ÖZEL HABER- ELİF KUŞ BEŞİK

On TV ekranlarında yayınlanan ve Gazeteci/Yazar Orhan Kaplan’ın sunduğu Yeni Bakış programına Teracity Genel Müdürü Osman Akın konuk oldu. Programda yeni dünya ekonomisinde yazılım hakkında konuşulurken Osman Akın önemli açıklamalarda bulundu.

Osman Akın pandemininyeni dünya düzeninin tetikleyicisi olduğunu söylerken yazılımın önemi hakkında ‘’Dünyada değişiklikler yaratan sanayi devrimleridir. Birincisi demir yolu, ikincisi elektrik, üçüncüsü bilgisayar ve internetti. Her biri dünyadaki ekonomik yapıları, tüketim alışkanlıklarını değiştirmişti ve yeni bir dönem başlatmıştı. İlk defa 21. yüzyılda sanayi devriminin dışında bir tetiklemeyle yeni bir çağa adım atmış olduk. O da bir biyodijital çağ diyebileceğimiz bir tetikleme oldu. Bir salgınla dünya düzeni şu anda yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor. Sebebi ne olursa olsun sonuçta artık yeni bir dünya düzeni var. Bu yeni dünya düzeninin tetikleyicisi de bu sefer bir pandemi oldu. Öyle bir düzen geldi ki mesela daha önceki sanayi devrimlerinde insanların yaşam biçimleri bir anda ve bu kadar doğrudan, hızlı etkilenmemişti. Bu sefer çok hızlı bir dönüşüm var ve bu biyodijital dönüşümde de başrolü dijital araçlar, yazılımlar çok ciddi önem kazanmaya başladı. Çünkü hayatımıza uzaktan çalışma diye bir kavram girdi. Bu kadar büyük ofislere, bu kadar büyük yerlere ihtiyaç var mı? Neden bu kadar çok betonlaştık. Bu pandemiyle beraber aslında yeni bir dünya kurgusu gündeme geldi. Burada işte dijital araçlar, yazılımlar bize maliyetlerde çok ciddi tasarruflar sağlamaya başladı. Şimdi günde on tane toplantı yapılabiliyor. Uzaktan yapıyorsunuz. Dijital dünya yüzde yüz dijital olduğu zaman çok güzel olmuyor. Eğitimde de öyle. Hepsi uzaktan olunca bu kadar güzel olmaz. Ama şunu gördük: haftanın beş günü okula gitmek yerine ya da biz trafiği daha iyi yönetebiliriz. Çünkü sabah sekizde bütün servisler gidiyor. Dünyada belli ülkeler yazılım alanında çok mesafeler kat ettiler. Amerika Silikon Vadisi ile Almanya bazı yazılımlar ile kat etti. Çok konuşulan bir Hindistan örneği var, İrlanda örneği var, Çin son zamanlarda inanılmaz yazılımlar üretiyor. Donanımların tek başına para etmediğini gördü. Artık yazılım da üretmeye başladı. Dünyadaki bütün devletler yazılımın gelecekte ne kadar önemli olduğunu biliyor. Dolayısıyla herkes bu işe çok önem vermeye başladı. Bizim ülkemiz de yazılımın öneminin gayet farkında. Bugün herkes şunu konuşuyor: yazılım geleceğin işi, bugünün işi, yazılım çok değerli bir iş. Artık bizim ülkemiz de yazılımın öneminin farkında ama biz hangi mesafeyi aldık, onlar hangi mesafeyi aldı diye sorarsak burada ne yazık ki adım atacağımız çok fazla yol var. Çünkü aslında kendi elindeki potansiyeli çok da iyi anlayamamış bir ülkeyiz. Türkiye’nin en büyük gücü genç nüfustur. Yazılım da aslında baktığınız zaman gençlerin daha kolay yapabildiği, daha kolay adapte olduğu bir alandır. Yeni nesil yazılım teknolojilerine daha yakın. Avrupa’da yaş ortalaması 45’lerin üzerinde, Türkiye’de daha 30’larda. Baktığınız zaman bu genç nesil potansiyelini çok güzel kullanabilecek bir ülkeyiz biz.’’ ifadelerini kullandı.

Yazılım çok büyük bir ekosistemdir

Yazılım sektörü ve gençlerin yazılım sektörüne ilgisi hakkında konuşan Osman Akın ‘’Kesinlikle gençlerin yazılım sektörüne ciddi bir yönlenmeleri var. Yazılım sektörü eğlenceli, keyifli bir sektördür. Yazılımı sadece kodlama olarak düşünememeniz lazım. Yazılım aslında analizlerden, tasarımlardan, testlerden oluşan, dünyada büyük bir iştir. Türkiye’de henüz o büyüklük kısmını algılayamadık. Yazılımı sadece bir kodlama olarak düşünüyoruz ama yazılım kodlamadan ibaret değil. Yazılımın daha büyük kısmı tasarımlarda oluşmaya başladı. En önemli yazılım sektörlerinden birisi oyun sektörüdür. Yazılım ekosistemi sadece bilgisayarcılardan, yazılımcılardan oluşan bir sistem değil. Bunun beraberinde senaristler, tasarımcılar, test yapan insanlar vardır.  Yazılım çok büyük bir ekosistemdir. Beraberinde bir sürü sektörü de ve iş yapma biçimlerini de geliştiren bir yöntemdir. Türkiye’de ismini vermeyeceğim, o satılan şirket gibi on tane, yirmi tane daha şirketimiz olsa, dünyaya oyun ihracatı yapsak cari açık kapanır. Dünyada en büyük kumar dijital ortamda ve burada geliştirilen yazılımlarla oynanıyor. Dolayısıyla burada çok büyük bir pasta var. Tabii ki Türkiye böylesini yapmasın. Bu doğru bir şey değil ama oyun kısmı bile Türkiye’nin cari açığını kapatacak büyüklükte. Şirketlerin önünü açmak lazım. Bir şirketin cebine para koyarak bir şirketi destekleyemezsiniz. Ancak o şirkete kötülük yapmış olursunuz. Rahata alıştırırsınız. Şirketleri desteklemenin birinci yolu şirketlere müşteri olmak ya da müşteri bulmaktır. İngiltere’de böyle, Amerika’da böyle, Almanya’da böyle, yazılım şirketlerine müşteri oluyor. Çünkü devlet büyük bir müşteridir, büyük bir tüketicidir. Türkiye’de ise devlet kendi yazılımlarını kendi üretmeye kalkıyor. Türkiye’deki en büyük sıkıntı bu. Türkiye’de birçok yazılımı devlet memurları üretiyor. Devlet güvenlik açısından böyle yapıyorum diyor. Bunu ticarileştirme imkanı yok. Bunu bir şirkete ürettirse o şirket devlete yazılım üretebilme yeteneği kazanacak. Oradan küçük yazılımlar çıkartacak, onu da götürecek ihraç edecek.’’ dedi.

Türkiye’nin İHA ve SİHA üretimi

Osman Akın İHA ve SİHA’ların üretimi hakkında ‘’Savunma sanayinde son zamanlarda iyi adımlar atıldı gerçekten. Bunları görmek ve desteklemek lazım. İHA ve SİHA konusunda Türkiye’de çok ciddi çalışmalar yapıldı. İHA ve SİHA’nın dış yüzeyini hakikaten herkes yapar. Asıl akıllı yazılımlar, yapay zeka dediğimiz mevzular, öğrenebilen yazılımlar… Bizim terörle mücadelede de gerçekten İçişleri Bakanlığı’nın ve ordumuzun elini çok güçlendiren araçlar oldular. Çünkü biz bunları daha evvel İsrail’den alıyorduk. Bunları bu ülke çok kolay üretebilir. Demek ki bunu üretebiliyorsak her şeyi üretebiliriz. Bunu dünyaya satabiliriz. Amerika, Rusya gibi ülkeler bizim bu tarafta gelişmemizi, bunu başka yerlere satmamızı istemezler. Bu gayet doğal. Kızmanın da bir anlamı yok. Çünkü aynı adam Çin’e de zorluk çıkartıyor, Hindistan’a da zorluk çıkartıyor. Onlara sattırmamaya çalışıyorlar. Çünkü tekeller bu konuda. Onlar bunu yapacak ama siz de bu taraftan vazgeçmeyeceksiniz. Bir şeyin kolayını bulduğunuz zaman satacaksınız. Devlet olmak bunu gerektirir. Kızmadan, küsmeden, vazgeçmeden mücadele etmek gerekiyor. Dünya devletlerinin bütün hepsinin kendi içinde bir yarışı var sonuçta. İHA ve SİHA’larda olduğu gibi diğer alanlarda da yazılım tarafını çok geliştirmemiz lazım. Mesela son dönemde Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile Whatsapp yasaklandı. Whatsapp’taki verilerin hepsi Amerika’da toplanıyor. Türkiye’de Whatsapp’ın yerine geçebilecek o kadar güzel, yerli yazılımlar var ki, niye biz ona muhtaç olalım? Aslında yapıyoruz fakat pazarlamada ve kullandırmada zorluklarımız var. Burada devletin yeni çıkarttığı yasalar, genelgeler, ben bunları çok destekliyorum. Mesela Whatsapp’la ilgili Cumhurbaşkanlığı genelgesini, özellikle kamu işlemlerinde kullanılmasıyla ilgili, ben çok doğru buluyorum. Bunu kullanmamak gerekir. Devlet bunu kullanmayın dediği an özel şirketler derhal bunun alternatiflerini üreteceklerdir ve piyasaya verdikleri zaman da belki birkaç sıkıntı yaşanır, bir geçiş süreci olur ama onun sonunda da Türkiye kendi ürünlerini üretir burada da yolunu çizer. Nasıl İHA’yı ve SİHA’yı üretti? Şu anda var, doğru yapıyoruz yani.’’ dedi.

Yazılımın Önemi

Osman Akın ‘’Matematiksiz bir dünyada yaşayamayız. Edebiyatçı, şiir yazacak kişilerin bile mutlaka matematik, yazılım, algoritma bilmesi lazım. Obama Amerika Başkanıyken ‘Çocuklarımıza yedi yaşına gelmeden kodlama öğretmemiz lazım' dediğinde dünya afallamıştı. Ben onunla aynı fikirdeyim. Bu ülkede yedi yaşına gelen her çocuğa okuma yazmayı öğrettiğimiz an öncelikle algoritma nedir onu öğretmemiz lazım. Çünkü artık yeni bir dünya düzeni var karşımızda. Bu yeni dünya düzenine uyan nesiller yetiştirmek zorundayız. Ben yeni nesilden çok umutluyum. Gerçekten farklı bir nesil var. Eğitim sisteminde zaman zaman inişler çıkışlar olur, arayışlar olur. Bu gayet doğaldır. Mesela bu pandemi dönemi içerisindeyken eğitim sistemini sürdürebilmek çok kolay değil aslında. Eleştirilerimizi de elimizi vicdanımıza koyarak yapmalıyız. Bir anda milyonlarca öğrenciyi eğitmek için sistemler kurmak vs. kolay değil. Burada eleştirmemiz gereken şey şu: keşke biz ülke olarak bu pandemi sürecinden daha önce köylerdeki internet altyapımızı, bakın eleştirilen bir ‘FATİH’ projesi vardı, yüz bin tane tablet dağıtıldı. O proje o gün eleştiriliyordu. Bugün o projenin devamının ne kadar önemli olduğu görüldü. Bakın kırsaldaki çocuğun internete daha çok ihtiyacı var. Kırsaldaki evlatlarımıza tabletleri ve interneti ulaştırmalıyız. Keşke ‘FATİH’ projesi başarıya daha fazla ulaşsaydı. Ben onu İstanbul’un ikinci fethi olarak görürdüm.’’ ifadelerini kullandı.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Osman Akın ‘’Biliyorsunuz kişisel verilerin korunması kanunu diye bir kanun var. 6698 sayılı kanun. Bu 2018 yılından beri yürürlükte. Bu bizim Avrupa uyum süreci noktasında gelen kanun. Bu süreç içerisinde şöyle bir şey var: 30 Eylül tarihine kadar KVKK kurumu çalışan sayısı elliden fazla, cirosu yirmi beş milyon liradan fazla olan şirketlerin veri siciline kayıt yaptırması zorunluluğu vardı. Yaptırmayan şirketlere de bir milyon sekiz yüz bin liraya kadar ciddi yaptırımları var. Bu kayıttan amaç şu: siz şirketinizde ya da kurumunuzda hangi tür kişisel verileri işliyor iseniz bunların bir envanterini yapıyorsunuz ve buraya kaydediyorsunuz. Diyorsunuz ki işte ben buraya ziyaretçi verisi işliyorum, ben personelimin şu verisini işliyorum ve bu kadar zaman saklayacağım, bu kadar sonra imha edeceğim diyorsunuz. Türkiye’de kişisel verilerin ciddi anlamda korunamamasından dolayı büyük hak kayıpları, büyük facialar, mağduriyetler yaşanıyordu. Bunun önüne geçmek için yapılmış, çok doğru bir yasa ve firmaları da bir düzene sokmak, denetleyebilmek için böyle bir sicil sistemi oluşturuldu.’’ şeklinde konuştu.