Dünyadaki ilk 500 üniversite içinde hiçbir üniversitemiz yer almıyor.

Ayrıca, toplumsal sorunlar karşısında koyu, ağır bir sessizlik sarmış üniversitelerimizi.

Mesela, cumhuriyet tarihinde ilk kez bir üniversite, İstanbul Şehir Üniversitesi kapatıldı ses yok üniversitelerden.

Mesela, çoklu baro önemli bir konu; hukuk fakültelerinden ses yok.

 

BURSA ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ

Bursa Uludağ Üniversitesi de maalesef aynı durumda; sessiz.

Şunu da soralım; Bursa Uludağ Üniversitesi dünya üniversiteler liginde niçin geriliyor?

Peki, Bursa barosu bir demokrasi hukuk mücadelesi içindeyken Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi nerede? Niçin sessiz?

Üniversiteler sessizleşirse o sessizlik altında hepimiz boğuluruz..

Ve bilim ancak ve ancak özgürlük ortamında soluk alır.

Baskı, korku, kaygı, soruşturmalar; özgürlük duygusunu siler,bilim üretimi kısıtlanır.

 

TARİHİ ÜNİVERSİTELER

1088’de İtalya’da kurulan ve en eski üniversite olan Bologna Üniversitesi’nden bu yana, Batının teknolojik, bilimsel, kültürel gelişiminin temelinde; üniversitelere sağlanan özerklik, düşünce özgürlüğü ve bilime her anlamda büyük yatırım yapmak vardır.

Oxford (1096), Salamanca (1134), Sorbonne (1257), Cambridge (1209),HeidelbergRuprecht-Karls(1389),Padua (1222) gibi tarihi üniversiteler; bilim, felsefe, sanat, teknoloji, demokrasi kültürü oluşturma, tarihe tanıklık edip dünyanın belleği olma,bilimsel çalışma ve yayınlarıyla topluma yön verme gibi işlevleriyle Avrupa uygarlığının temelleridirler.

****************************

Üniversiteler olmasaydı sanayi devrimi; iletişim ve bilişim devrimi, genetik devrimi yaşanabilir miydi?

Bu günkü teknolojiye dayalı yaşam konforumuzun temelinde de üniversiteler var.

Üniversiteler olmasaydı sosyal medya var olabilir miydi?

BİLİM İNSANI SORUMLULUĞU

Bilim insanıbir aydın olarak ‘’muhalif’’ kimlik de edinebilir; ama o muhaliflik ön yargılara, dogmalara, ideolojik politik tercihlere değil; bilime dayalıdır.

Bilim insanı, topluma karşı sorumluluk duygusu geliştirmez; bilgisini toplumla paylaşmazsa çalışmaları boşlukta durmaz mı?

Deneye ve gözleme dayanan bilimsel metot; toplumu, doğayı, insanı tanımada, açıklamada tek güvenilir yoldur.

Çalışmaları, yayınları, konuşmaları hoşumuza gitmese de; bilim insanlarına kulak kabartmalıyız; onların iyi niyetli uyarılarını dikkate almalıyız ki duvara toslamayalım

 

YALÇIN DOĞAN

Yalçın Doğan T24 internet gazetesinde 2 Temmuz’da ‘’Çoraklaşan ülke: Al üniversitelere bak!..’’ başlıklı çarpıcı bir yazı kaleme aldı.

Doğan acı acı soruyordu: ‘’Türkiye’de devlet ve vakıf olmak üzere, toplam 202 üniversite var. 2002’den bu yana üniversite sayısı ikiye katlanıyor. Her ilde ve hatta bazı ilçelerde bile üniversite var, sanki ilkokul ya da lise!. Var da, ne oluyor?.. 202 üniversitede 168 bin 850 öğretim üyesi var, öğretim görevlisi, doktor asistan, doçent, profesör. Son yıllarda dünyada ses getiren tek bir bilimsel eser, makale, kitap var mı?.. Yok!..’’

Eyvah ki ne eyvah!..

Tabela üniversiteleriyle; suskun akademisyenlerle; korkular, kaygılarla; vesayetle; bilimsel yeterliliği, liyakati dikkate almayarak; bilim insanlarına baskı yaparak; bilime yeterli kaynağı ayırmayarak; düşünce özgürlüğünü kısıtlayarak, olmaz!..

****************************

Ne kadar özgür üniversite; o kadar demokrasi o kadar refah.