Yaşamak için yemek gerekiyor.

Yaşamaktan muradımız, nefes almak, evlenip çoluk çocuğa kavuşmak ve hayatın tadını çıkarmak…

Lakin, yaşamanın da bir şartı var. Yemek için yaşamayacaksın. Eğer, yaşamak için yerseniz midenizdeki acı su salgılayan otomatik düzeneğiniz bozulur. Doygunluk hissiniz kaybolur. Hem obez anlamında şişersiniz, hem de gözü doymazlardan olup dünyaya sahip olma aşkına vicdansızlaşırsınız…

Okumak da yemek gibidir. Okudukça gözleriniz açılır. Cehaletiniz son bulur gibi olur. Herkesin lafına kanmaz, oylarınızın da sahibi olursunuz. Okurken, her sahife devirdiğinizde kendi kendinize mırıldanırsınız,

 “Ülen, ben amma da cahil imişim be yahu…”

Açlık başladığında midedeki mekanizma acı suyu pompalar. Bu pompalamaya “zil çalma” denilir. Sofraya oturma zamanı gelmiştir. Oturup yiyeceksin, yemezsen kabaca güçten düşer ölürsün…

Okuyacaksın. Okuyunca kafan olgunlaşır. Çevrendeki afyonculara inanmazsın…

Xxxxxxxxxx

Mahlukat, yediklerini üretir hep. Arının balı, kokladığı çiçeği hatırlatır. Ovanın yoncasını yiyen koyunla yaylalarda kekik yiyen koyunun etleri birbirlerini tutmaz. Aynı kural kanun gibi okuma alanında da geçerlidir. Ne bir eksik ne bir fazla. Ne okursan öyle olursun…

Sağlıklı beslenme, sağlıklı yetişmeye benzer. Yerken de, okurken de hepsinden azar azar…

Gözlüğün, geniş açılı olacak…

Xxxxxxxxxxxx

Bizim millet, bilhassa muhafazakar takım dediğimiz, yolunu yordamını Allah’ın istediği rotaya ayarlayan gençler, ne uygulamalı bilimlere ne de sosyal bilimlere merak sarıyorlar… Önüne gelen kafasına fikri gelişmesini önleyerek önünü kapatıyor. Oysa kitabın sağı solu yoktur… Aksi takdirde sağından girip sol tarafından malını canını aldıkları gibi inancından da saptırıverirler…

Sağcılık solculuk boş şeyler. Bizler Müslüman isek, sağı da bileceğiz solu da. İyi ölçer ve dikkat ederseniz solcu denilen kişiler sağcılara nispet daha erkektir.

Cumalara bakın, işyerlerinin yoğunlaştığı mahallelerdeki camilere gidin, işçisiyle patronu ekseriya yan yana aynı safta yer almışlar. Hangilerinin maaş ve ücret miktarları ya da değerleri, aynıyla yer alıyor bordrolarında. Bu aç gözlük sağcılıktır, sağcılık amma öldüklerinde her ikisi de ayni mezarlığa defnediliyorlar. Müslüman mezarlığına…

Müslüman sağcı değildir. Müslüman müslümandır….

Xxxxxxxxxx

Ne okuyalım?..

Sabahattin Ali’yi okuyun. Bakınız,  adam solcu olduğundan öldürmüşler. Kitabın adı. Kuyucaklı Yusuf. Osmanlı’nın son günlerindeki hokkabaz bir kaymakamı tanıtıyor. Cumhuriyet döneminde de aynı kıratta kaymakamlar, kasabalarda lebaleb imiş. Avukatlar var, şeytanı bile çileden çıkarabiliyorlar. Halk ise cehaletinden ötürü bunlara inanarak kulluk ediyor…

Said Halim Paşanın  Buhranlarımız isimli kitabını piyasada bulamazsanız da, kütüphanelerde rast gelmeniz mümkün. Kemali Saybaşılı’nın İktisat, Siyaset, Devlet ve Türkiye isimli eseri, israfat ve pahalılık konularında sizlere gözünüzü açtırabilir. Emperyalizmin Türkiye’ye Girişi isimli bir kitap. Orhan Kurmuş yazmış. Bunun yanında, Donald C. Blaisdell’in Osmanlı İmparatorluğunda Avrupa Mali Denetimi, Düyunuumumiye  ile Doneld Quataert’in Osmanlı Devletinde Avrupa İktisadi Yayılımı ve Direniş isimli kitaplarını behemehal okumalısınız…

Betül Uncular’a gelelim, Ses Duvarındaki Generaller ile Ekrem Okutan’ın Dalkavukluk isimli tarihi perspektiften siyaset ve basın konusunda sizleri düşündürürken uyandıracak iki yerli kitap…

İki kitap da Yusuf Kerimoğlu’ndan. İleride vakti saati geldiğinde Müslüman mezarlığına defnedileceğinize göre, iki kitap daha…

Kelimeler ve Kavramlar, Devlet ve Siyaset Üzerine Notlar

Aytunç Altundal’dan ise  Marksist bir yaklaşımla, Türkiye’de Kadın…