekolojik tarım ve yerli tohum uygulamaları yapılmakta. Her yıl Tohum Takas Şenliği düzenlenerek, isteyen herkese yerel tohumlar dağıtılıyor. Bu yıl Korona'dan dolayı yapılamıyor.

Farklı il ve ilçelerde de bu uygulamaların benzerleri var. Örnek teşkil etmeli ve ülkemizin dört bir yanına yaygınlaştırılmalı. Yerel yönetimlerin bu çalışmaları çok önemli.

Güneşin, toprağın, suyun lezzetiyle, o mis gibi kokan sebzelerimizi, meyvelerimizi, hububatımızı yeniden yeşertelim.

Köye geri dönüş teşvik edilmeli. Köyünde tarım ve hayvancılık yapmak isteyenlere, makul düzeyde karşılıkla ya da bedelsiz olarak boş duran arazilerden tahsis edilebilir.  Gençlerin hibelerle desteklenerek çiftçiliğe yönlendirilmesi de ilgiyi artırır.

Kısacası, tarım ve hayvancılığı kalkındırmak için gereken yapılmalı.

Ülke olarak bizim en büyük gücümüz tarım, 'Milli Tarım, Yerli Tohum' ise geleceğimizdir.

**********

Günün Sözü

“Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı;

duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin,

yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen

bir kuşağın devridir.”

Dostoyevski