Fatma DİLLİOĞLU/ÖZEL HABER

ÖZLEDİM

27 Aralık 2019 yılında Çin'in Wuhan kentinde Corona virüsü çıktığı zaman pek umursamadım,  hemen tedavisi bulunur zannettim ama haberlerde hastalananların sayıları arttıkça ölümler başladı, olay çığ gibi büyüdü. Ailecek çok korktuk çünkü bütün dünyaya yayılma tehlikesi vardı. Almanya, İspanya, İtalya dünyanın birçok yerinde yayıldı.

 

Bir gün haberleri dinlerken bu virüsün Türkiye'ye geldiğini duyduk, çok panik oldum.  Birkaç gün içinde okullar tatil edildi. Ve hastalananlar görülmeye başlandı.  Öğrenime EBA’dan devam edileceği söylendi. İnsanlar sokağa çıkmasın diye haberlerde uyarılar yapıldı. Biz altı gün dışarıya çıkmadık annem sadece evin ihtiyaçlarını almak için çıkıyordu. Canımız o kadar çok sıkılıyordu ki babam bizi Mudanya götürüp kumsalda yürüyüş yaptırdı ama hep tedirgin korku içinde. Hemen eve geldik.

 

Geçtiğimiz günlerde 65 yaş üstü yaşlılar için dışarıya çıkamaz yasağı geldi ama annemle babam bugün pazara gittiler ve pazarda yaşlı adam ve yaşlı kadınlar varmış. Annem babama demiş ki kimse kurala uymuyor. Bu virüsün ailecek ne zaman biteceğini çok merak ediyoruz. Arkadaşlarımla sokağa çıkıp oyun oynamayı özledim.

Bu virüsün bir an önce tüm dünyayı terk etmesini ve bir daha gelmemesini istiyorum...

 

Eda Esma Seyrek 8/E

************************

 

BİLİNMEZLİK
 

Bilinmezlik  başlığını kullanmamın sebebi gündemimizdeki virüs tehdidi.

Aslında insanların virüsle ilgili yanlış düşünceleri,  gittikçe hastalıktan daha beter hale geliyor. Duydukları herşeye inanıyorlar.  İnsanların yanlış düşünceleri kendi komplolarını kurmalarına sebebiyet veriyor. Bundan dolayı insanlar COVİD-19'dan değil kendi akıllarına getirdikleri sonlarından dolayı hastalıktan korkuyorlar.

Eğer insanlar hastalıktan korkmak istemiyorlarsa kendi düşündüklerine değil bu alanda uzman olan kişilere güvenmek zorundadırlar.

Kulaktan dolma bilgilere değil uzmanların tavsiyelerine uyarak ve evde kalarak bu virüsü yenelim…

Berke Sinan Arslanboğan 8/E

 

***************************

 

SEVGİ

          Sevgi gözle göremediğimiz, elle tutamadığımız ama varlığını her zaman hissettiğimiz soyut bir kavramdır.

Sevgi, duyguların en masum halidir.

Parayla pulla satın alınamayacak kadar değerli ve güzeldir sevgi.

Sevmek ve sevilmek ise insana en iyi gelen şeydir.

İnsan; sevilmeyi, sevmeyi hissettikçe kendini daha da iyi hisseder.

Hayata karşı daha pozitif ve iyimser bir bakış açısıyla bakar.

Çoğu insan sevgisini karşısındaki insana belli edemez.

Oysa ki hayatımız boyunca sevdiğimiz insanlara sevgimizi belli etsek daha da güzel olmaz mı?

Tüm bu nedenlerden dolayı;

İçimizdeki o güzel sevgiyi hiçbir zaman yok etmemeliyiz.

 

 

Irmak Kaya   8/F 

***************************

 

GİZLİ ÇOCUK

 

Her insanın içinde çocuk saklı.

Bazı insanlar çocukla çocuk olur

Çocuklarıyla oyun oynayıp güler.

Çocuklarını parka götürür kendileri  daha çok eğlenir.

Çocuklara oyuncak alırken kendileri de oyuncaklardan gözünü ayırmaz.

İçindeki çocukluğu saklamazlar.

Çocuklar annelerini babalarını böyle örnek alırlar.

İleride de çocuklarına böyle davranır.

İçindeki gizli çocuğu saklamaktan korkmazlar.

 

Bazılarının içinde ise unutulmuş bir çocuk saklıdır.

Tamamen içindeki çocukluğu unutmuştur.

Etrafına bambaşka bakar.

Çocuklarıyla vakit geçirmez. Parka bile zorla giderler. Parka gittiklerinde ise bir yere oturup bazıları ellerinde telefonlarına bakar. Dışarıda vakit geçirirler ama çocuklarıyla geçirmezler. Eve geldiklerinde telefondan başını kaldırmazlar. İleride çocukları da bu durumu örnek alıp ne öğrendilerse aynılarını da çocuklarına uygularlar. İçindeki çocukluğu çocuklarıyla yaşamaktan korkarlar ve unuturlar.

Zahide Öner 6/F