Türkiye’de her erkek çocuk, tıpkı benim gibi, futbolcu olarak doğar; (adım Can Bartu’dan geliyor) futbolcu olamasa bile taraftar olur.

Babalar çocuklarını tuttukları takımın taraftarı yapmaya çalışırlar; forma, top, krampon alırlar; maça götürürler; tuttukları takımın özelliklerini çocuğun zihnine işlerler.

*********************

Taraftarlık adı üstünde taraf olmaktır.

İyi günde kötü günde; şampiyonlukta küme düşmede; mesela, Bursaspor’lusundur.

Takımın kaptanı, yıldız oyuncusu, teknik direktörü başka takıma transfer olur; taraftar ise aslatakımını bırakmaz.

Futbolcular, teknik adamlar profesyonel; taraftarlar amatördürler.

*********************

Taraftar olmanın şöyle bir sosyo-psikolojisi var.

İnsan sosyal bir hayvan. Yeryüzünde ilk belirdiği yıllardan bu yana bir kabileye ait olmuş. Taraftarlık bunun uzantısı; bir aidiyet, bütünün parçası olma, kitleselleşme güdüsü.

Böylelikle güç ediniriz; yalnızlık duygumuzu, ölüm kaygımızı yenmeye çalışır; hayatımıza anlam ve değer katarız.

*********************

Tribünlerdeki coşku, tezahüratlar, açılan pankartlar; kaşkollerin sallanması, yanan meşaleler, atılan konfetiler; koreografiler, giyilen formalarla on binlerce kişinin aynı kişi olması, kol kola girip zıplamalar, okunan marşlar, yapılan tezahüratlar; taraftar psikolojisinin, ait olma arzusunun en açık göstergeleridir.

Tribünlerde yaşanan sanki bir ayin ortamıdır; biz olmaktır.

*********************

Taraftarlık sınıf ve sosyal statü farklarını yumuşatır; 90 dakika boyunca işçi de patron da taraftar kimliğinde erirler.

Sonra yine ekonominin gerçekleri başlar.

 

GÜÇTEN YANA OLMAK

 

Edirne’li ama Fenerbahçe’yi; Giresun’lu ama Galatasaray’ı; Mersin’li ama Beşiktaş’ı; tutuyor.

Niçin mi?

Kazanandan, güçten, büyük takımdan yana olmak için; o takımın şampiyonluklarıyla bir başarı duygusu, bir yenme duygusu yaşamak için; hayatın içindeki yenilmişliklerini telafi etmek için.

İlk çağlarda insanlar, avladıkları hayvanın kalbini yerlermiş; o güç kendilerine geçsin diye. Şimdi forma giyiyoruz.

*********************

Siyasette de futbolda da fanatiklik kötü

Bursaspor’u seviyorum ama futbolu da seviyorum; kazan da nasıl olursa olsun kazan anlayışında değilim.

DİLEĞİM O Kİ…

Küme düşen Bursaspor’un mali durumu ortada. Sadece Bursaspor mu? Kulüpler batma noktasında; deniz bitti. Üretmeden tüketerek; alt yapıları umursamayarak; menajerlerin oyuncağı olup paraları har vurup harman savurarak; buraya kadar.

Futbolda büyük bir dönüşüme gereksinim var.

Bakın Trabzonspor’a; mali nedenlerle Avrupa’dan men edildi. Şampiyon olsa bile Şampiyonlar Ligine katılamayacak.

*********************

Madem hafta sonu seyircisiz de olsa maçlar başlıyor..

Şu git gide adil olmaktan uzaklaşan; büyük paraların, rantların, lobilerin, politik beklentilerin, bahislerin, yayıncı kuruluşların, medyanın, raydan çıkardığı endüstriyel futbol ortamında; ben romantik takılayım…

Centilmence, adaletli, hiçbir dış faktör etki etmeden sahadagüzel oynayanın galip geldiği; bana futbol estetiği, futbol heyecanı sunan; tempolu, kora kor maçlar istiyorum.

Önce futbol kazansın.