Yazıma başlamadan önce Pablo Picasso’nun çizdiği barış güvercinine baktım uzun uzun.

Picasso Komünist Partisi'nin siparişi üzerine 1949 yılında 'Uluslararası Barış Konferansı' için çizmiş bu güvercini ve zamanla barışın simgesi olmuş.

Paloma İspanyolca "güvercin" demekmiş ve ressam aynı yıl doğan kızına Paloma adını vermiş.

**********************

Soğuk ve karanlık evrenin; sonsuz zamanın; akıl almaz büyüklükteki mekânın bir yerinde bir vaktinde Samanyolu Galaksisi’nin içindeki yüz milyar güneşten birinin etrafında dönen minik mavi küremizde yaşıyoruz.

Galaksimizden yüz milyarlarcası var evrende; paralel evrenler kuramı evrenimizden de sonsuz sayıda olduğunu söylüyor.

**********************

Yıldızlı gecelerde başımı kaldırır, çocuk saflığıyla gökyüzüne bakarım. Gözlerim kamaşır, kalbimi kor gibi ısıtan bir harikuladelik içinde olmanın sevinciyle huşuyla ürperirim.

Sorular sağanağı başlar ardından…

Niçin varız, bütün bunlar nereden geliyor, ölüm bir son mu, evren nereye gidiyor, gerçeği kavramak mümkün mü, hayatın anlamı ne, nasıl yaşamalı?

Sonra aklıma insanın o dehşet veren kıyıcılığı, şiddet düşkünlüğü, yıkıcı içgüdüleri, saldırganlığı, kan dökümcülüğü, savaşçılığı gelir.

Neden derim; neden bunca acı, bunca gözyaşı, kan. İnsan insandan ne istiyor?

Tarih dediğimiz bir yönüyle savaşların da tarihi.

İnsan insana saldırıp durmuş, kan akıp durmuş; feryatlar sarmış etrafı.

**********************

Ve yakın zamanlar…

İki dünya savaşı, bölgesel savaşlar, iç savaşlar, komplolar, ambargolar, işgaller, darbeler, provokasyonlar, katliamlar, terör, işkence haneler.

Devasa silah sanayi, laboratuarlarda, atölyelerde, fabrikalarda daha çok insanı daha hızlı biçimde katleden silahlar yapmak için çalışan bilim insanları, teknisyenler, bürokratlar teknokratlar; bunlara ayrılan çok büyük bütçeler.

Ve tüm bu çılgınlığın gerekli olduğuna insanları inandırmaya çalışan medya ve propaganda gücü. İllüzyonlar, algı operasyonları, hamaset.

Aynı insan aşkı dostluğu da var etmiş.

Ahlaki ilkeler, erdemler, doğrular, iyilikler, şefkat, merhamet, empati ve dayanışmayı var etmiş.

Ve sanat aracılığıyla güzellikler yaratmış. Resim, heykel, müzik, edebiyat, tiyatro sinema.

Ölümcüllük ve yaratıcılık yan yana.

**********************

Evrimin bizi getirip bıraktığı noktada yetersizliklerimiz ve olanaklarımızla varız.

 

BARIŞ GÜNÜ

Dünya Barış Günüydü dün.

Dünyayı onlarca kez yok edecek nükleer silahların gölgesinde üçüncü dünya savaşının ayak sesleri işitilirken kutlandı barış.

Barış soyut bir kavram mı?

Kapitalizme itiraz etmeden, emperyalizm olgusunu kavramadan barış mümkün mü?

Barış romantizmimiz ve bu konudaki çifte standartlarımız barışa engel değil mi?

**********************

Bu gün insanlığın ulaştığı bilimsel teknolojik düzey her insanı büyük bir refahla, sağlık içinde  yaşatabilir.

Peki neden insanlık; akla, vicdana dayalı; türüyle, doğayla barışık; adil, dayanışmacı bir hayat kuramıyor?

**********************

Yeni bir insan, yeni bir toplum, yeni bir dünya mümkün mü?

Onca bilim onca felsefe onca sanat. Çözebilecek miyiz bu sorunu?

Dünyanın 2 milyar yıllık bir ömrü kaldı; yakıtını tüketen güneş kara deliğe dönüşerek bizi yutacak. Zaman daralıyor.

Şu tüketim, şu kibir, şu ego, şu para pul çukurundan çıkıp kapitalizmi aşacak bir akıl ve vicdan geliştirerek insan olmaya şimdi başlamazsak yarın çok geç olmayacak mı?