Korona salgını ile mücadele tüm Dünya’da sürmekte.

Bu salgın ile hükümetler, uluslararası kurumlar çeşitli yollarla amansız bir mücadele ediyor.

Kimi hükümetler işi baştan hafife aldıkları için kayıplar artmakta.

Kimileri daha baştan işi sıkı tuttuğu için nispeten daha az kayıplar vermekte.

İletişimin şeffaflığı ile hangi ülkede neler oluyor apaçık izleniyor.

Salgın sonrası hem siyasetler hem de uluslararası kurumların esaslı bir sorgulamaya tabi tutulacağı açık.

ABD gibi güçlü bir ülkenin salgın ile savaşımında Başkan Trump da, birçok ülkenin hükümetleri de sorgulanacak.

Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları Örgütü, Avrupa Birliği, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, NATO gibi kurumlarda da sorgulamalar başlayacak gibi.

 

* * *

 

Öyle görünüyor ki,uluslararası sistem, devletler, devlet dışı aktörler, uluslararası şirketler, medya, bireyler, yani herkesi kapsayan sistemde köklü değişiklikler olacak.

Dünya düzeninde esaslı bir sorgulama başlayacak.

Artık hiç kimseninvazgeçilmez olmadığı anlaşılmış durumda.

Hiç kimse bağışık değil ve hiç kimse, tüm dünya sistemini dize getiren bu görünmez organizma karşısında kuralın istisnası değil.

Birçok devletin, uluslararası kurumların ve hükümetlerinsalgınına yanıt vermede yaşadığı yetersizliğin büyük bir meşruiyet krizini getireceği açık…

 

* * *

 

Dünyayı saran bu virüs nasıl doğdu?

Hükümetler yeterli ve doğru mücadeleyi verdi mi?

Muhalefet nasıl davrandı, ne önerdi?

Birçok cana mal olan bu salgının sorumlusu kim sorusu ile birlikte, gereken mücadele veriliyor mu yeterince?

İnsanlığın yaşamsal durumuyla ilgili uluslararası örgütler nerede, ne yapmakta?

Suçlu olan cezasız olmaz, tüm örgütlerin ve devletlerin hukuk sisteminde, kuruluş sözleşmelerinde var olan bu yükümlülük yerine nasıl getirilecek?

İnsan sağlığı ve yaşamıyla ilgili dünya örgütleri ne yapıyorsunuz?

İnsanların doğuştan hakkı olan ve müdahale edilemeyenyani mutlak olan "yaşama hakkı" için ne yaptınız?

Peki, olayın şoku geçtiğinde bunların hesabı sorulmayacak mı yani?
Ekonomik ve siyasi küreselleşme hiçbir şey olmamış gibi sürecek mi?

Yeni bir bakış açısıyla yeni üretim modelleri ortaya çıkmayacak mı?

Avrupayeni bir yapılanmaya gitmeyecek mi?

Avrupa Birliği’nin (AB) zannedildiği gibi birlik, beraberlik ve dayanışma ruhu taşımadığı ortaya çıkmadı mı?

AB ülkelerinde bu salgın sürecinde herkesin kendi derdine düştüğü, kendi çıkarını düşündüğü apaçık sergilenmedi mi?

 

* * *

 

İtalya, İspanya'da yaşananlar halklarını çok rahatsız etti.

Ne ki, herkes kendi bacağından asılır, mantığı sürmekte.

Birbirlerinin maskelerine el koyuyorlar, son derece bencil davranışlar sergiliyorlar.

Yardıma gereksinimi olan ülkelere para yardımı yapmak için kurulmak istenen fona Almanya ve Hollanda karşı çıkarak, herkes kendi başının çaresine baksın, diyorlar.

Korona sonrası süreçteAvrupaBirliği dağılır mı bilemem ama yeni bir yapılanmaya gideceği açık.

Şu durumda AB için tünelin sonunda ışık görünmüyor!

Her şey düzeldiği zaman üye ülkelerin AB'ye üyeliğinin artıları ve eksileri konusunda yeniden bir değerlendirmeye gitmeleri kuvvetle muhtemel görünüyor.

Koronavirüs nedeniyle yaşanan olayların tamamı, tarihin akışını değiştirecek, geleceği şekillendirecek ve yarınların 'yenidünya düzeninin’ oluşumunun odak noktası olacaktır.