Neredeyse üç aydan beridir ülkemizin gündemini oluşturan bir çatışma konusu var; çoklu baro… Durup dururken bu sorun ve olaylar nereden çıktı diye düşünüp duruyoruz. Sadece kendi kozası içinde yaşayan, etrafında cereyan eden olaylarla doğrudan hiçbir ilişkisi olmayan bazı zümreleri, kendi ili ve ülkesinde olsa bile, hukuk düzenimiz içinde yer alan baro sisteminin çoklu veya tekli sisteme bağlanması hususu pek ilgilendirmiyor. Fakat hepimiz görüyoruz ki ortada hukuk düzenimiz açısından menfi neticeler doğurabilecek bir düzenlemenin, iktidar hükümeti tarafından TBMM’de gerçekleştirme yönünde girişimler bulunduğunu görüyoruz. Baroları da zapturapt altına almak isteyen iktidar, çoklu baro teklifini komisyona havale etti. Bu komisyonda ise maddeler üzerinde, iktidar milletvekilleri tarafından hiçbir karşı görüş ve çekince belirtilmeden meclisten de aynı şekilde kanunlaşacağı muhakkak görünüyor. Aralarında çoğu hukukçu ve avukat olan iktidar kanadına mensup milletvekillerinden, yukarıdakinin aksine bir görüş ve tutum olmayacaktır kanaatindeyim.

Evet, Türkiye kamuoyunda belli meslek kollarında karar verici ve hâkim vaziyette olan, odalar, barolar ve benzeri meslek kuruluşlarının yönetimini ele geçirenlerinde, geçmiş icraatlarına bakarsak, bu sistemin, meslektaşların üzerinde uyguladıkları bazı ideolojik tazyikleri de, hükümetin bu sistemi sorgulamasına sebep olmuştur. Bizde adettir. Kuvvetli olan, iktidar mevkisini işgal eden şahıs ve kurumlar, diğer kişi ve gruplar üzerinde, diledikleri gibi davranma haklarının olduğunu zannederler. Bu despot uygulamalar sayesinde, demokratik nizamın ayrılmaz parçası sayılan STK’lar, keyfi uygulamalar sayesinde, bir yerde demokratik yapının en büyük kamburu haline dönüşmüşlerdir. Bulundukları mevkilerinin iktidar gücünü, yasaların kendine verdiği yetki ve sorumluluk erkinden değil de, kerameti kendilerindenmiş gibi algılaması yeni düzenlemelerin yapılması ihtiyacını doğurmuştur.

Baroların eski olumsuz uygulama ve her konudaki ideolojik tavırları doğru değil ve yanlıştır. Zira bu tür kuruluşlar önce meslektaşlarının dert ve sorunlarını çözmeleri ve avukatlık mesleğinin onurunu daha ileriye taşıması gerekirken, sübjektif düşüncelerle muhalif fikir sahipleri aleyhine tavır almaları sonucu oluşan kutuplaşmalar yeni düzenlemeler yapılmasını gerekli kılmıştır. Bazı baroların bugüne kadarki tarafgir tutumları yanlıştır. Fakat iktidar bu yanlışlığı giderirken daha büyük bir yanlışlık içine girmektedir. Zira kabul edilen çoklu baro sistemi, meslek mensupları arasında demokratik yarışmayı değil, daha fazla ayrışma ve kutuplaşmayı getirmektedir. Birbirimize fikir ve eylemlerimiz nedeniyle gösteremediğimiz, tahammül ve hoşgörü sınırlarımızı daha da keskin hale getirecektir.

Her işte olduğu gibi, iktidar çoklu baro sistemini getirirken yine çok aceleye getirdi. Eski sistemin kaldırılması ile yeni getirilmeye çalışılan çoklu baro sisteminin, baroların üniter yapısı üzerindeki yapacağı tahrifatı hiç düşünmedi. Bundan önce aceleye getirilerek alınan kararların, mahzurları daha bir yıl geçmeden sorunlar ortaya çıkmadı mı? Alelacele alınan referandumlar, çözüm süreçleri, açılım süreci, dış politika kararlarının ardından daha aylar geçmeden hatalı olduklarını kararları alan iktidarın başı pişmanlık ifade eden demeçler vermedi mi?

Görüyorsunuz, işin uzmanları ile enine boyuna araştırılmadan uçar gibi jet hızıyla yapılan düzenlemelerin yanlışlıkları, bir yerde dönüp dolaşıp karşımıza çıkıyor. Hukukumuz da mahkemeler, iddia, müdafaa ve hüküm gibi üç süjeden oluşur. Bu üç süje adalet terazisinin saç ayağı gibi yere sağlam basmasını sağlar.

Bu üçayaktan birine müdahale adalet terazisini şaşırtır. Bu itibarla, temel kanunları, kurum ve kuruluşlarla ilgili kanunları, hele hele ülkelerin yönetiminde ve istikbalinde, oynanması halinde derin yaralar açması muhtemel en önemli bir konuyu, aceleye getirmeden enine boyuna konuşmak lazım. Gece yarısı çıkarılan torba yasalarla, çıkarılmaya çalışılan düzenlemelerle düzgün yasama yapılamaz.

Çoklu baro ile getirilmeye çalışılan yeni düzenleme, baro mensupları arasında birlik ve beraberliği sağlamayacağı gibi, aksine ayrışmayı getirecektir. Üniter devlet yapımıza zarar verdiği için, büyük mücadele verdiğimiz paralel yapıya çoklu baro sistemine yeni paralel yapılar ilave edecektir. Bu sistemde, büyük illerimizde her partinin, her etnik grubun, her mezhebin dahi bir paralel barosu olabilir. Bu sistemsizlik sadece baro mensuplarına değil, devletin temeli olan adalet anlayışına da büyük zararlar verir. Eğer hükümet barolar, odalar ve birlikte için yeni bir düzenleme getirecekse, evla olan yönetimlere nispi temel sistemini getirmektir.

Eskiden beri gelen bir deyim vardır. Nerede çokluk orada... Diye. Hükümetin getirdiği çoklu baro sistemi de, sonuçta neyi getireceği ileride belli olacaktır.