Türkiye’de öteden beri yapılan seçim sistemi tartışmaları bu günlerde yeniden gündemde.

MHP lideri Bahçeli geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada yer verdiği 6 madde ile Siyasi Partiler Yasası, Seçim Yasası ve TBMM İç Tüzüğü'nün değiştirilerek, milletvekili dokunulmazlığıyla ilgili beklentilerin karşılanması, Siyasi Etik Yasası ile Meslek Kuruluşları Yasası çıkarılması gerektiğini belirtmişti.

Başkan Erdoğan'ın da ‘Vekil Transferleri’ bağlamında seçim sistemini de içeren hazırlık yapılması talimatı verdiği biliniyor.

Ülkemizde çok partili sisteme geçildiği 1946 yılından bu yana çeşitli seçim sistemleri denenmiştir.

1946 yılına kadar tek partili sistemi ve 1946’da yapılan ‘Açık oy gizli sayım’ ucubesini de bir yana bırakırsak, 1951’den bu yana çeşitli seçim sistemleri uygulana geldi.

* * *
Günümüzde demokrasi işlerliğini belirli aralıklarla yapılan seçimlerden almaktadır.

Seçimlerde kullanılan oyların parlamentolarda sandalyelere dönüşüm sürecinde karşımıza seçim sistemleri çıkar.

Çoğunluk sisteminde seçime katılan partiler ya da adaylar arasında en çok oy alan seçimi kazanmış sayılır.

Bu sistem genellikle ülkedeki büyük partilerin seçilmesini sağladığından “yönetimde istikrar” ilkesinin uygulanmasına zemin hazırlar.

Özellikle dar bölge seçim sisteminde adaylarla seçmenlerin birebir iletişimini sağlayarak daha doğru seçimler yapılmasını olanaklı kılar.

Bu sistem yönetimde istikrarı sağlar ama temsilde adaleti çok sağlayamadığı için güçlü bir muhalefet oluşumunu önler.

Yani büyük partilerin mecliste temsilini sağladığından temsilde adalet ilkesine zarar verir.

Nispi Temsil Sisteminde adaylarını liste usulüne dayanarak belirleyen partilerin her seçim çevresinde aldıkları oy oranına göre milletvekili çıkarmalarını sağlayan bir seçim sistemidir.

Bu sistemde bir parti aldığı oy ölçüsünde milletvekili çıkarır.

Bu sistem ile partiler, kendilerini destekleyen seçmen oranına göre parlamentoda temsil edilir.

Kullanılan oyların çoğunluğunun değerlendirilmesini sağlayarak, temsilde adalet ilkesinin gerçekleştirilmesini olanaklı kılar.

Toplumda farklı siyasi eğilimlerin ve görüşlerin mecliste temsil edilmesini sağlar eğer ‘Baraj’ yoksa.

Yani küçük partilerin temsilini olanaklı kılarak sisteme yeni ve dinamik güçler kazandırır.

Ancak bu sistemde de Mecliste birden çok partinin temsili sağlanmakla beraber tek bir partinin iktidara gelmesi zordur.

O nedenle Türkiye’de halen uygulanmakta olan baraj sistemi uygulanır.

* * *

Seçim sistemleri temelde iki ilkeye dayanır.

Bunlar yönetimde istikrar ve temsilde adalet ilkeleridir.

Yönetimde istikrar ilkesine ağırlık veren sistemler çoğunluk sistemleri; temsilde adalet ilkesine ağırlık veren sistemler ise nispi temsil sistemleri olarak adlandırılmaktadır Türkiye’de halen uygulanmakta olduğu gibi.

Ve amaçlanan temsilde adalet ve yönetimde istikrardır

Ancak Yönetim sistemi artık değiştiği için yani seçim öncesi ittifaklar oluşturulabildiği için yüzde 10’luk barajın pek anlamı kalmamıştır ve kaldırılması yahut 3’e, 5’e indirilmesi gerekir.

Bununla birlikte temsilde adaleti daha çok sağlamaya olanak verecek, dar bölge yahut daraltılmış bölge seçim sistemine geçmek daha iyi olacaktır.

Dar Bölge sisteminde Türkiye her bölgeden 1 Milletvekili olmak üzere

600 seçim bölgesine bölünerek, adayların seçmenle iletişimini kolaylaştırmak ve denetlemek de daha kolay olabilecektir.

Yahut da 5 Milletvekili esasına göre Türkiye’nin seçim bölgelerine ayrıldığı daraltışmış bölge sistemidir.

AK Parti’nin bu sistem üzerinde durduğu, daraltılmış bölge seçim sistemini getireceği öngörüyorum.