.

Değerli dostum Özlem Atalay;CHP’nin bana kazandırdığı,kalbi güzel insanlardandır.
Sıkı bir kitap okuru olanÖzlem,fayda yaratmayı, dayanışmayı, paylaşmayı sever; kadın hakları, kadın özgürlüğü, kadına şiddet konularında duyarlıdır.
*******************
Özlem; sağ olsun,bir davette bulundu:
‘’Sevgili Can, Nilüfer Cumhuriyet Mahallesi Kadın Dayanışma Yardımlaşma ve Kültür Derneği olarak bu Perşembe Saat: 14.00’de Cumhuriyet Mahallesi Park Bulvar Cafe’de yemek düzenliyoruz. Seni aramızda görmekten mutlu oluruz. Psikolog Emel Baygöl’de bizle olacak. Sloganımız şu: ‘’Hiç kimse tek başınayken daha güçlü değildir.’’
Hiç tereddütsüz ‘’gelirim’’ dedim Özlem’e.
*******************
İnsanların giderek yalnızlaştığı şu büyük şehir ortamında, dahası ormanında; hele de kadına yönelik şiddet bu kadar artmışken; kadınların örgütlülüğü hayati önemde.
O nedenle,
‘’Nilüfer Cumhuriyet Mahallesi Kadın Dayanışma Yardımlaşma ve Kültür Derneği’’ni çok önemsiyorum.
*******************
Özlem Atalay’ın başkanı olduğu derneğin kurucularını yazayım: Gamze Paçacı, Meryem Çek, Serpil Kepekçi, Emine Akçay, Aysel Okumuş, Berna Keser Bilici, Özlem Atalay.
Dernek üyeleri tatlı bir heyecan içindeler; Nilüfer Belediyesi’nce Mustafa Bozbey döneminde yapımına başlanan dernek binasına yeni yılda geçeceklermiş; yemekten elde edilen gelir dernek binasına harcanacakmış.

BİRLİKTELİK YEMEĞİ

Yemeğe ilgi büyüktü.
Dernek yönetici ve üyelerinin misafirperverlikleri,nezaketleri, aralarındaki samimi bağ beni mutlu etti.
Yemekte şunu düşündüm:
Kadın isterse yapar; hem de en iyisini yapar.
Sevgili dostlarım, okurlarım Şengül Ertürk Ayçiçek’i; Berna Keser Bilici’yi, Şirin Bilgili’yiMeryem Çek’i, Nilüfer Özyanık’ı, Aysel Okumuş’ugörmek, kısa da olsa sohbet edebilmek ne iyi oldu.
*******************
Dernek başkanı
Özlem Atalay Koç’un açış konuşmasından sonra Psikolog Emel Baygölçocuk yetiştiren anne ve babanın rolleri üzerine konuştu; ardından da Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem’i temsilen Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Dilber Dereli kadın dayanışmasına değindi.Dereli; gibi kadın belediye meclis üyelerinin sayısı çoğalmalı; dahası kadın belediye başkanları olmalı Bursa’nın.
Konuşmalar bitinceyemeğe geçildi.
*******************
Toplantıdan tazelenmiş; moral bulmuş olarak ayrıldım.
Laik cumhuriyete Atatürk devrimlerine bağlı; demokratik değerleri özümsemiş; sadece şikayet etmeyip örgütlenen,fayda üreten kadınlarımızın varlığı Türkiye’nin aydınlık yarınlarının en büyük güvencesi.


SİMONE DE BEAUVOİR OKUMALI


Nilüfer benim için parklar bahçeler ilçesidir.
Yemekten çıkınca
Petunya Park’ta, inceden inceden yağan yağmurda, ağaçların arasında uzayan yolda yürüdüm. Yağmurun serinliği, tenime sinen yağmur kokusu beni betona gömülmüşlüğün cenderesinden çekip aldı.
*******************
Yürürken; aklıma kadının özgürleşmesi için büyük emek vermiş yazar ve düşünür
Simone de Beauvoir’in şu cümlesi geldi:“Sadece erkek değildir kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor.”
Beauvoir’in romanlarını felsefe kitaplarını okumalarını öneririm sevgili okurlarıma.

 

Fk: Dernek1,dernek2,dernek3

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

-En solcu en devrimci 5 soru-24 Aralık 2019

 

Akşamüstlerini severim; hele yağmurlu akşamüstlerini bir başka severim.
Dostoyevski’den “Yeraltından Notlar’’ı bir daha okuyordum; önümde limonlu ada çayım. Tülün arkasından fark ediyorum; kuşlar pencere pervazına koyduğum peyniri ekmeği gagalıyorlar.
Kuşlar gökyüzünün çocukluğudurlar.
******************
Israrla çalıyor telefon; kalkıp açıyorum.
Bir CHP il delegesi arayan; Osmangazi ve Yıldırım seçim sonuçlarını değerlendirmemi; kimin CHP’de il başkanlığı için şansının arttığını soruyor ve beni yanıtlamam için şöyle motive ediyor:

“Can bey; siz gazetecisiniz bilirsiniz.’’
******************

Gazetecilere hala güvenenlerin olması ne güzel.
Genzimi temizledim, ciddi bir tavır takınıp; “Vallahi de billahi de bilmiyorum; ama, umarım kongreleri CHP kazanıyordur; il kongresini de kurultayı da umarım CHP kazanır’’ dedim.
Pek tatmin olmasa da teşekkür etti; kapadı telefonu.

Dostoyevski’yle baş başa kaldım

MEVLANA HAKSIZ MI?

Mevlana ne güzel demişti:
“Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol.’’
******************
Beş basit sorum var:

Bir solcu(!); solculuğunu ne ölçüde uyguluyor işinde, ailesinde, dostluklarında. Yani, iktidarda olunmasa bile özel hayatında ne derece solcu gibi yaşıyor?
Bir solcu (!); elindeki ekonomik gücü; insan çalıştırarak, çalıştırdığı insanların sırtından, yani onların emeğindeki artı değere el koyarak, yani onları sömürerek kazanmışsa veo gücü politikada kendine avantaj sağlayacak biçimde kullanarak iddialı hale geliyorsa;nasıl, en solcu en devrimci olabiliyor?
Bir solcu (!); ne ölçüde rozet değil de kişilik solcusudur?
Bir solcu (!); solculukla bağdaşmayan ne varsa yapıp; nasıl, solcu olarak görünebiliyor; dahası etrafı ona öyle muamele ediyor?
******************
Ve son soru:
CHP’de elini sallasan
anti emperyaliste çarpıyorsun…
Çarpıyorsun da…
Anti kapitalist olmadan nasıl anti emperyalist olunacak?
******************
Var mı yanıtı?
Elma dersem çık; armut dersem çıkma!..
******************
Bu arada…
CHP kitle partisidir; elbette biliyorum.
Kapitalizm bitmezse insanlık kitle halinde yok olabilir; onu da biliyorum.