Aynı emirde, Niğbolu’nun vaziyetinin tehlikeli olmasına nazaran Plevne’nin işgalinin emir olunması da aynı kabildendir. Niğbolu giderse, Plevne kalsın! Madem ki, Niğbolu’nun vaziyeti tehlikelidir, Niğbolu’ya taarruza geçen düşmanın gerisine hızla taarruza geç ben de kuvvetimle Ziştovi istikametinde taarruza geçiyorum demek icap etmez mi idi? Bu emir üzerine Osman Paşa’nın Plevne istikametine hareket değişikliği yapması pek uygundu. Çünkü doğrudan doğruya Rahova üzerinden Niğbolu’ya ilerleseydi Vid ve Osma nehirlerinde düşmanın ufak bir kuvveti tarafından durdurulmak tehlikesi vardı. Halbuki Plevne’ye geldikten sonra Ruslar Niğbolu’yu zapt edememişlerse Osman Paşa, Niğbolu’ya taarruz eden Ruslar’ın gerilerine kolaylıkla hücum edebildiği gibi Kale-i Erbaa ordusuyla birlikte diğer Rus kuvvetleri üzerine ilerleyebilirdi.

Fakat Plevne’ye yaklaşınca Niğbolu’nun sükût ettiğini ve Rus kuvvetlerinin kendi üzerine ilerlediğinin haberini alınca, Kale-i Erbaa ordusunun evvelce alınmış karara ait taarruzundan eser görmeyince Plevne mevkiinde durup, mevzileri kuvvetlendirip, gelişecek duruma göre vaziyet alması bulunduğu yerde beklemesi tek çareydi. Ruslar Plevne’ye taarruz ettiler. Kale-i Erbaa ordusu o sırada da hareketsizdi. Osman Paşa ordusu bu sırada Rusların sağ yanlarına kadar getirildikten sonra koca Rus ordusuna; alınız bu kolorduyu (Osman Paşa kuvvetleri) yalnız tepeleyiniz. Biz uzaktan seyirci kalacağız demek mi lazım ? O kolordu bunu yapmak için mi davet edildi?

Cidden şayan-ı hayret bir iktidar ve faaliyetle Osman Paşa kolordusu altı günlük dehşetli bir yürüyüşten sonra yine o yalnız haliyle Rusları, Plevne’de, mağlup etti. Bir de onları takip etseydi pek büyük başarı kazanma ümidi vardı. Altı günlük cebri yürüyüşten ve ertesi gün büyük bir meydan savaşı verildikten sonra düşmanı takip mümkün olamadı.

Düşmanın takip edilememesine mühim bir sebep daha vardı. Kale-i Erbaa ordusunun taarruzundan haber yoktu. Osman Paşa ciddi takibe devam etsin de Rus ordusu ortasında kendini tamamen kuşattırarak mahvedildiğini mi görsün? Bu kolordunun kafi miktarda süvari birliği de yoktu. Bu başarıdan istifade ederek Kale-i Erbaa ordusuyla birlikte hareket edebilmek için Tırnova istikametinde hareket etseydi şüphesiz iyi olurdu. Bu vaziyette Osman Paşanın galip gelmiş kuvvetleri karşısında, Tırnova civarında bulunan Rus kolordusunun mağlubiyeti ve savaşı kabul etmeyerek kuzey yönünde çekilmesi halinde, Balkanların güneyine inip o sıralar da, Şıpka’yı zaptetmiş bulunan general Gurko kuvvetlerinin ricat yolu kesilmiş olacaktı. Osman Paşa bu harekata karar verdiği takdirde, derhal Kale-i Erbaa’da bulunan Başkumandana malumat verip bu hususta yardımcı olmak üzere Şumnu’dan, Tırnova istikametinde taarruza geçilmesini rica eder. Balkanların güneyinde bulunan kıtaların kumandanına kararını telgrafla bildirerek onların Gurko üzerine mukabil taarruzuna başlamalarını emrederdi. Bu şekilde hareket ettiği takdirde de başarı şansı çok fazla olurdu. Aslında bu tarz hareket yapılması tertibini başkumandanın yapması gerekirdi.

2.DÖNEM: Ağustos ve Eylül Aylarında Gerçekleştirilen İdare-i Harekat İKİNCİ PLEVNE MUHAREBESİ:

Grandük Nikola 9. Kolorduyu Şakoveski tümeni ve Skobelof süvari tümeni ile takviye ederek, tekrar Plevne’ye taaruz etmek için General Krudener’e emir verdi. Böylece Krudener’in birliğinin mevcutları 35 bin kişi ve 170 adet top sayısına yükseldi. Buna karşı Osman Paşanın yirmi bin mevcut nefer ile elli sekiz toptan meydana gelmiş olduğu görülüyordu. Plevne savaşlarının ikincisi 30 Temmuz tarihinde gerçekleşti. Ruslar bu seri savaşların ilkinde yaptıkları gibi, bu sefer de birbirinden ayrı iki cepheden kuzeydoğu ve güneydoğudan taarruz ettiler. Evvelce ne Osmanlı mevzilerinin bütününü ne de müstakil tabyalarını keşfedememişler idi. İki cepheden yapılan bu taarruzda ne beraberliği, ne de irtibatı muhafazaya muvaffak olabildiler. Sol taraftaki kuvvetler çabuk ilerlediğinden, sağ taraftaki kuvvetlerin cephedeki tesirleri kendini gösteremeden mağlup olarak geriye çekildiler. Daha sonra sağ taraftaki birlikler de mağlup olup, kaçış yoluna koyuldular. Rus topçusu sayıca çok üstün olduğu halde uzun menzilli ve toprak siperler içinde bulunan Osmanlı topçuları ve piyadesi karşısında bir iş göremedi. Yedek güç eksikliğinden taarruzu idare eden kumandan bir tarafa yardım etmesi icap ettiğinde ve de kesin sonuç alabilmek için muharebeye müdahale etme şansı bulamıyordu. Kumandan da, kararsızlık hakim olup da, varlığını ortaya koyamıyordu. Rusların her iki sınıf as keri de, birlikte hareketi yürütemedi. Muhkem yani sağlam siperler arkasında ve içinde bulunan Osmanlı askerleri tesirli ve muntazam şekilde piyade tüfeğiyle yaptıkları atışlarını Rusların arazi yapısından istifadeden aciz askerleri, sütrelerden bile istifa edememesinin acısını büyük telefat vererek ödediler.

Yukarıda anlatılanlar Rusların, 2. Plevne savaşından da mağlup ve münhezim çıktıkları görüldü. Osman Paşa kuvvetlerinin hışmından kurtulabilmek için havanın kararmasını adeta iple çektiler ve geceyi de ricatla geçirdiler. 31 Temmuz sabahının ilk ışıkları, Plevne önünde bir daha mağlup olmuş Rusların kaçarcasına uzaklaşmalarına şahit olunuyordu. Bu savaşın Rus askeri bakımın dan zayiatı 7300 kişiyi bulmuşken, Asakir-i Osmaniyanın şehidinin 220 kişi olarak ifade ediyor Tarih Dede! .

Osmanlılar bu savaşta bütün yedekleri kullandıklarından ve kafi miktarda süvarileri olmadığından mağlup olan düşmanı takip edemediler. Bazı eserlere bakarsak, Osman Paşa Lofça üzerinden Süleyman Paşa ile Tırnova üzerinden Kale-i Erbaa ile birleşmek üzere ilerlemek istemişti. Fakat İstanbul'dan verilen emre göre Plevne’de kalmaya mecbur olmuştur.

Tenkitlerim: Osman Paşanın, İkinci Plevne galibiyetinden sonra hemencecik harp vaziyetinin müsaadesinden istifade ederek yalnız kalmaktan kurtulmak ve Süleyman Paşa ile Ahmed Eyyüb Paşa ordularıyla birlikte hareket edebilmek için mutlaka Tırnova istikametinde vakit geçirmeden taarruza geçmek zaruriydi. Bu fırsat, birinci Plevne zaferinden sonra meydana gelen fırsattan çok daha elverişliydi. Çünkü Osman Paşa bu savaşta Rusların büyük bir kuvvetini iyice mağlup etmiş olduğundan ve bu sırada Süleyman Paşa ordusu da balkanların güneyinde takviye edilmiş olduğu halde üstün bir kuvvet olarak Gurko kolunu mağlup etmiş ve Balkan geçitlerinden uzaklaşmış bulunduğundan, Rus ordusunun morali perişandı. Bu sebepten Osman Paşanın bu hareketini kolaylaştırmak için Süleyman Paşa gayet faydalı olacak şekilde Osman Paşaya yardım edebilecek bir vaziyetteydi. Aynı zamanda Ahmed Ahmed Eyyüb Paşa ordusu Tırnova’ya ilerleyerek, bu üç ordunun Tırnova istikametinde yapacağı bir taarruz harekatı her halde orduların birlikte harekatını ve hem de düşmanın Tırnova civarındaki zayıf kolordusunun ve Gurko kolunun tamamen mağlup edilmesi temin edilebilirdi. Fakat Başkumandan bu harekatı yapmak için bir tertipleme yapmadı. Osman ve Süleyman Paşa ordularına da, bu hususta emir vermedi. Halbuki bu tarz harekatın tertip ve tatbiki Başkumandanın vazifesiydi. Fakat kumandan emir vermediği halde dahi, Osman Paşa kendiliğinden bu harekatı ifaya karar verip, bu hususta kendine yardım edilmek üzere başkumandan ve Süleyman Paşaya kararını bildirmeli ve harekata geçmeliydi. Çünkü burada kaldığı takdirde Rus ordularına karşı asker çıkarmakla bir tesir yapamayacağı gibi Rusların daha büyük bir kuvvetle tekrar Plevne’ye taarruz edecekleri muhakkak ve sonunda da, mağlup olmak kesindi. Osman Paşaya Plevne’de kalması hususunda İstanbul’dan emir verilmiş olmasına nazaran yine de tekrar ederiz ki, Başkumandan kim? İstanbul alt derece deki kumandanların harekatına nasıl müdahale ediyor! Madem ki, bu emir harp ilmine uygun olarak verilmemiştir o halde harp ilmine vakıf bir kumandan ancak amirinin (Başkumandan) emrine göre hareket etmesi icap ettiğinden hatta bazı hallerde mesuliyeti üzerine alarak kendiliğinden harekata da, karar vermesi icap ettiğinden Osman Paşanın İstanbul’un verdiği emri hiç ehemmiyete almaması icap ederdi. Fiemanillah. (Devam edecek)