Bundan en az 10 yıl önceydi. Altıparmak Caddesi’nde bulunan Eski Yazıcıoğlu Sineması önündeki kırmızı ışıkta beklerken, ilginç bir yazı dikkatimi çekmişti.

Bundan en az 10 yıl önceydi. Altıparmak Caddesi’nde bulunan Eski Yazıcıoğlu Sineması önündeki kırmızı ışıkta beklerken, ilginç bir yazı dikkatimi çekmişti. Önümde duran ve yeşil ışığın yanmasını bekleyen lüks kırmızı otomobilin arka camına bana göre sıra dışı bir mesaj yazılmıştı. Otomobilin arka camına yapıştırılmış parlak etikette:“I’ll do anything for money, except work” gibi İngilizce bir cümle yer alıyordu. Bu arka cam mesajı :”Para için her şeyi yaparım, çalışmaktan başka” şeklinde tercüme edilebilirdi. Yani kırmızı otomobili kullanan yakışıklı delikanlı, para kazanmak için çalışmaktan başka her türlü işi yaptığını/yapabileceğini açık ve net  bir şekilde beyan ediyordu topluma…

Bu arada yeşil ışık yanmıştı ve 34 plakalı pahalı otomobil, hızlı bir biçimde yola koyuldu. Ben otomobilimi daha ikinci vitese almaya çalışırken,”para kazanmak için her şeyi yapmaya hazır genç, Çekirge istikametine doğru gözden kaybolmuştu bile...

Belli ki “tabakhaneye bir şeyler yetiştirecek” ve böylece paraya para demeyerek, paraya  başka bir isim bulacaktı.

 


                     

                     ÖNCE PARA, ÖNCE BEN” DİYENLER ARTIYOR MU..?

Farkında mısınız bilmiyorum…80’li yıllar ile birlikte toplumun yakasına farklı bir etiket yapışmıştı. Yükselen değerler olarak adlandırılan bu etiket, her geçen gün değerlerimizden bir bölümünü daha götürmüş ve yerine bizim geleneksel değerlerimize hiç de benzemeyen başka bir şeyler koymuştu.

Son 35-40 yıl ile birlikte; adeta bazı değerler yükseliyor. Ama dostluk, arkadaşlık, sevgi, saygı, komşuluk, çalışkanlık, onur, gurur, hoşgörü  ve mütevazilik gibi önemli insani değerler de hızlı bir tempoda iniş gösteriyor hayatlarımızda…

Şiirler, şarkılar, kitaplar değer kaybediyor. Yerlerine ne idüğü belirsiz sanat eserleri(!) konuluyor.

Çok yakın olmayan geçmişte Altıparmak Caddesi’nde rastladığım bu sürücü genç; yaşam felsefesi, davranışları ve kamuoyuna sunduğu net bir mesajla ülkemizi etkisi altına alan “yükselen değer furyasının” genç bir temsilcisiydi. O ve onun gibi düşünenler; “önce para/önce ben” diyerek ülkemizin köklü ve geleneksel değerlerinin altına dinamit koyup patlatırlarken, yerine kendi yükselen değerlerini koyuyorlar her zaman…

İnsana ve emeğe değer vermeyen, geleneksel güzelliklerimizi yok etmeye çalışan, paylaşımcılığı ve yardımlaşmayı reddeden, sevdalara / aşka gülüp geçen ve paranın her kapıya açacağına zanneden bir yaşam şekli bu...

Kır şişeyi, dön köşeyi sistemi yani…!

Bize özgü renk ve kokuları, saygı ile güzelleşen sevgileri, yılların dostluklarını, sıkı akrabalık ilişkilerini ve saygıdeğer komşulukları da yok eden “ yükselen değerler “adındaki bu  yeni yaşam sistemi, toplumsal kirlenmenin önünü açan bir rol de oynuyor son 35-40 yıldır bu ülkede…

İşte bundan dolayı; daha 20-25 yaşındaki gençlerde “para kazanmak için her şeyi yaparım, çalışmaktan başka” diyerek kasıla-kasıla geziniyorlar ortalık yerlerde...

                      ERDEM VE İKİYÜZLÜLÜK ARASINDAKİ FARK..!

Peki biz eskiden böyle miydik  ?...

Eskiden insanları severek parayı kullanan bizler, şimdi parayı seven ve insanları kullanan bir kimliğe ulaştık.

Kim getirdi bu hale bizi…Kimler geleneksel değerlerimizi yok etti..?

Son yıllarda moda olan “kullan at/kullan değiştir “ sisteminin mimarı kim..?

Şimdi siz bana “neleri değiştirdi bu vahşi felsefe” derseniz…Listenin hayli kalabalık olduğunu söyleyebilirim size…

Paraya dayalı yepyeni bir dünya sistemi...Yok edilen manevi değerler...Düğünlerde hava atmak için ortaya saçılan dolarlar/eurolar....Lüks spor arabalar, jeepler, yatlar ve villalar…Önce ben/hep ben diyen egoist yaşam felsefesi...Erozyona uğramış insan ilişkileri......Köşe dönücü acımasız ticaret...Plastik çiçekler ve hatta yürekler...Sanatta-sporda-müzikte kolaycılık ve kopyecilik....Para kazanmak için her şeyi –olur-sayan bir mantık…Üretimi yok sayan bir tüketim çılgınlığı…Daha da önemlisi; herkesi maske takarak yaşamaya zorlayan ikiyüzlü bir hayat seçeneği…

Bunlar yükselen bir değer ise, bu yükselmenin kararını kim verdi..?

Bu değişim neden… Ne oldu  bize ya..?

Ve daha da neler olacak kim bilir ?

Daha neler yaşayacağız giderek bize yabancılaşan dünyada..?

Bundan sonra; erdem ve ikiyüzlülük arasında ne kadar bocalayacağız ki…

Daha ne kadar; siyah ile beyazı, yalan ile doğruyu, kötü ile iyiyi ayırt edemeyeceğiz ve yanlış seçimler yapacağız hep..?

Ve ne zaman “insan gibi insan” olacağız ki..?

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: İnsanlar paranın peşinden o kadar hızlı koşuyorlar ki; ahlakın arkadan onlara yetişmesi mümkün değil…(Özdemir ASAF)

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------