Milli Görüş Platformu Sözcüsü 20. dönem Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın, Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın Maliye Bakanı ve Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptığı döneme dair eleştirilerde bulunarak, Babacan’ın Türkiye ekonomisini borç ve faiz kıskacına soktuğunu söyledi.

Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ı eleştiren bir açıklama yayınlayan Milli Görüş Platformu Sözcüsü 20. dönem Zonguldak Milletvekili Necmettin Aydın, Babacan'ın görev yaptığı dönemde ülke ekonomisinin borç ve faiz kıskacına sokulduğunu, ayrıca Türkiye'nin ithal cenneti haline getirildiğini aktardı.

Aydın’ın açıklaması şu şekilde:

 "Deva Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan, 18 yıllık AK Parti iktidarının (2003-2009 Maliye Bakanı, 2011-2015 Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı) 12 yılında ekonomiyi yönetmiş, döneme olumlu referanslar vermekte, bu başarının kendine ait olduğunu söylemektedir. Devamla bugün de Türkiye’nin çok ciddi ekonomik sıkıntı içinde olduğunu, önümüzdeki ay ve yıllarda daha büyük sıkıntılar olacağını, buradan çıkış için dış kaynağa ihtiyaç olduğunu, bunu da ancak kendisinin bulabileceğini anlatmaktadır.

“Babacan borçlanma şampiyonu”

Özellikle daha düşük faizle borçlanarak bugünkü borçları azaltacağını ve ekonomiyi düze çıkaracağını, geçmişte de bunu yaptığını, düşük faizle borçlanarak ekonomiyi canlandırdığını vurgulamaktadır.

Ancak aşağıdaki rakamlar devletin resmi kaynaklarından alınmış ve tam tersini ortaya koymaktadır. Sayın Babacan’ın ekonomiyi yönettiği dönem çılgın bir borçlanma dönemi olmuş, Cumhuriyet tarihi boyunca 80 yılda 129 milyar dolar olan dış borç, 11 yılda iki katından fazla 270 milyar dolar ilave ile 400 milyar dolara çıkmıştır. Bu bir rekordur ve Babacan borçlanma şampiyonudur.

“Türkiye ithal cenneti haline getirildi”

Döneminde dış ticaret açığı da yıllık 30 milyar dolardan ortalama 80 milyar dolara çıkmıştır. Dış ticaret açığı konusunda da açık ara şampiyondur. Döneminde, mesela iç pazarda satılan üç arabadan ikisi, toplamda en az beş milyon ithal otomobil satılmıştır. Cep telefonundan-bilgisayara, gıdadan–giyime Türkiye ithal cenneti olmuştur.

Yani bir örnekle, yabancılardan dış borç (270 milyar dolar) alınmış, bu parayla yine onların fabrikalarından otomobil (en az 150 milyar dolar) alınmıştır. Adamlar hem borç verip hala faiz almaktalar, verdikleri para ile de bize otomobil satmışlar, yedek parça satarak da hala fabrikalarını çalıştırmaktadırlar. Tam bir soygun düzeni kurulmuştur.

Sayın Babacan’ın bu başarısı iç borçlanma rakamlarında da büyük sıçramalarla gerçekleşmiştir. Konuyu daha fazla rakama boğmamak için iki örnekle özetleyeceğim. 2002 yılı Eylül ayı sonunda 15 milyon adet olan toplam kredi kartı sayısı, izleyen dönemdeki hızlı artışla Haziran 2009 itibariyle 50 milyon, 2015 itibarı ile 60 milyona ulaşmıştır. Adeta sokaklarda kredi kartı dağıtılmış, dünyanın hiçbir yerinde olmayan kredi kartı ile taksitli alışveriş imkanı ile vatandaşlar müthiş bir borcun içine sokulmuştur.

Vadeleri 20 yıla kadar çıkan konut, araç gibi diğer birtakım tüketici kredileri ile sonuç olarak 2002’de toplam 6.7 milyar lira olan hane halkı borcu, 2015 sonunda 500 milyar liraya yükselmiştir. Bu kırılması imkansız bir borçlanma rekorudur. Halk önce yavaş yavaş borçlanmaya alıştırılmış, sonra şeker hastasının şekeri sevdiği gibi borcu ister olmuş, bugün insülinle yaşayan hasta gibi borçla yaşar hale gelmiştir. Rahmetlik Ali Oğuz ağabey, ‘Halam, Ali borç yiğidin kamçısıdır diyorlar bu yanlış, borç yiğidi çürütür oğul’ derdi. Rahmetlik babam da oğlum borç gecenin tasası, gündüzün yüz karasıdır derdi. Maalesef halkımız bu durumdadır.

Yani bu 12 yıllık Babacan döneminde özel sektör ağırlıklı dış borçla ve yine üstteki yöntemlerle vatandaşlar üzerinden iç borçla ekonomi aslında uçurumdan aşağı uçurulmuştur. Bu gün tüm halkımız ve ülkemiz bu borç yükünün altında inim inim inlemektedir. Adı Türk ama yüzde 75’i yabancıların elindeki bankaların kölesi durumundadır. Tüm bu borçların milyar dolar faiziyle sömürülmekteyiz.

“Ülke ekonomisi faiz ve borç kıskacına sokuldu”

Maalesef Türk ekonomisi 15 yıl (Amerikan ekolü temsilcisi) Babacan / Şimşek (İngiliz ekolü temsilcisi) yönetiminde Finans kapitalizminin borç/ faiz kıskacına sokulmuştur. Özetle Babacan/ Şimşek ikilisi ülkemizi mali ve ekonomik anlamda kolonileştiren adamlardır. Başka yöntem bilmeyen Sayın Babacan aynı sarmalı katlayarak yeniden vurmayı çare olarak önermektedir. Japonya-Güney Kore-Çin gibi milli kalkınma modellerini beğenmemektedirler. Bu hal 1856-1876 Osmanlının yaşadığına benzeyen bir durumdur.

Osmanlı ilk borçlanmasını 1856 yapmış, 1876 da, yirmi yılın sonunda Duyunu-Umumiye teslim olmuştur. Aynı zihniyetle devam edilirse Allah korusun 2023’te varacağımız yer aynıdır.

Türkiye bugün kritik eşiktedir. Bu yanlış yoldan dönme çabasındadır. Özellikle son yılda Sayın Berat Albayrak yönetimindeki ekonomik veriler umut vericidir. 2019 sonu itibarı ile dış borçlarda 50 milyar dolara yakın azalma olmuş, dış ticarette cari fazla verir hale gelmiş bulunmaktayız. Yeni yapılan ithalatı kısıtlayıcı hamle ile bu fazla daha da artacak umudundayız. 2023 e kadar ihracatın 200 milyar doları aşması, dış borcun 100 milyar dolar kadar azalması ve cari fazla veren bir ekonomik seviye Türkiye’yi bu cendereden kurtaracaktır” ( Editör: Mehmet Ergül)