​​​​​​​Ülke genelinde yaşanmakta olan Covid-19 salgını gündemi etkilemeye devam ediyor. Okulların açılacak olması kimine göre fayda sağlayacağı, kimine göre korkunun hakim olduğu bir döneme yavaş yavaş giriyoruz. 

Velileri dinlediğimiz zaman sıkıntılarının büyük olduğu, öğrencilerin okula gitmeleri ile bulaşının önüne nasıl geçileceğini merak etmektedirler. Her ne kadar Öğretmen ve öğrencilerimiz maske, mesafeye ve hijyene dikkat edecekleri belirtilsede, ismi üzerinde, çocuk olmaları nedeniyle, kısa bir süre sonra bir ve beraber olmalarının önüne nasıl geçilir bilemeyiz.

Bu tür davranışlar her ne kadar kılavuz kitapçıklarda açıklanmış olsa da, Öğretmenlerin teneffüslerde her öğrencinin yanında olamayacağına göre, meydana gelebilecek Covid-19 salgınından nasıl korunacaklardır? 

Bu işin bir boyutu olarak düşünürsek,  İşin diğer boyutu ise Öğretmenlerin aynı konuyu en az iki ve ya üç defa tekrarlayacak olması. Bu durumda Nasıl bir müfredat ve nasıl bir planlama yapılacak doğrusu çok zor gibi görünüyor.

 Olur mu? Olur. Ancak öğretmenin yükü en az iki ve ya üç kata çıkacağı buna karşılık müfredatın yetiştirilmesi konusunda zorluklar yaşanacağı da bir gerçektir.

Tüm bu açıklamalar tam gün eğitim yapan kurumlar için çözüm olabilir ama ikili Eğitim ve Öğretimde buradan başarıyla çıkmak biraz zor. Çünkü Öğretmenin vereceği ders süresi iki katına çıkacaktır. Bu durum nasıl telafi edilir bilinmiyor. Aynı şekilde okula devam etmeyen öğrencinin devamsızlık durumu ne olacaktır. Geçtiğimiz yıldan kalan dersler her ne kadar EBA üzerinden izlenmesine rağmen yüz yüze eğitim ve Öğretimde nasıl bir yol izlenecektir. Hepsi birer program ve planlama demektir.

Okulların açılması teklifi acaba tekstil sanayi ve hazır giyim imalatçıları da devrede mi? Aynı şekilde okullar kapalı iken yokları satan kırtasiyecilerde ne olursa olsun açılsın da bizlerde biraz kazanalım düşüncesinde mi? Yoksa evinde bir çocuğu ile ilgilenmekte sıkıntı çeken sevgili velilerimizin çocuklarını okula göndererek biraz kafa dinlemeleri olabilir mi acaba? Tabi bunların hepsi birer iddiadan başka bir şey değildir. 

Sonuç olarak, Okulların ve öğrencilerin hijyen, sosyal mesafe kuralları çerçevesinde öğrenimlerine devam etmeleri için çeşitli önlemler alınması planlanıyor. Varsayımlarla hareket etmek bizlere pahalıya patlayabilir. Daha birinci Pandemi dönemini atlatmadan böyle bir kararın alınması Ülkemizi sıkıntıya sokacağı da bilinmelidir. Bu konuda yetkililer bire bir açıklama yapmadığı sürece her şey afakî kalacak ve net bir görüş ortaya konulamayacaktır.

“Maske, ateş ölçer, dezenfektan ve sosyal mesafe gibi yeni düzenlemeler okullarda nasıl uygulanacak? Servisle gelen giden öğrencilerin sayısı ve hijyen durumları nasıl olacaktır. Okul giriş ve çıkış merdivenlerindeki yoğunluk için ne tür önlemler alınacaktır.

Alınacak olan ve ya alınan bu önlemlere rağmen ortaya çıkacak Covıd-19 salgının yaygınlaşmasının vebali ve sorumluları kimler olacaktır. Yoksa biz okulları açtık bundan sonra Okul yöneticileri ve Öğretmenler sorumlu olacaktır diyerek suçlu mu sayılacaklardır.

Okullarda bulunan Sınıflar, Tuvaletler, Kantin, Yemekhane, Spor salonu, konferans salonu gibi yerlerin havalandırılmaları konusunda ki önlemler yeterli olacak mıdır? Yaz ve kış sezonunda bu uygulamalar için ne gibi önlemler alınacaktır. Tüm bunları sormak her velinin hakkı olduğu gibi Pandeminin önlenmesi için de yetkililerin görevi olmalıdır.