Elif Kuş BEŞİK/ÖZEL HABER

On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Saye Yılmaz ile Organizatör/Yaşam Koçu Sinem Özay’ın sunduğu On’da Kadın programına Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Üzümcüler konuk oldu.

Programda Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği faaliyetleri, kadına yönelik şiddet ve şiddetle mücadeleye dair konuşulurken Burcu Üzümcüler önemli açıklamalarda bulundu.

Burcu Üzümcüler Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği’nin kuruluş süreci ve faaliyetlerinden bahsederken ‘’Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği 2012 yılında Bursa’da kuruldu. Özellikle aktivist alanda çalışmış bir grup kadın ve bu bir grup kadın aslında daha öncesinde uzun bir geçmişi olan hak temelli örgütlerde ve yeri geldiği zaman siyasi arenada da, özel sektörde çalışma alanlarıyla da yer edinmiş güçlü kadın profilleri diyebiliriz. Bir araya gelerek Mor Salkım’ı kurdu. Birçok sivil toplum örgütünde zaten kadın ve çocuklar üzerine çalışmalar yapılıyordu. Ancak özellikle cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele alanında, sadece bu alana çalışma yürüten sivil toplum örgütünün eksikliğini fark ettik ve bunun üzerinde bu alanda bir dernek kurmaya karar verdik. Bu derneği kurduktan sonra da 7/24 şiddet hattını oluşturduk. Kadın ve çocuklara hizmet veren bir hattımız tamamen gönüllülük esasıyla yürüyen bir hat oluştu. Bunun sonrasında da Nilüfer dernekler yerleşkesinde de yer alan ofisimizde hizmete girmeye başladık. Özellikle kadın, çocuk, şiddet, cinsel istismar, taciz, tecavüz, cinsiyet eşitliğinin sağlanması, aslında birçok insanın dokunamadığı konuları biz gündeme taşıyıp hem bu alanda politika üretim hem savunuculuk yapıp hem de kadınların ve çocukların güçlenmesi için ayrı bir alanda da çalışmalar yürütmeye başladık. Buna dair gönüllülerimiz, üyelerimiz oluştu. Özellikle bu alanda çalışan kişilerle işbirliği yapmaya çalıştık. Sonrasında kurumlarla işbirliğine geçti süreçlerimiz. Giderek 8 yıl içerisinde çok daha güçlendiğimizi düşünüyorum. Önemli olan tüm bu hedef alanları ve hedef sorunları birlikte çözmek için mücadele verebilmek. Mor Salkım’ı bunun için kurduk ve şu anda bunun için çalışıyoruz. Özellikle şiddet görmüş ya da şiddet gören kadın ve çocuktu hedef kitlesi ilk etapta. Kadın ve çocuklara hizmet veririz ancak bu özellikle tüm toplumla çalışmıyoruz anlamına gelmiyor. Özellikle ayrımcılıktan uzaklaşmak, cinsiyet ayrımcılığının sağlanması, toplumda kadın ve çocuğun güçlenmesi alanında erkeklerle, kadınlarla hep birlikte çalışmalar yürütüyoruz. Bizim gönüllülerimizin içinde erkekler var, hukukçular var, psikologlar var. Onlarla çalışmalar yürütüyoruz. Ancak sadece kadın odaklı bir üye profilimiz var. Danışmanlık hizmeti veriyoruz. Şiddet görmüş bir kadın bizim şiddet hattımızdan da ulaşabiliyor, bunun dışında danışma merkezimize gelebiliyor. Onunla ilgili vaka durumları ve problemleri tamamen gizlilik esasına dayalı olarak bu ilkelerle yürütülüyor. Her türlü ayrımcılığa karşıyız. Kim gelirse gelsin o kapı ona açıktır, onunla dayanışırız ve ona destek vermeye çalışırız.Derneğimiz BM Global Compact üyesi. Bunun dışında kadın güçlenmesi prensiplerini imzalayıcı tüm kurumlara destek veriyoruz. Çocuk Evliliklere Hayır ulusal platformunda, Çocuğa Yönelik Şiddetle Mücadele ulusal ağında, Avrupa Kadınla Yönelik Şiddetle Mücadele Ağı (VAVE), Avrupa kadın lobisi, Brüksel’de sandalye temsiliyeti olan Türkiye ayağında biz Avrupa Kadın Lobisi’nin üyesi ve yönetim kurulu üyesiyiz. Uluslararası alanda birçok işbirliklerimiz de var bizim. Uzun soluklu bir süreçtir Almanya ile çalışıyoruz. Almanya Entegrasyon Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, oradaki birçok sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler, belediyelerle, onların buraya gelmesi, bizim gitmemizin yanı sıra paylaşımlarımız ve birbirimizi destekleyen alanlarımız var. Türkiye’de özellikle şiddetle mücadele ve eşitliğin sağlanması üzerinde insan hakları temeline dayanan üç yüzün üzerinde güçlü kadın örgütlenmesi var. Biz tüm bu ağın içerisindeyiz. Yani hem ulusal hem de uluslararası mücadele ve savunuculuk yapan bir sivil toplum örgütüyüz. 2019’da 328 kadın sadece kadın cinsiyetine sahip olduğu için öldürüldü. Şu anda ağustos ayının sonuna kadar 189 kadın yaşamını yitirdi. Bakın kadınlar hayatlarıyla bedel ödüyorlar. Ve bir taraftan bu şiddete tanık olan bir toplum, gelecek nesil ve çocuklar var. Sorunu sadece kadınla çözemezsiniz. Bu sorunu erkeklerle birlikte çözmek zorundasınız. Bizim artık ‘Kız çocuğu okula gitmeli mi, gitmemeli mi?’ gibi bir soruyu aklımıza bile getiriyor olmamız, mesela karma sınıflara karşı duracağız diye bazı tartışmalar çıktı. Bizim bunu düşünüyor olmamız bile zihnimin almayacağı şeyler. Gelişmekte olan bir ülkenin bunları zaten asla düşünmüyor olması lazım. Ebeveynlerle çalışmalar yapıyoruz. Çocuğumuza kendini korumayı ve ebeveyn olarak da zihniyetimizi değiştirmek için çaba göstermeliyiz.’’ dedi.

‘’Pandemi döneminde şiddet arttı’’

Burcu Üzümcüler Pandemi döneminde şiddetin arttığına dikkat çekerken ‘’Pandemi dönemi birçok alanda farklılıklar getirdi. Kısa çalışma sistemiyle birlikte mesela kadınlara çok daha ağır ev içi işi yükü getirdi. Kadınlar daha fazla etkilendi bir taraftan da büyük değişimler de başladı. Erkekler mutfağa girmeye başladı, ev içerisinde yer almaya başladı, iş bölümleri başladı gibi güzel şeyler de karşımıza çıkmaya başladı. Ama bir taraftan şiddet yüzde doksan düzeyinde arttı. Bizim hattımız hiç durmaz hale gelmişti. İnsanlar daha fazla bir arada kalmak zorunda kaldılar. Şiddet daha fazla arttı. Çünkü öfkemizi yönetmekte zorlanan bir haldeyiz. Bir taraftan da bu öfke patlamaları nedense hep bir cinsiyete yönelik. Çünkü şiddet zayıf olana yöneliktir. Kim kendinden daha güçsüz görüyorsa ona uygular. Pandemi döneminde kadın işsizliği daha çok arttı. Kadınların yüzde yetmiş beşi şiddeti ev içerisinde görüyordu zaten. Evin içinde kalırken bununla daha fazla karşı karşıya kalmaya başladılar. Yoksullaşmadan tutun cinsiyet temelli şiddet daha günden güne artmaya başlıyor. Bu sebeple aslında en önemli önlem karar mekanizmalarında olan insanların söylemleri, kullandıkları diller, buna karşı duruşlarını göstermeleri, kullandıkları dillerle kadın ve erkeğin eşitliğini desteklemeli ve hiç kimsenin birbirinin malı ya da ona ait bir varlık olmadığını, her iki cinsiyetin de insan olduğunun farkına varmak. Özellikle çocuklarımızı da şiddetten korumak adına çevremizde de şiddete dair bir olay oluyorsa lütfen çekinmeden 155’i aramak. Olaya müdahale edilmesini sağlamak çok önemli. Eğer öfke kontrol problemi yaşıyorsak uzmandan destek almak, ilişkimizde şiddete dair problemler varsa lütfen buna dair profesyonel destekler almak çok önemli. Ya da olmuyorsa yollarımızı uygun bir şekilde ayırabilmek ama ayırdıktan sonra o kişinin mutlak destek alması gerekiyor. En önemli temelimiz bu cinsiyet rollerine dair eşitsizliği ortadan kaldırmak için hepimizin insan odağında hayata bakabilmesi.’’ ifadelerini kullandı.

‘’Sadece kadına yönelik bir şiddet hattı olması lazım’’

Burcu Üzümcüler ‘’Özellikle akıllı telefonlara yüklenebilen Kadına Destek Hattı (KADES), bu uygulamayı indiriyoruz ve herhangi bir şiddete maruz kaldığımızda oraya tıkladığımızda direkt emniyetin sistemine bağlanan bir sistem bu. Kadınlar bizi aradığı zaman mutlaka KADES’i yükleyin diyoruz. Bu sistem iyi bir şekilde çalışıyor. 183 şiddet hattı var. Yalnız bu şiddet hattı değil, devletin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yaşlılara, engellilere ve ailelere de hizmet veren bir hat. Tabii ki bizim talebimiz sadece kadına yönelik bir şiddet hattının olması. Çünkü Türkiye’de 7/24 şiddet hattı olan Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği ve Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu var, onlar da 7/24 çalışamıyorlar. Biz 7/24 çalışıyoruz ve daha çok polise yönlendiriyoruz. Her gün birçok kadını daha çok kaybediyoruz. Bunun için temelde zihniyet değişimine ihtiyacımız var. Yani kadın erkek değil, insan olarak görebilmek, kimsenin kimseye ait ya da korunacak bir varlık olduğunu öğretmemeye, kadınlarımızı ve kız çocuklarımızı güçlendirmeye ihtiyacımız var. Bunun dışında bir ailede şiddet uygulanıyorsa mutlaka bunun önlemini almaya yani o aile birliği bozulmasın diye kadını evine göndermekten vazgeçmek. Yasalarımız bir kere çok güçlü, bunu kabul edelim ama uygulama problemi var. Yasalar uygulanmadığı için şu an süreç bu kadar kötüye gitmeye başladı. Kanun gerçekten anlamıyla uygulanmış olsa zaten bizim bunlara ihtiyacımız olmayacak ve bunu yapan kişi de bundan tedirgin olacak. Medyanın burada etkisi çok büyük. Yani yaşanan olayı anlattığı kadar cezalandırma kısmı varsa bunu takip edip bunu da basında göstermesi gerekiyor.’’ şeklinde konuştu.

Şiddeti Frenliyoruz!

Burcu Üzümcüler ‘Şiddeti Frenliyoruz’ projesi hakkında ‘’Pandemi öncesinde başlayan ve hedef kitlesi erkekler olan bir projeydi. Bursa Şoförler ve Otomobilciler odasıyla yaptığımız, projelendirdiğimiz bir çalışma. Bu çalışma kapsamında aslında taksi şoförlerinden gelen teklifle bu bizim zihnimizde canlandı. Çünkü gece yarısı şiddete uğramış bir kadının ne yapacağını bilmeden sorduğunu, beni terminale götür dediğini ve taksi şoförünün ne yapacağını bilemediği, nereye götürmeliyim, ne yapmalıyım, uygun olan nedir, nasıl davranmalıyım, bunları bilmediği için… Biz de bunu projelendirmeliyiz dedik, bu proje çok önemli. Ve şiddeti frenliyoruz dedik. Böyle bir işbirliğine başladık. Bir manifesto imzaladık beraber her tür şiddete karşı olduğumuza dair ve beş yüz şoförümüze eğitim verdik. Hangi mekanizmalar var, böyle bir durum olduğu zaman nasıl davranmak gerekiyor, nasıl yaklaşmak gerekiyor, nerelere götürebiliriz, ne yapabiliriz kısmında ve şiddete dair erkek katılımcılarımız ve şoförlerimiz de kendi şikayetlerinden bahsettiler. Karşılaştıkları risklerden bahsettiler. Hukukçumuz bunun nasıl çözümlenebileceğinden bahsetti. Çok güzel bir çalışma, halen devam ediyor, kasım gibi sonlandırmayı planlıyoruz. Bir kısa filmimiz çekiliyor, bu kısa filmimizle beraber bu projemizin kapanışını planlıyoruz. Ama hibelendirebilirsek bunu Türkiye’ye yaymayı planlıyoruz. Çünkü bize Türkiye’den çok teklif geldi. Bu çok heyecan verici. Bundan sonraki süreçte taksicilerimiz taksi duraklarına manifestolarını asacaklar, broşürlerimiz de orada yer alacak. Araçlarında da şiddet durumunda ne yapılabileceğine dair broşürler yer alacak.’’ dedi.

Şiddete Maske Olma

Pandemi döneminde yaptıkları ‘Şiddete Maske Olma’ projesi hakkında konuşan Burcu Üzümcüler ‘’Pandemi dönemiyle birlikte ne yapabiliriz geldi bize yani ne olabilir, neye ihtiyaç var? Şunu fark ettik: kadınlar ulaşabilecekleri yerleri bilmiyorlar ve toplum da bilmiyor. Bu dönemde en rahat gidebildikleri yer eczaneler. Bursa Eczacılar odasıyla birlikte çalışmaya başladık. Yaklaşık bir ay önce projelendirdiğimiz süreçle birlikte şu an bütün eczanelerde gelen tüm kadınlara bez çantalar üzerinde Türkiye’de ulaşabilecekleri bütün şiddet mekanizmaları yer alıyor, ayrıca broşürlerimiz de buna eşlik ediyor ve toplumun daha çok bilinçlenmesi, farkına varabilmesi için bunların ulaşması… Bu arada bütün eczacılarımız bu konuda bilgilendi. Eczanelerde bizim hattımızla birlikte ‘şiddete maske olma’ stickerları var. Birçok eczaneye gittiğinizde görebilirsiniz. Böyle bir işbirliği de yaptık. Bu daha devam ediyor. Eczacılarımızdan görüşlerini alacağız, anketler uygulayacağız ve sonrasında da bir kapanış… Ayrıca pandemi döneminde Türkiye’de ve dünyada kadın ve çocuklara dair yaşanan eşitsizlikler ve buna dair verilere dair de bir yayınımız olacak. Bu yayını hem online hem basılı olarak da gerekli olan tüm kurumlara ulaştıracağız.’’ şeklinde konuştu.