Dünyanın her yerinde, dini simgeleyen din adamlarında bir mağrur bakış, yüzde bir tebessüm, her söylenen sözü alttan alır ve iyilikle cevaplama gibi ortak bir özellik olmuştur. Halk, böyle insanüstü kişiler olduğuna inanarak, sorumlulukları üzerinden yıkmaya çalışmıştır, biz öyle olamayız ki diye. Güler yüz abidesi yalancıları da bu durumdan bir itibar kazanmaktadır. Ayrıca söylediği sözlerin doğru olduğuna, çocuk örneği gibi çağırdığı yerin doğru olduğunda şekerle kandırmaktadır.

Yeni bir ürünü pazarlamak isteyen açıkgözleri, çarşıda yürürken görürüz. Ellerine aldıkları bir gıda maddesini size uzatarak tatmasını ister. Veya bir yiyecek maddesi almak için dükkâna girdiğinde, iyi pazarlamacı önce alacağınız size tattırır. Belki siz o ürünü beğenmezsiniz bile, bedava tadına baktığınızdan, o üründen para vermeden faydalandığından borçluluk duygusu altına girer ve çoğu zaman da o ürünü rafta gördüğünüz de Almak zorunda kalırsınız.

Dini pazarlamasını iyi bilen dini gruplar da, hak ve hakikat metni Kuranı anlatmak yerine, dara düştüğünüz bir konuda ufak bir dokunuş yaparlar. Yeni okulu kazanmış birine, paralı da olsa bir yurt temin ettiklerinde, aile artık o cemaate minnet duygusu altına giriyor… bu minnet duygusun da onlara hizmetin kapılarını açıyor.

Dünya bilimde, teknoloji de son hızla yol alıyor. İnsanları gen teknolojileri sayesinde, piyasaya sürdükleri üç beş gram virüsle tüm dünyayı hastalandırabiliyor. Bizler fiiliyat yerine hamasetle insanlarımızı kontrol altına almaya çalışıyoruz. İki milyarlık bir İslam âlemi, dünya insanlığına kayda değer bir icat ve ürün üretemedi. Hep geçmiştekileri ile avundu. Bunun tek sebebi, Müslüman, düşünmedi, sorgulamadı, dünyaya nazar edip, gördüklerinin nedenlerini, nasıllarını, niçinlerini araştırma zahmetine girmedi. En önemlisi de Kuranı Kerim de akılla ilgili ayetleri hiç anlamadı. Bilenler de anlatmadı. Her gün beş vakit namaz da ve ölülerin ardından okuduğu ayetleri “acaba bu ayet bana neyi anlatıyor” düşüncesiyle, anlamını bilmeden kitabını sadece okudu. Sadece ve sadece, mirasyedi bir Müslüman nesil ortaya çıktı. Elbette ki aklını kullanmayan bir insanlar güruhunu, aklını çalıştıranların kandırması da mukadderdir.

İnsanları Allah adına kandırmak, tüm kandırmaların en ciddi hasarları doğuran ve sömürüye kapı açan bir sorundur. Sözlerle başlayan, maneviyat arttırmak sözleriyle başlayan söylemler; nedense maddiyat arttırmaktadır.

Sokaktaki herhangi bir kişi hakkında " bir şey söyledi" dense, kimsenin umurunda olmaz. Ancak, "başbakan bir şey söyledi, yeni kanun çıkacakmış" dense, herkes ilgilenir ve aslını araştırır, çünkü sonuçları önemlidir. Allah hakkında söylenenler, din hakkında söylenenler ciddidir, Dünyadaki tüm sömürülerin başı ve en kötüsü din sömürüsüdür.

Düşündürücü bir tespit:

Einsteine sormuşlar       ; Dünyada yaşam nasıldır?

Cevaben                        ; “Üst sınıfı yaşar, orta sınıf şikâyet eder, alt sınıf ise şükreder.”

Ya inanç durumu           ; “Üst sınıf paraya, orta sınıf lidere, alt sınıf da tanrıya tapar.”