Osman Paşa 30Temmuz galibiyetinden sonra Plevne’de kalarak tahkimata devam etti. Vidin ve Sofya’da bırakmış olduğu kuvvetleri de Vid nehrinin sol sahili henüz Ruslar tarafından tutulmamış olduğundan faydalanarak, yanına getirdi. Ağustos ayı sonlarına doğru kuvvetinin sayısı 40 bin kişi oldu.

Plevne’yi işgali zor müstahkem bir ordugah haline koydu. En mühim olmak üzere dört grup mevcuttu. Kuzey cephede Bukova, Doğuda Garaviçe, Güneydoğu’da Radişavo, Güneybatıda Kreyşin. Bunlardan başka mevzinin etrafında bulunan hakim noktalarda tamamen tabyalarla çevrilmişti.

 Ruslar tarafındaysa, bu tarihte Plevne önünde bulunan Rus-Romanya müttefik ordusu 100bin asker ve 450 top kuvvetinden müteşekkildi. Bu ittifak etmiş yani birleşmiş ordunun kumandanı ismen Romanya Prensi Şarl olup, Rus generali Zukof bu kuvvetin Kurmaybaşkanı idi. Müttefikler ancak Vid nehrinin sağ cenahını gayet iyi surette işgal etmişlerdi. Romanya ordusu Vid nehrinin sol tarafında, Vid ile İsker arasında bulunmaya razı gelmedi.

 Osmanlıların mukabil taarruzuna karşı daha emin halde bulunabilmek için müttefik birliklerinin bulundukları yeri tahkim etmeleri emredildi. Lakin Rus askeri içinde kazma görmüş hiç kimse olmadığından tahkimi yapabilmek kabil olamadı.

 Kış mevsimi yaklaşıyordu. Bu sebepten Rus genelkurmayı kati netice alıcı harbi yapmaya karar verdi. Bu karar üzerine kuzey, doğu ve batı da bulunan kolorduları Plevne’ye daha fazla yaklaştırarak, kuşatma hattını dahada sıkıştırdılar. Osman Paşa bu hareketleri gözlemlemiş olduğundan 31Ağustos’da, Payşat üzerinden büyük bir huruç(çıkış)harekatına teşebbüs etti. Ancak bu huruç esnasında büyük zayiat vererek yeniden Plevne’ye avdet etti. 2 ile 3 Eylül’de Ruslar, Lofça’yı zapt ederek Kale-i Erbaa ile çok zamandır irtibatı kalmamış Osman Paşanın balkanlarda irtibatı kesilmiş oluyordu.

 PLEVNE’YE RUS SALDIRISI

 Ruslar artık Plevne’ye hücum için zamanın geldiğine kanaat getirdiler. Çar ve Grandük Nikola Batı ordusuna (Plevne) geldiler. Bir haylice tertibat karar altına alındı. Kati hücum 11Eylül olmak üzere kararlaştırıldı. Çünkü 11Eylül Çarın isim günü idi. Fakat bu hücuma pek çok zaman önceden hazırlanmak uygun görüldü. Ayın 6. gününden itibaren hücum kolları yürüyüşe geçirildi. Romanyalılar sağda, 4. ve 9. Kolordular merkezde, Skebelof ve İmretenski’nin birleşik kolları da solda harekat halindeydi. Kati hücum soldan Yeşildağ (Plevne’nin güneybatı mıntıkası) üzerine yapılması icap ediyordu. Topçular da, ayın 7. gününden 10. gününe kadar cephenin tamamında hücumu hazırlayacaktı. Rus askerinin her birine 2 kg. pişmiş et ve 4 kg. peksimet verildi

 OSMANLI TOPÇULARI HAREKET KABİLİYETİNE SAHİPTİ                                                    

 Üçüncü Plevne Savaşı: Rus topçuları, Romanya ve Rus birliklerinin cephesinde ayın 7. günün den 11. gününe kadar şiddetli surette top atışları yaptı. Osmanlı topçuları ise, cephanelerini idareli kullanmak mecburiyetindeydi. Rusların on atımına bir atımla cevap veriyor ortalığı ayağa kaldıran bu tek atışa karşı, onların atışlarının birliklerimiz üzerinde bir tesir icra edemediği görüldü. Bu lehimize olan fark ise, toplarımızın menzilinin daha uzun olduğunun yanında küçük guruplar halinde tabyalar arasındaki boşluklara ustaca yerleştirilmiş olmasından gelmekteydi. Rus toplarının gönderdiği salvolar, askerimize bilhassa tabyalardaki piyadelerimize zarar veremiyordu. Küçük guruplar halinde yerleştirilmiş topçularımız ise hareket kabiliyeti üstünlüğüyle dört gün süren topçuların savaşında Ruslar zayiat verirken bizimkilere zarar verme şansı bulamıyorlardı. Topçu savaşları devam ederken, Rus ve Romanya piyade askerleri birkaç mevzii ele geçirdilersede, hareket beraberliğinde olunmaması önem verilecek bir husus yoktu. Bunlar bir mevzii ele geçirince hemen, hatta Osmanlı ateşinin altında bile, Osmanlıları taklit eden siperler kazarak yerleşmeye çalışıyorlardı. İşte bu esnada kazma görmemiş olunmasının, fenalıkları hissediliyordu. Hatta sol cenah da, Rus piyadeleri kazma ve kürekleri bulunmadığından ilerideki sütreye varabilmek için düz ve açık arazide Osmanlının yalayıcı atışları altında bazen bir kilometrelik mesafeyi koşmaya mecbur oluyorlardı. Böyle şartlar altında Osmanlı atışına maruz kalan hatların dehşetli telefat vererek birbirine karışıp, kısa zamanda karmakarışık bir hal aldıkları ve bunun üzerine de, avcı hatlarının ilerleyemeyecek bir hale geldiği, halbuki ihtiyatlar da, avcılara karışmış bulunduğundan, avcıları takviye ederek ileri sürmek için ihtiyat bulunamayarak Rusların gayet buhranlı vaziyetlere duçar oldukları görülüyordu. Rusların yapmış oldukları bombardımanın tesir etmemiş olmasından dolayı genel taarruz 12Eylül’e bırakıldı. Rus/ Romanya ordusunda hareket birlikteliği ve taarruzda müşterek bir maksat takibi hayli noksan bir halde olduğu görülüyordu. Sol cenah, taarruz-u kati'yi icra edecekken bu merkez ve sağ cenaha nispet ile, daha gevşek bir taarruz halindeydi. Hatta Rus Erkan-ı Harbiye si bile Yeşildağ’ın ehemmiyetini takdir edemedi. Onlar bilakis Graviça müstahkem gurubunu önemsiyorlar ve bu grubu “mevzin kilidi” olarak addediyorlardı. Halbuki Yeşildağ, mevziinin hareket idare ve tabya olarak da, kilidi buna bağlı olarak da Ruslar için, ka’i hücum noktası olacaktı. Bundan başka Rus-Romanya birleşik ordusunda birçok gayri mesul veya müstakil Başkumandanlar hüküm sürüyordu. Çar, Grandük Nikola, Prens Şarl, Er kan-ı Harbiye Reisi general Zukof bunların hepsi, doğrudan doğruya emirler veriyorlardı. Bunlardan başka cenah ve merkez kumandanları mesela, Romanya Harbiye Nazırı Çernat, Rus generallerinden, İmretenski ve Skobelof uzun zaman mutlak istilâliyet ve münferit hareketlerini sürdürdüler. Rus hücum kollarının çoğu muntazam olmayan tacizler tertip etmişlerdi. Bunların başına da, birliklere yabancı amirler getirilmişti. Çeşitli hücum kolları arasındaki irtibat ve birliktelik güzel bir şekilde düzenlenmemişti. Bu irtibat ve muhabere postaları ve sahra telgrafı aracılı ğı ile yapılacak yerde, değişmez ve tafsilatlı bir programla temin edilebilecek zannedildi. Halbuki birliklerin yapacağı harekatın tafsilatıyla emredilmesi hiçbir vakitte umulmayan ahvale karşı hare ket birlikteliği temin edemeyeceği açıkça belliydi. Bu program cümlesinden olmak üzere cephenin bütünü üzerinde Temmuzun 12. günü sabahleyin şafak söktükten sonra saat 8’ de taarruza geçilmesi emir olunmuş idi. . Rusların 12Temmuz da yaptıkları bu harekatı ve bunun neticesini özetleyerek arz edelim:

Rusların sağ cenahında Romanyalılar, Garaviçe’nin kuzeyinde Büyük Bardotiyi zapt ettiler ki, ancak Rusların yardımlarıyla muhafazaya muvaffak olabildiler. Merkez de yapılan bütün taarruzlar başarısızlıkla netice verdi. Çünkü 2. Plevne savaşındaki hatalar burada tamamen tekrarlandı. Burada Ruslar kendileri için tayin edilmiş olan hücum anından evvel hücuma kalkmışlardı. Bu sebepten daha sol cenah hücuma kalkmazdan evvel bunlar ricat'a başladılar. Osmanlılar bunlara karşı olan kuvvetlerini Rusların sol cenahına yönelterek kendi sağ cenahlarını da, takviyede istimal(kullanma)ederek Rus generali Skolebof’un yan tarafını kontrole aldılar.

 Rusların sol tarafı kemâl-i müşkilatla Kreyşeyn tepelerine doğru vadileri geçerek ilerledi. Sabahleyin saat 8’de bütün piyadesiyle sık ve mülakkas bir avcı zinciri teşkil ederek Kreyşin istihkamlarına hücuma kalktı. İki tabyayı birbirini müteakip zapt etti. Fakat bu anda Rusların merkezinin ricat etmesinden dolayı serbest kalmış olan Osmanlı birlikleri Skobelof’un sağ yanına yetiştiler. Böylece Osmanlılar Rusların sol cenahına karşı mukabil bir hücuma geçiyorlardı. Bunun üzeri ne Rus generali taarruzu tevkif etti. Son ihtiyatlarını geriden getirterek bütün gece zapt etmiş olduğu iki tabya da kaldı.

31 Temmuz sabahı sol cenahta savaş yeniden başlarken, Skebelof muharebeyi keserek, Buğot istikametinde ricat etmek emrini aldı. Ruslar bu ricat emrini yavaş yavaş muntazam ve kademe kademe yerine getirdiler. Osmanlılar çok yorgun olduklarından, piyadelerin ise cephanesi azalmış olduğundan mağlup düşmanı takip etmediler. Fiemanillah.

(Devam edecek)