On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Saye Yılmaz ile Organizatör/Yaşam Koçu Sinem Özay’ın sunduğu On’da Kadın programınaTemenyeri Düğün Davet İşletme Sahibi Emrah Güngör konuk oldu.

ÖZEL HABER- NAGEHAN ÇALIŞKAN

Programda düğün sektörü ve pandeminin düğün sektörüne etkileri hakkında konuşulurken Emrah Güngör ‘’Düğün sektörü hassas bir sektör. Düğününü yaptığınız gelin ve damadın en mutlu günü o gün ve onların hayaline değer vererek, hassasiyet göstererek işinizi yapmalısınız.’’ şeklinde konuştu.

Düğün sektörünün eğlenceli bir sektör olduğunu söyleyen Emrah Güngör ‘’Bununla birlikte tabi biz de eğleniyoruz. Sektör, bir ticaret yapıyorsan bunun için bir maddiyat, bir beklenti gerekiyor ama bunun içerisinde gelen misafirlerle, düğün sektöründeki insanlarla biz de eğleniyoruz. Düğün sektörüne herkes girmek istemez. Yani o hassasiyeti herkes koruyamaz. Ben şöyle düşünürüm: düğün yapacağımız zaman kendimi gelin adayı için empati kurup da düşünen biriyim. O günün onun en mutlu günü ve onun en mutlu gününe hassasiyet göster ki o günü rezil olmasın. Sanki o düğünü ilk defa yapıyormuşsun gibi, gelin nasıl heyecanlıysa sen de onun hayaline değer vererek yapıyoruz bunu. Herkes bunu istese yapar ama maddiyat için yapar. Maddiyat için yaptığı için bir yerden sonra problemler olmaya başlar. Düğün sektörü hassas bir sektörü o yüzden hassasiyet göstermezsek sıkıntılar çıkar. O yüzden herkes yapamaz. Düğününü yapacağımız kişilerle her şeyi konuşuyoruz. Müzik seçimleri, provalarına kadar yapıyoruz. Bilmedikleri bir şey varsa ben öneriyorum. Ben gelinlerin isteklerini hep dinliyorum. Sonrasında onlara önerilerde bulunuyorum. Bilmedikleri şeyler varsa o konuda bilgi veriyorum. Ben kır bahçemizde kesinlikle havai fişek attırmıyorum. Çünkü kuşlar var, hem kaçıyorlar hem de korkudan ölenler oluyor.’’ ifadelerini kullandı.

‘’Sokakta yapılan düğünler medyada gösterilip düğün sektörüne darbe vuruldu’’

Pandeminin düğün sektörüne etkileri hakkında konuşan Emrah Güngör ‘’ Sektörler öyle bir şey ki ufak bir şeyle bile, örneğin dolar yükseliyor sektör hemen duruyor. Ayakta durmak için güç lazım.Bizim de düğün sektöründe kalabilmemiz için belediyelerin, halkın bize karşı anlayışlı olmaları lazım. Çünkü hiçbir şey bizim elimizde değil. Şu süreçte zaten kapalı kaldık, bir sürü ürün çöp oldu. Bunlar bizim zararımız. Belediyelerin bize esneklikler gösterdikleri yerler var ama yeterli değil. Normalleşme süreciyle bize bir rahatlama geldi. Tamam dedik ama ufak da olsa sıkıntılarımız vardı. Düğün sahiplerinin acaba davetliler gelir mi gelmez mi gibi acabaları vardı. Bu acabalar bizi psikolojik olarak bozdu zaten. Karşı taraf bir şey söylüyor, karar yok ortada, sözleşmeler var, bekliyoruz. Ne zaman açılacak bilmiyoruz. Pandemi sürecinde iki buçuk ay kapalı kaldık. Bu süreçte belediye bize destek verdi yani kiraları almadı ama onun dışında herhangi bir desteğimiz yok. Şu süreçlerde günah keçisi biz olmayalım. Öyle bir şey ki düğün sektörü bittiği zaman çarşı esnafı, müzisyenler vs. çok değişik sektörü vurdu. İleriye yönelik neler olacağını bilmiyoruz. Bu sadece Bursa’da olan değil dünyayı vuran bir sıkıntı. 2021’de normal bir hayat mı olacak yoksa ikinci bir dalga mı olacak? Bunu bilemeyiz o yüzden ne diyeceğimizi şaşırdık. Bizim kurallara tabi olmaktan başka bir şansımız kalmıyor. Sadece düğün sektörü değil, sıkıntıları olan çok insan var. Müzisyenler, çiçekçiler, organizasyonda çalışanlar vs. çok sektör var ve düğün sektörü bunları ayakta tutuyor. Onlar ufak ufak işler yapabiliyorlar evlerde yapılan kına vs. sayesinde. Düğün sektörü yasakları kalktıktan sonra Bursalı hemşerilerimize indirimimiz inşallah olacak. Yani bir açılsın karda yüzde otuzsa biz onun yüzde onuna razıyız. Kendi adıma düğün sektörünün yanında kafe sektöründeyim. Yani düğün yaptığımız zaman gelen misafirlere çay, su vs. gibi satışlar bize yeter. Onun için her türlü indirim yaparız. Ocaktan itibaren yavaş yavaş normalleşmeye gideceğimizi düşünüyoruz. Düğün sektörü farklı bir sektör. Örneğin çay ocağı açtın veya bir stant açtın onu satarsın ama düğün sektörü hayaller üzerine olan bir şey. Hesap kitap üzerine olan bir şey. Biz de çok var 2021’e gün alan. Düğün sektörü çok farklı. Üç beş ay önceden sözleşmeler yapılıyor ki ona göre adımlar atılsın. Düğün sektörünü açtın diyelim en az iki ay üç ay sonra iş yapabiliyorsun. Üç ay olmalı ki önünde ona göre planını, projesini yapsın. Pandemi döneminde düğün sektöründeki insanlar günah keçisi seçildi. Kalkıp sokak düğünlerini diğer düğün sektörüne yansıtmaları hoş olmadı. Sosyal medyada gördük örneğin sokak düğünlerinde sosyal mesafeye uyulmamış. Sokak düğünleri zaten normalde yasak. Sokakta yapılan düğünler medyada gösterilip düğün sektörüne darbe vuruldu. Şu an düğün sadece bir saatliğine serbest. Ama genelge yayınlandıktan sonra bir tane insanın gelip de düğün yapmak istediğini görmedik. İlk genelge yayınlandığında düğünde müzik olmayacak, oyun olmayacak, sadece oturacağız şeklinde algılanmıştı. Ancak biraz esneklik vardı. Sosyal mesafe, dezenfeksiyon, ateş ölçme gibi şeyleri istiyordular, bunları biz yerine getiriyorduk ama halkın psikolojisi böyle değildi. Biz genelgeyi takip ediyoruz ama halk bilmiyor. Zaten talep de düştü. Evinde yapanlar var. Daha mı iyi oldu. Birçok apartmanı kapattılar. Tamam kapalı alanları kapattılar ama açık alanlarda düğün yapılabilirdi. Devletin katkılarıyla belirlenmiş açık alanlarda düğünler yapılabilirdi. Adımlar atılabilirdi ama hiçbir şey yapılmadı. O yüzden sektöre bağlı bütün esnaf kardeşlerimiz de mağdur oldu.’’ dedi.

‘’İşimizi sevmezsek yapamayız’’

Emrah Güngör ‘’Bizim yerimiz Temenyeri Parkı’nda. Hünkar Köşkü’nün altında kalıyor. Setbaşı’nın 400 metre yukarısında. Hizmet sektörü zor bir sektör. Dünyada en zor işlerden birisi insanlarla anlaşabilmektir. Çünkü çok farklı duygular taşıyan insanlar sana geliyor. Hepsinin farklı farklı istekleri oluyor. Zaten asosyal olan bir insan işletmecilik yapmasın. Yapamaz da zaten. Hizmet sektöründeysen biraz geniş olacaksın. Eğer hoşgörülü değilseniz, iletişiminiz bozuksa yapmayın. İşimizi sevmesek yapamayız. Sadece para için olduğu zaman insanlar bunu anlıyorlar. Örneğin biz doğal limonata yapıyoruz. Düğün sahiplerine düğünlerde içecek olarak kola yerine doğal, kendimizin yaptığı limonatayı vermeyi öneriyoruz. Ben bilmiyor muyum hazır kolaları ikram etmeyi? Limonata yapmak bana külfet ama işimizi severek yapıyoruz. Bazı kişilerden biz de bir şeyler öğreniyoruz. Örneğin bazı gelinler oluyor, ne istediğini biliyor, hayal gücü geniş oluyor. Bir şeyler öğrenmiş oluyoruz, bize de katkısı oluyor. Yeni bir şeyler yapmak istiyoruz ama önümüzü göremiyoruz. Cami imamı bile kendine görev bilip her ezandan sonra kalabalık yerlere, kafelere gitmeyin diye anons ediyor. Biz belediye kiracısıyız. Bizim kiralarımız tam alınıyor. Burada hiç hassasiyet gösterilmiyor. Neden böyle bir şey oluyor? Kafeye gitmeyin diye anons ediliyor ama kiraya gelince tam alınıyor. Burada bir çelişki yok mu? Belediyeye gidiyoruz, konuşuyoruz, anlatıyoruz. Yapılacak bir şey yok mu diye soruyoruz. Çünkü biz de mağdur durumdayız. Birçok kafe, restoran var. Belediyenin bunlara destek çıkması lazım.’’ şeklinde konuştu.