Müşrikler adeta atalarını taparcasına severler. Ataları iyi veya kötü olmuş onlar için bir önemi yoktur. İsimlerini zikrederken bile tazimle huşu içindedirler.

Onlar ne derlerse doğrudur. Yanlışlık üzere olduklarını bile düşünemezler.  Halbuki Bakara suresi ayet 170 de “onlara ne zaman “ Allah’ın  indirdiğine uyun denilse” biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz yola inanıyoruz, uyuyoruz.” Derler. Ya ataları bir şeyden anlamıyor veya doğru yol üzerinde değillerse?

Kuran’ı Kerim de yukarda bir kaçının mealini sunduğumuz ayeti kerimelerden başka, müşriklerin özelliklerini belirten yüzlerce ayet daha vardır. Sadece yukarda okuduğumuz  ayetlerdeki özellikleri günümüz Müslümanlarının inanç ve hayat anlayışlarıyla karşılaştırırsak, var olan özelliklerin inanç ve hayatımızı da kokuşturduğunu görürüz. Şöyle hafızalarımızı bir tazeleyip geçmişteki, tarikat, mezhep, şeyh, şıhların sanal aleme düşen hallerini ve konuşmalarını  hatırlarsak, yaşadığımız ve inandığımız değerlerin ilahi kitabınızla hiçbir ilişkisinin olmadığını  görürüz. Kendine din alimi yaftasını yakıştıranlar, cehennemde yanmayan terlikler, kefenler satarak dünyalıkları temin için ahiretini satanları gördük. Her namaz da okuduğumuz Fatiha süresinde “Maliki Yevmiddin, din gününün (kıyamet yeniden diriliş) sahibi Allah’tır.  Buyurulduğu halde,  şeyhlerini sırat köprüsü başına dikip, kendi müritlerini, her ne olursa olsun sırat köprüsünden şimşek hızıyla geçirenleri gördük. Hatta daha da ileri giderek, Allah’ın cehenneme attığı bir müridini, şeyhin yoldan çevirip cennete gönderenleri, şeyhten habersiz  can alan Azraili azarlayanları alınan canı kurtaran şeyhleri gördük. Kazara ikindi  namazının vaktini geçirince, namazı vaktinde kılabilmek için,  güneşi bir saat geriye alıp, vaktinde namazı eda ettikten sonra tekrar eski haline getirenleri gördük. Hatta dünya felaketlerini bir sözüyle başka şehirlere sözleri ile gönderenlerde bu sahnede yer aldılar. Bütün bunlar, bu ülkede dini kisve altında ve din namına yapıldı. Kendi üç metre önündeki felaket çukurunu görmeyenler, müritlerine  ve alemi İslam’a, yakın tehlikeleri gösterdiler.

Kurana uyduğunu söyleyip, onun dediklerinin tam tersine gitmenin  ve insanları kandırmanın ne bu dünyanın ne de öbür alemin dürüstlük anlayışı ile bağdaşmaz.

Biz millet olarak birisini sevdik ve ona bağlandık  mı, her şeyi unutuyoruz. Artık sevdiğimiz kişi üzerine, haksız da olsa toz kondurmuyoruz. Hatta daha da ileri gidiyor, sevip saydığımız insanın sevdiklerini de aynı kefeye koyuyor ve seviyoruz. Hiç düşünmüyoruz. Acaba bu insan gerçekten sevilmeye layık mı? Emin birisi mi? Kendisine emanet edilene hıyanetlik yapar mı?  Belki ağızdan çıkan kelam hoşumuza gidebilir. Ama yaşantısı, davranışları ile ağzından çıkanlar birbiriyle örtüşüyor mu? Bunları hiç araştırmıyoruz. Sadece üç beş tatlı söz bizi ikna ediyor. Kimlere güvenilir ve itibar edilir? Kimlere ve hangi iyi huyları ve özellikleri  olan insanlara güvenerek saygı duymamız gerektiği hususunda, araştırma yapmıyor, belli kriterler aramıyoruz. Saygı duyduğumuz kişilerle birlikte olmayı, onların bize alakadar olmasını, kendimiz için bir onur ve statü verdiğine de inanıyoruz. En basitinden siyasetle ilgilenenlerimiz, belli bir makama gelmek istediklerinde, yan yana fotoğraflar da liderle birlikte aynı kareye giriyorsa, aynı makama talip diğer adayların şansı azalıyor. Liderin sempati duyduğu aday liyakat ve ehliyet sahibi olmasa bile üyeler tarafından daha fazla destekleniyor. Siyasette bir yere gelmek isteyenler dikkat edilirse önce liderle çekilmiş fotoğraflarını piyasaya sürer.  Normal vatandaşlar bile belki ileri de bir ihale kapabilirim, çocuğumu ise aldırabilirim umuduyla da olsa, makam sahipleriyle fotoğraf karesine girerek sanal alemde boy gösterirler. Daha düne kadar Bursa Milletvekili EfganALA’nın yüzüne bakmayanlar, bugünlerde bakan yardımcısı olunca, instagram ve Facebookumda açıkgözler, sayın milletvekili ile birlikte oldukları resimlerini üst üste servis ettiklerini gördük.

Devam edecek…