TÜRSAB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve BTSO Meclis Üyesi Hasan Eker koronavirüs salgını döneminde turizm sektörünün durumunu değerlendirdi.

Özel Haber / Hanifer Örsoğlu

 

Hasan Eker ‘’Virüs Çin’de çıktığında o bölgede turizm etkilenmişti ve uzak doğuya turist gönderilmesi yavaşlamıştı. Dünyayı saracağı ve ülkemize geleceğini bekliyorduk ama bu anlamda etkileyeceğini beklemiyorduk. Çıkartılacak çok ders var. Kötü günleri düşünerek hareket etmemiz gerektiğini öğrendik. 16 Mart gibi sayılar açıklandı. Akabinde martın son haftasında biz personellerimizi eve gönderdik. Zaten 1 Mart’tan itibaren kısa çalışma ödeneği de başlamıştı. Martın ilk haftasında uçuşlar durdu. Uçuşlar durunca da bizim uçak bileti satan acentalarımızın ciroları da birden sıfıra indi. Oteller de yüzde 10’a düştü. Yüzde 10 dolulukla bir otel çalışamayacağı için oteller de kapandı. Umredeki vatandaşlarımız karantinaya alındı. Arabistan da umreyi durdurdu. Dolayısıyla bizim umreye bakan sektörümüz de durdu. Martın sonlarına doğru transfer işleri yapan acentalarımız da durdu. Kongre ve fuarlarımızın hepsini eylül, ekim tarihlerine erteledik. Önceden yapılmış rezervasyonları olan vatandaşlarımız vardı. O süreçte açık olan oteller vardı ve rezervasyonlarını iptal ettirmek isteyen vatandaşlarımız vardı. O anlamda geçiş döneminde acentalarımız arada kaldı. Ulaştırma Bakanlığı uçuşlar başladıktan sonra ancak iki ay sonra hizmetleri iade edebilirsiniz diye yetki verdi uçak şirketlerine. Tüketici ödemelerini iade istiyor fakat bizim üyelerimiz uçak şirketlerinden parasını geri alamıyor.  Üyelerimizden maddi durumu iyi olanlar iade ettiler ama durumu iyi olmayanlar parasını alamadığı için edemediler. Seyahat acentaları olarak önceliğimiz müşteri memnuniyeti. Bu süreçte müşterilerin beklentilerini, sorunlarını çözmek için uğraştık. Müşterilerimiz, personelimiz mağdur olmasın dedik. Kısa çalışma ödeneklerinin şartları konusunda belirsizlikler vardı. Üyelerimize o konuda yardımcı olduk. Kredi talepleri, vergi indirimi talepleri gibi talepleri sürekli takip ettik. Covid-19 döneminde cirolar sıfıra indi. Dünya Turizm Örgütü’nün tahminine göre yıl bazında turizmde yüzde 60 ile 80 arasında bir ciro kaybı olacak. Bunun da esas nedeni yılın ilk iki buçuk ayında kar ettiğimiz için. Açıkçası bu yıl çok büyük bir beklentimiz yok turizm açısından. Biz bu yılı turizmciler olarak kayıp yıl olarak değerlendiriyoruz. Şu anda bazı uçuşlar açıldı ama satışlar beklediğimizin çok altında. İç pazarda şu ana kadar çok fazla bir tatil talebi de olmadı şu ana kadar. Şu ana kadar dış pazarda charter seferi yapan yok. 1 Temmuz’da Ukrayna pazarından başlayacak, 15 Temmuz’dan itibaren de İran ve Orta Doğu pazarından başlayacak. Başlayacak ama onların da rezervasyonları dolmuş veya patlamış şekilde değil. Şu anda Antalya bölgesinde de birçok otel açmadı henüz. Bizim turizm olarak en büyük iki pazarımız Rusya ve Almanya. Almanya pazarının açılış tarihi belli değil. Rus pazarı da belli değil. Avrupa bu yıl beklenmiyor. O yüzden bu sene turizmden pek fazla bir beklentimiz yok. Bursa’da henüz kapanan işletme görmedik, inşallah da görmeyiz. Şu anda bizim acentalarımızın hiçbir geliri yok ama kira ödüyoruz, kısa çalışma ödeneğinden faydalansak dahi personelin ücretinin yarısında yakın bir bölümünü ödüyoruz, SSK’lar stopajlar öteleniyor ama onları da ödeyeceğiz. Giderlerimiz birikiyor. Ertelenmesi iyi ama bu üyelerimizi kurtaran bir şey değil. Biz seyahat acentaları olarak bize farklı bakılmasını istiyoruz. 6 ayımızı kaybettik ve önümüzdeki yıl nisandan önce iş yapamayacağımız kesinleşti gibi. Covid bugün bitse bile seyahat acentalarının önümüzdeki yıl mayıs ayına kadar kar etme şansı yok. Turizm bir kere döviz getiren bir sektör. Türkiye’nin cari açığının yüzde 95’ini turizm karşılıyor. 1 milyon 261 bin kişi turizm sektöründe çalışıyor. Seyahat acentaları otele der ki altı ay ya da bir yıl seni kapatıyorum der, uçağa da aynı şekilde. Bunun da finansmanını önceden hazırlar ve bu parayı öder. Ödemese bile ödeme taahhüdü verir. Bu satın almayı da yaparken hepsinden en uygun fiyatı alır. Acenta, turizmi ürün haline getiriyor. Otel, uçak, otobüs şirketi, yatırımdır bunlar. Bütün bunları bir paket haline getirip uygun bir fiyata uygun ödeme koşullarıyla yapan kişi seyahat acentasıdır. Kongre turizminde de otelleri kapatıyoruz sonra ürün halinde satıyoruz. Turizmi ürün haline getiren seyahat acentalarıdır. O yüzden seyahat acentaları biterse turizm bitiyor. O yüzden turizm acentalarını korumamız lazım. Biz bu dönemde acentaların kirası, stopaj ve SGK’sı alınmasın diyoruz. Kısa çalışma ödeneğini devam ettirin. Kira yardımı yapılsın. İhtiyacı olan tüm acentalarımıza bu ayrıcalıklar tanınsın. Bir de otellere, uçuş şirketlerine önceden yaptığı ödemelerin iadesini alabilsin acentalar.  Eski halimize gelmemiz en az 3-5 yılı bulur. Ben vatandaşlara tatile çıkmalarını öneriyorum. Bizim otellerimiz belirlenen kurallara uyar. Otellerimiz sertifikasyonu alır, hijyene dikkat eder. Sizin bir kafeye, restorana, markete gittiğinizde virüse yakalanma ihtimaliniz yüzde 1 ise otellerde virüse yakalanma riskiniz yüzde 0.5’tir. Örneğin bir markette olan kuyruk, bir otelde yok. Tekne, karavan, villa tatili revaçta, bunlara bir talep var. Fakat vatandaşlarımız otellere de rahatlıkla gidebilir. Otelci arkadaşlarımız şu anda para kazanma derdinde değil. Açanlar da Bakanlığımızın politikalarına destek, ülkemizin politikalarına destek için açıyor. Dolayısıyla vatandaşlarımızın tatile gitmesini öneriyorum.’’ dedi.