Koronavirüs salgını ile birlikte bütün ülkelerde sağlık öne çıktı ve her ülkenin potansiyeli ve performansı karşılaştırılır oldu.

Türkiye, salgın ile mücadelede önemli bir sınav verdi ve vermekte.

Nüfus olarak benzer ülkelerdeki vaka ve ölüm sayıları karşılaştırıldığında Türkiye’nin süreci en iyi ülkeler sıralamasında başlarda götürdüğü açık.

Bu, Türkiye’deki sağlık sistemi hakkında önemli bir fikir vermekte…

Muhalefet her ne kadar, “Bu dev hastaneler ne işe yarayacak, kime hizmet edecek?” diye sorularla gelişimi küçümsese de, salgın sırasında ve sonrasında sağlık turiz mi için de ne kadar gerekli olduğu görüldü.

Salgın ile birlikte hastanelere yapılan yatırımların ne kadar değerli olduğunu takdir etmemek olası değil.

Avrupa’nın pek çok ülkesinden hastane kapasitelerinin dolmasının sağlık sistemini nasıl tıkadığı, Amerika’da cesetlerin hastane koridorlarında biriktiği, Türkiye ile kıyaslanamayacak ülkelerde de çok daha vahim tablolar olduğu ortaya serildi.

* * *

Bilim ve aydınlanma dönemlerinden’ söz edenler Anadolu’da ‘aydınlanma’ döneminin ‘Cumhuriyetle’ başladığını, söyleseler de Anadolu Türk devletlerinde toplum sağlığı, her dönem için yöneticilerin ısrarla ve dikkatli üzerinde durdukları önemli bir konu olmuştur.

Anadolu Türk devletleri, halkın sağlık hizmetleri alması için çeşitli kurumlar oluşturmuş ve yapılar inşa etmişlerdi.

Selçuklular ve Osmanlılarİnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı ile sağlık kurumlarına çok önem vermişti.

* * *

Anadolu Selçuklu devletinde sağlık hizmeti veren yapılar; seyyar hastaneler, kervansaray hastaneleri, saray ve genel hastane niteliğindeki yapılardı.

Osmanlı devletindeki darüşşifa kurumları, Selçuklulardakilerin atalarıdır.

Buralar sağlık hizmeti vermenin yanı sıra bir tıp fakültesi gibi çalışır ve yeni hekimler buralardan yetişirlerdi.

Hatta bu yapılardan günümüze kadar da birkaç tanesi ulaşabilmiştir.

Osmanlı devletinde de bu yapılar devamlılık göstermiştir.

Örneğin Kayseri’de Anadolu Selçuklu devleti zamanında kurulan Gevser Nesibe Hastanesi ve Gıyaseddin Keyhüsrev Tıp Okulu Osmanlının son dönemlerine kadar faaliyet göstermiştir.

Osmanlı, Selçuklu'dan miras aldığı sağlık hizmetlerine çok iyi sahip çıkmış ve zamanına göre modernize ederek geliştirmiştir.

Bugün bizim huzurevi dediğimiz kurumların atası olan darülacezeyi kurmuşlardır.

Osmanlı'nın ilk hastanesi 1394 yılında Yıldırım Beyazit tarafından Yıldırım'da yapılan Yıldırım Darüşşifasıdır.

Sultan yapılan bu Darüşşifada üç tabip, iki şerbetçi, iki eczacı, bir aşçı ve bir de ekmekçi bulunması koşulu getirmişti hastaneler ücretsizdi, şimdiki gibi.

* * *

Bursa’da da sağlık hizmetlerinin tarihsel süreci dünya sağlık tarihi ile paralellik gösterir.

Türk sağlık tarihi ve tıp eğitimi açısından Bursa ayrı bir önem taşır.

Yıldırım Darüşşifası 9 Şubat 1854 depremi ile yıkılmış ve Bursa’da tıp eğitimine 30 Ocak 1970 tarihinde Bursa Tıp Fakültesi kurulana kadar ara verilmiştir.

Bu süreç Şehir Hastanesi ile de sürmüştür…
Geçmişten alınan birikim ve güçle geleceği inşa etme çabası son yıllarda giderek artmıştır.

Yakın zamanların hoş olmayan sağlık sistemi yerini teknolojiyle entegre sağlık kurumlarına bırakmış durumdadır.

Sağlık alanında dünyada adından söz ettirecek bir seviyeye ulaşan Türkiye’nin bu alandaki gelişmelerinin son halkasını şehir hastaneleri oluşturmuştur.