Arga Language Systems Kurucusu ve İngilizce Öğretmeni Ebru Tuncer, On TV'de Saye Yılmaz ve Sinem Özay'ın konuğu oldu.

Ebru Tuncer kimdir?


İngilizce öğretmeniyim. Emir Sultan Lisesi mezunuyum. 2011 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olduğum yıllardan itibaren İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladım. Bursa’da doğdum büyüdüm. Ankara’da 4 yıl eğitim hayatımı tamamladıktan sonra Bursa’ya tekrar geri döndüm ve burada eğitim öğretim camiasına giriş yaptım. İngilizce öğretmeni olarak çalışmaya başladım. Halen de çalışmaya devam ediyorum. Yaklaşık 10 yıl oldu. 


“Öğretmenimi kendime idol aldım” 


Bu mesleği seçmede en büyük etkenin öğretmeni olduğunu ifade eden Ebru Tuncer; “Üniversitede İngilizce öğretmenliği okudum. Kararımı bunun öncesinde lise zamanlarımda  verdim. Bu kararı vermemde en büyük etken lise öğretmenimdi. Öğretmenimi çok seviyordum, gerçekten çok iyi bir öğretmendi.  Onu kendime idol olarak aldığım için mesleği seçerken çok zorlanmadım.”


Yabancı dil öğrenmenin amacı nedir?


Yabancı dil öğrenmenin amacından bahseden Tuncer; “Yabancı dil öğrenmenin birçok amacı var. Bugün de gelmeden önce eski bilgilerimi tazeledim. Öncelikli olarak uluslararası camiada insanlarla iletişim kurabilmek. Bugün bir yabancı dil bildiğinizde başta Türkiye olmak üzere birçok şirkette çalışma imkanınız oluyor. Herhangi bir pozisyona geçtiğinizde bu size çok büyük bir artı sağlıyor.  Yükselmek istediğiniz yerde yine aynı şekilde İngilizce bilmek sizi diğer kişilerden daha ön plana çıkarıyor” dedi. 


İngilizce neden egemen dil?


İngilizcenin neden egemen bir dil olduğundan bahseden Tuncer, Türkçe veya İngilzce arasındaki farkları da açıkladı; “İngiltere’nin sömürgecilik anlayışının, İngilizce’nin dünyada egemen bir dil olmasının sebeplerinden. Ama bunun yanı sıra öğrenilmesi en kolay olan dillerden biri de İngilizcedir. Sondan eklemeli bir dildir. Bunun dışında dil bilgisi olarak da dünyanın konuştuğu diller arasında en basit dillerden biridir. Dünyada nüfus yoğunluğuna baktığımızda 1. olarak Çince ve İspanyolca var. 3. dil olarak İngilizce geliyor. Türkçe’de cümleler özne, dolaylı tümleç, zarf tümleci ve yüklem en sondadır. Yüklemi en son söyleriz. İngilizce’de bu sıra tam tersine döner. Özne yine en başta ama özneden sonra direk fiil geliyor. Tamamen farklı cümle kurulumu ve kelimelerin telaffuzu olsun, farklı bir konseptte. Hint Avrupa ailesine ait bir dil. Türkçeye baktığınızda Ural Altay dil kolundan geliyor. O noktada tabii ki farklılıklar var, insanlar burada bocalıyor olabilir. Onu da çok normal buluyorum. Düzenli olarak ne kadar çok eğitim alınırsa, bir süre sonra buna da alışıyorsunuz.”


En çok İngilizce mi yoksa Türkçe öğrenirken mi zorlanırlar?


Türkçenin zor bil dil olduğu belirten Tuncer; “Türkçe en zor dillerden birisidir. Yabancı öğretmen arkadaşlarım var. Burada gelip hem yaşayan hem de İngilizce öğretmenliği yapan, farklı milletlerden arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarım Türkçe kursu alırken gerçekten zorlanıyorlar. Öğrenmeleri uzun zaman alıyor. Süreç olarak hemen hemen aynı diye düşünüyorum. Onların şu an Türkiye’de olması ekstra bir katkı sağlıyordur. Burada İngilizce öğrenmek ile Türkçe öğrenmek hemen hemen eşit seviyede gidiyor diye düşünüyorum. Bizlere nazaran öğrenme konusunda çok daha azimliler. Yabancılarda, özellikle bize yakın komşu ülkelerde de bu böyle, biz ülke olarak biraz geç kalmışız. Yabancı dil öğretiminde çok fazla yol kat edememişiz. Aslında yabancı dil öğretimini çok güzel yapan yerler var. Üniversite bazında konuşursak Boğaziçi, ODTÜ, Yıldız Teknik Üniversitesi. Özellikle ODTÜ bu konuda çok iyi eğitim ve öğretim veriyor. Bu konuda çalışmalarını da çok iyi götürüyor. Bursa’da birçok dil kursu var. Başta gelen kurslar da var. Onlar sistematik bir şekilde ilerledikleri için ve belirli kuralları oldukları için bu işi güzel götürüyorlar. Mesela bazı özel okullar var, o özel okullar da keza çok güzel dil öğretimi yapıyor. Anaokulundan itibaren bu çocukları alıp eğittikleri için belirli bir seviyeye getiriyorlar. Ülke olarak öyle bir sıkıntımız var ama bunun biz de farkına varmaya başladık. İnsanlar daha fazla okumaya başladı. Şu anda çalışmakta olan yeni nesil insanlar yabancı dilin ne kadar önemli olduğunun farkındalar” ifadesini kullandı.


İngilizce’ye başka dillerden katkı oldu mu? 


Tuncer İngilizce’nin başka hangi dillerden oluştuğunu şu sözlerle ifade etti; “İngilizce aslında Alman kavimlerinin İngiltere’ye asırlar önce yerleşmesiyle oluşmuştur. İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca hatta İspanyolca kendi içlerinde çok fazla birbirlerine benzer kelimeleri barındırıyorlar. Türkçeden İngilizceye geçmiş bir tek yoğurt var, benim bildiğim sadece o. Bunun dışında Amerikalılar, kismet olarak bizdeki kısmet kelimesini kendi içlerinde kullanıyorlarmış gibi bir duyum almıştım.”


Arga Language Systems ne demek?


Arga Language Systems’in marka patentini ne zaman aldığı ve isim hakkı alma konusunda da açıklamalarda bulunan Tuncer; “4 yıl önce 2016 yılında bireysel özel ders ofisimi açtım ama yaklaşık 2011 yılından beri öğretmen olarak çalışıyorum. Bu konu üzerine özel ders vermeye devam ediyordum. Arga benim bir reklamcı arkadaşımın isteği üzerine oldu. Eski Türkçe zeki, akıllı demek arga. Türkçe bir kelime yani. Language Systems’i de ben ekledim. Bunun da bu sene ekim ayında marka patentini aldık. Yani bu benim oluşturduğum bir isim olmuş oldu. Türkçe ve İngilizceyi bir araya getirerek” diye konuştu.


Ofiste Aile ortamı kurduk


Bireysel eğitim vererek diğer kurumlar veya dil kurslarından daha başarılı olduğunu ifade eden Tuncer: “Bursa’da ciddi olarak yabancı dil öğretme çabası içerisinde olan birçok kurum  ve dil kursu var. Bizim onlardan başlıca en büyük farkımız şu; bireysel eğitim veriyoruz. Benim ofisimde aile ortamı var. Çünkü biz öğrenci ile bir anlaşma yaptığımız zaman mesela en baş seviyeden başlayan öğrenci bizimle en az 1-1.5 senesini geçiriyor. Düzenli bir şekilde bırakmadan devam ederse 1.5-2 sene sürdürebilirse, bunun sonunda öğreniyor. Biz bir şekilde aile gibi oluyoruz. Yetişkin grupta benim öğrencim olan insanların bugün ben çocuklarıyla da ders yapıyorum. Ofiste aile ortamı gibi bir ortam kurduk. Bu da bize çok fayda sağlıyor. Biz ofisin her yerinde ders yapabiliyoruz. Gelen insanlar bir türlü ayrılamıyorlar. Ayrıldıktan sonra bile sonra kahve içmeye bile gelebiliyorlar” dedi.


Hangi yaş grubunda çalışmak kolay?


 Hangi yaş gruplarında çalışmanın daha kolay olduğundan da söz eden Tuncer, ayrıca Bursa dışında yabancı dil öğreniminin ne durumda olduğunu şu sözlerle açıkladı; “Bugüne kadar ben tüm yaş grupları ile çalışmış biriyim. Önceden büyük yaş grupları ile çalışmak daha kolay diye hep söylüyordum. Artık öyle düşünmüyorum.  Her yaş grubunun zorluğu vardır. Büyük yaş gruplarında insanlar karşınıza geldikleri zaman ne istediklerini bilen insanlardır. Yabancı dil öğrenmek belirli bir yaştan sonra spora veya diyete başlamak gibi bir şey oluyor. Hırs ve azminiz varsa kaç yaşında olursanız olun ya da hangi işi yaparsanız yapın başarılı olmanız için bir sebep yok. Son 40 yılda ülke olarak ciddi ilerlemeler kaydettik. Ülkenin dışa açılması, dış ticaretle birlikte ihracat ve ithalatın çok fazla yapılıyor olması, üniversitelerin de sistemlerini değiştirmelerini veya kullandıkları kitapları değiştirmelerine sebep oldu. İlla ki eksiklikler vardır.”


Yabancı dil öğrenmek için yurtdışına gitmek şart


Yabancı dil öğrenmek için yurtdışına gitmenin şart olduğu belirten Tuncer, eğitim süreçleri hakkında da bilgi verdi; “Öğrenmek için yurtdışına gitmek şart. Sen başlangıç seviyesindesin. Hiçbir şey bilmeden yurtdışına gittiğin zaman hiçbir şey öğrenemeden dönersin. En az 2-3 yıl kalmanız lazım. İlk yıl dinlersiniz. İlk yıldan sonra konuşmaya başlarsınız. Etkin olmanızda ikinci yılın sonuna doğru başlar.  İngilizce’de 6 temel seviye vardır. Orta seviye yani 3 veya 4. seviyeye geldiğinizde yurtdışına çıkmak çok mantıklı” dedi.
Tuncer, “Butik tarzda çalışıyoruz. Yıllarca özel okul öğretmenliği yaptım. Bursa’daki birçok kaliteli eğitim yapan kurumla çalıştım. Gördüğüm en büyük problem hiçbir şey öğretemiyor olmamızdı. Dersleri işliyorsunuz. Çok başarılı çocuklar var ama onlar zaten başarılı oldukları için dediğiniz her şeyi çok rahat anlayabilen çocuklar. Onlara bir katkınız oluyor ama daha alt seviyedeki çocuklara hiçbir şey katılamadığını gördüm. Bu işi severek yaptığım ve bireysel özel ders verdiğim için butik tarzına biraz daha yaklaşmaya başladım. Ofise gelen herkesle, her öğrenciyle birebir ilgileniyoruz. Nerede eksiği var, nerede hata yapıyor, hangi konu oturmamış, bunlara birebir ilgilendiğimiz için başarı kaçınılmaz oluyor. Bütün bunlara rağmen hiç gelişme kaydetmeyenler de var” diye konuştu.


Geçen yıla oranla daha iyiyiz 


Eğitim camiasında ne gibi yollarda ilerlemek istediğini ifade eden Tuncer; “Bana göre yolumuz çok uzun. Ben her zaman yavaş ama kararlı ilerlemekten yana olan insanım. Şu anda zaten maddi olarak da çok büyük bir beklentimiz yok. İlk etapta amacımız sadece bu işi yaptığımızı ve iyi yaptığımızı duyurmak. 2016’da bu işe başladım. 2018 Ekim ayında tamamıyla kendi işimi yapmaya başladım.  Bu işi iyi yapıyoruz, bunu üzerine basa, basa söylüyorum. Güzel ilerlediğimizi düşünüyorum. Geçen yıldan beri çok ciddi bir öğrenci skalası yakaladık. Bazı dönemler düşük olur. Bazı dönemlerde ise öğrenci sayımız yüksek olur. Yaşımız küçük yolumuz uzun. Alanımızı daha çok büyütmek zorunda kalabiliriz. Bursa’da İngilizce öğretimini çok iyi yaptığımıza emin olabilmek güzel bir duygu” diye konuştu.


En az 1.5 yıl eğitim almak lazım 


Ne zaman akıcı bir şekilde İngilizce konuşmaya başlayabileceğimizi de açıklayan Tuncer; “Başlangıç seviyesindeki birinin en az 1.5 yıl eğitim alması gerekiyor. 4 seviye eğitim alması lazım. En az 4 saat birebir eğitim veriyoruz. Haftada 2 gün 2 saat veya bir günde 4 saat olarak geliyorlar, birebir ders veriyoruz. 1.5 yıl sonra yabancı dili çok ciddi bir şekilde öğrenip, öğrenebilir düzeye geliyorsunuz” dedi.


Zaman ve motivasyon şart 


İngilizce öğretirken genel olarak hangi problemleri yaşadığını belirten Tuncer; “Birincisi mükemmeliyetçilik bizde en büyük problem. İkincisi zaman problemi. Evli insanların da böyle bir şeye zaman ayırması bazen problem olabiliyor. Bizim işimizde ders iptali çok fazla oluyorsa biz de çok fazla bir şey katamıyoruz. Sürekli motivasyon yapmak zorundayız. Özellikle büyük gruplarda İngilizce öğretimi yaparken motivasyon konuşmaları çok önemli. Sürekli takip etmek lazım. En alt grupta özellikle ben yapamıyorum diyenler oluyor. Bizim insanımız kendisine olumsuz şeyler söylemeye çok alışkın. Karşımızdaki öğrenci özgüvensizlik yaşıyorsa, bu konuda sizin yapabileceğiniz çok bir şey olmuyor. Her zaman, her konuya hep olumlu bakarsak bence düşüncelerimiz olumluya da döner”  dedi.