1977 yılında yabancı dil eğitimim için gittiğim İngiltere’deki süpermarketlerde satılan küçük ama lezzetli domatesleri ilk tattığımda  tanıştığım organik tarım; “nihayet” ülkemizde de gerekli önemi görmeye başladı.

Her türlü zehir ve kimyasallardan arındırılmış, kontrollü ve sertifikalı bir tarım metodu olan organik tarıma olan ilginin artması, bilinçli çiftçileri fazlaca sevindirirken, bu tür sağlıklı ürünleri pazarlayan firmalarında yüzü gülüyor artık…

Çünkü Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2012-2016 yıllarını kapsayan 5 yıllık bir plan hazırlamıştı ve Türkiye’de organik tarımın gelişimi, verilen destekler ve geleceğe ilişkin öngörüleri içeren bu planla olaya sahiplendiğini kanıtlanmıştı.

Hayata geçirilen “Türkiye Organik Tarım Stratejik Planı”  ülkemiz çiftçileri, tarım uzmanları daha da önemlisi tüketiciler için önemliydi.

Tam anlamıyla verimli olduğu tartışılabilir ama yine de insan sağlığı için çok önemli olan bu konuda adım atıldığı için gururlanmak gerekir. Çünkü artık Türkiye’de ekolojik yani organik anlamda üretim yapan 70 bin bilinçli çiftçi bulunuyor.

Bakanlığın bu planında ilginç ayrıntılar yer almıştı. En önemlisi de bir itiraf vardı planda…

Bakanlık; ülkemizde mevcut organik tarım kanununun eski olduğunu ve yetersiz kaldığını, denetimlerin eksik kaldığını daha da önemlisi kayıt dışılığın yaygın olduğunu itiraf ederek gerekli önlemleri anlatmıştı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı stratejik planı hazırlarken aralarında Bursa’nın da yer aldığı toplam 6 ilde tüketici anketi gerçekleştirmişti. Organik ürün pazarlarında tüketicilerin algı, ilgi ve taleplerini değerlendirmek amacıyla yapılan anketten 2 önemli sonuç çıkmıştı.

1- Tüketicilerin yüzde 65’ i organik ürün fiyatlarını pahalı buluyor.

2- Ankete katılanların yüzde 80’ i organik ürünlere güvendiğini söylemiş.

            “KANSERDEN KAÇIŞ İÇİN ORGANİK BESLENME ŞART

Bundan yaklaşık 14 yıl önce; Nilüfer Belediyesi tarafından Fatih Sultan Mehmet Bulvarı kenarında kurulan Nilüfer Organik Pazarı’nda alışveriş yaparken, bir hanımefendi tanışmıştım.

Yıllarca ABD’de yaşayan ve halen Eskişehir’de yaşamını sürdüren bu hanımefendi, her pazar günü Bursa’ya gelerek Nilüfer Organik Pazarı’ndan alışveriş yaptığını söylemişti.

Sebebini sorduğumda ise; “Eşimi kanser nedeniyle kaybettim. O zamandan beri doktorların da önerisi ile devamlı organik ürünlerle besleniyorum. Klasik tarım ürünlerinde maalesef her türlü risk var. Her hafta Bursa’ya geliyorum ve bu pazardan aldığım sağlıklı ve güvenli ürünlerle besleniyorum. Kendimi de koruyorum, çocuklarımı da “demişti.

Çok etkilenmiştim bu görüşlerden…Yıllarca çevremdeki herkese de anlatmıştım bu örnek yaşam biçimini…

Ama artık Bursa’da da ciddi bir organik ürün pazarı kurulmuyor. Yıllar önce kurulan pazar; ilgisizlik nedeniyle kapandı ve bir daha da açılmadı. Sadece Beşevler Pazaryeri’nde haftanın bir günü Bursa’nın değişik köylerinden gelen bazı doğal ürünlerin(sertifikasız) satıldığı küçük bir pazar var artık…Ama Bursa’nın yeni ve güçlü bir organik pazar ihtiyacı var. Sadece sertifikalı ürünlerin satıldığı ve ziraat mühendislerinin denetim yaptığı güvenli bir pazara hem de…

Ama inat edip başaranlar var organik pazar işini…İlk kez 15 yıl önce İstanbul Feriköy’de kurulan pazar, ülkemizin en büyük ve güçlü organik pazarı oldu sonunda...Müşteri de çok bu pazarda, satıcı da…

Ayrıca ülkemizde; Kadıköy, Beylikdüzü, Bakırköy, Küçükçekmece, Eskişehir, Antalya ve İzmit’de aktif organik pazarlar var ve bilinçli tüketicilerden ilgi de görüyorlar.

Ama Bursa dahil ülkemizde açılan birçok organik pazar tutmadı. Bursalılar olarak biz neden sağlığımıza önem vermiyoruz ki..?

Niçin sağlıklı-güvenli ve sertifikalı doğal ürünlere yönelmiyoruz..?

Kanser başta olmak üzere bunca hastalık yakamıza yapışmışken hem de..?

------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Önemli olan akıllı olmak değil,  aklı yerinde ve zamanında kullanmaktır. (DESCARTES)

-------------------------------------------------------------------------------------------------

         Türk organik sektörünün hedefi:1 Milyar Euro

Geçtiğimiz hafta İzmir’de Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) tarafından düzenlenen bir sohbet toplantısından da bahsetmek istiyorum şimdi…

Türk Organik Ürün Sektörünün 30.Yılı nedeniyle düzenlenen bu toplantıda konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Organik Ürünler Kurulu Başkanı M.Ali Işık; şu anda ülkemizin organik ürün sektörü kapasitesinin 500 milyon euro olduğunu belirterek:” Sektörümüzün yeni hedefi 1 milyar euro’dur. Pandemi sonrasında sağlık sisteminin önemi her şeyin önüne geçti. Türkiye organik ürün sektöründe faaliyet gösteren tüm kurumların yer alacağı bir ağ kurmak ve iletişimi güçlendirmek istiyoruz. 30 Yıl önce ithalatçı firmaların talebi üzerine üretim ve ihracat yaparak bu sektörün temellerini atmıştık. Türkiye’nin dünya lideri olduğu incir, üzüm, kayısı ve fındık ile başlayan ihracatımıza daha sonra tekstil, pamuk, pamuk ipliği, yağlar ve kozmetik ürünleri dahil oldu. Kamu, üniversiteler, STK’lar, basın, özel sektör ve diğer paydaşlarımızın işbirliği ile bu başarıyı yarattık. Bugün Avrupa’da 2 bin çeşit organik ürün satan hipermarketler kuruldu. İnsanlar sağlıklarına daha fazla dikkat eder hale geldi. Şu anda 40 ülkeye organik ürün ihraç ediyoruz. Hedefimiz Türkiye Organik sektörünü 1 milyar Euro büyüklüğe yükseltmektir” dedi.

TAGYAD’ın sohbet toplantısında konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Organik Ürünler Kurulu Başkanı M.Ali Işık, açıkta satılan ürünlerin satın alınmamasını ve mutlaka üretici kurumsal kimliğine bakılması gerektiğini de söyledi.

Başkan Işık: ”Bazı satıcıların köyden getirdim dediği ürünler organik ürün değil natürel üründür. Tarım ve Orman Bakanlığı logosunun olmadığı hiçbir ürün gerçek organik ürün değildir. Organik ürünler ambalajlı ve sertifikalıdır” diyerek tüketicileri de uyardı.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------