İster istemez hepimiz, popüler kültürün egemenliği altında yaşamlarımızı sürdürüyoruz.

Bizi etkisi altına alan, belli türden eserleri zorla zihnimize yerleştiren, insanları kitap okumaya teşvik ettirir gibi gözüküp, içi boş kitapları okumaya zorlayan bir sanat düşmanıdır popüler kültür.

Bu tarz eserlerin yaygınlaşması, özellikle sosyal medya kullanımının artmasıyla hız kazandı diyebiliriz. Sosyal medya diliyle ‘fenomenleşen’, belli bir kitle tarafından hayranları olan sosyal medya ünlülerinden bazıları, edebiyata da zarar vermeye başladı.

Sanatın kalbine hançeri saplayan bu hamle, ilk önce edebiyat ile değil, müzik ile başlamıştı. Gözünüze çarpan örnekler muhakkak olmuştur. Şarkı sözlerinin edebi anlamda bir değer taşımasını geçelim, güzel Türkçemizde bile değer namına bir nitelik taşımayan, içi boş, birer katliam örneği hepsi.

Bir şarkıyı üretmek, piyasaya sürmek, bu gruptan insanlar için kolay olsa gerek. İstemsiz de olsa duymuş olabileceğiniz bu tür şarkılar, ses efekt programları ile üzerine oynanıp, robotik bir sese bürünüyor. Arkaplana ise birbirini tekrar eden iki ritim konulduğunda, şarkıları hazır oluyor...

Geçtiğimiz haftalarda beni şaşırtan bir başka durum ise, bu gruptan insanların geçmiş yıllarda kitap yazmaları, ikinci kitaplarını hazırlıyor olmaları ve binlerce kişi tarafından satın alındığı...

Sosyal medya üzerinden ‘fenomenleşen’ bir başka kişi, yakın bir zamanda hem şarkısını yayınlayacağını, hem de birkaç ay içerisinde kitabının basılacağını açıkladı.

Popülerleşen ‘linç kampanyaları’ ile bu suçu tamamen bu insanlara yıkmak, asla bir çözüm değil. Lâkin, günümüzde, sanat adına bir üretim yapmanın bu kadar kolay olacağını düşünen bir kitlenin var olması, Türk edebiyatının gelmiş olduğu vahim durumu gözler önüne seriyor.

Herkes kitap yazabilir mi, herkes şarkı söyleyebilir mi gibi sorulara cevap vermeden önce, problemin detayına inebilmek adına; neden bu insanlar şarkı çıkarmayı ve kitap yazmayı, yükümlü oldukları bir vazife gibi görüyor, sorusunu sormak bizlere çözümü getirecektir.

Naçizane görüşüm bir atasözü yardımıyla açıklanabilir: ‘Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.’

Sosyal medya ve platformları öyle tehlikeli hale gelebiliyor ki, mantık çerçevesinde düşünebilen birisi bile yoldan çıkabilecek düzeye geliyor.

Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’nın çıkarmış olduğu şarkı, yazmış olduğu kitap, bir başka ‘fenomeni’ etkiliyor ve o kişi de benzer bir başarıyı yakalamak adına taklit yoluna düşüyor. Şan dersi almamalarını geçtim, iki kelimeyi bir araya getiremeyen kişiler ellerine mikrofon alıyor, yaşları kadar kitap okumamış kişiler ise yazarlığa soyunuyor.

Popüler kültür denilen bu paçavra terim, gelecekte kültür nâmına var olmuş tüm terimleri ve edebi zevki yok edip, içi boş ve manasız kitapları baş tacı yapacak. Ya da durup bir düşünelim, halihazırda baş tacı olmadı mı bu ‘eserler’? Şayet tereddüt edeniniz varsa, en yakın kitapçıya gidip ‘çok satanlar’ bölümünde yer alan kitaplara bir göz atmasını tavsiye ederim...