Ramazan ayı başladı ama sokağa çıkma yasakları devam edince, bu kutsal dönemin de pek tadı-tuzu olmuyor. Geçmiş yıllarda ailece yapılan eski iftarların tadı ve neşesi, herkesin burnunda tütüyor artık…Ama bunu yaşamak zorundayız.

Öte yandan…Sağlık konusundaki haberler de; nedense pek iç açıcı değil…Gerçi ülkemizdeki Covid-19 rakamlarında bir iyileşmeden bahsediliyor ama ben bu sonuçların umut vermesi için biraz daha zamana ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Hatta olumlu havanın  bazı bilinçsiz insanlara rehavet getirmesinden endişe ediyorum.

Bu ülkede ”bana bir şey olmaz” diyen vurdumduymaz bireylerin varlığını da hesaplayarak…

Bu arada Dünyada teknoloji devamlı ilerliyor, hastalıklara karşı yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar bulunuyor. Teşhis ve tedavide yeni alternatifler/ekipmanlar yaratılıyor ama nafile…

İnsan sağlığı, her geçen gün daha fazla riske giriyor galiba…

Bir virüsün kısa sürede tüm dünyada yarattığı endişe ve gerginliği yaşayınca, insan en değerli şeyin sağlık olduğunu, geri kalan her şeyin kocaman bir “boş” olduğunu net bir biçimde görüyor.

Bu salgının başka yansımaları da oldu, tabii ki insan yaşamlarına…Koronovirüs salgını ile birlikte; aşağıda ayrıntılı bir biçimde açıklanan 2018 yılı ruh sağlığı istatistiklerinin bir anda ikiye katlandığını söylememek mümkün mü..?

                          1 TRİLYON DOLARLIK TEDAVİ FATURASI

Herkesin kafası karışık…Hatta herkesin kafası da bozuk son 2 aydır…

Mart ayı başından itibaren tüm dünyada yaşanmaya başlanan Covid-19 salgını nedeniyle; evlerinden dışarı adım atamayan 0-20 ve + 65 yaş gurupları, bugünlerde tam anlamıyla kafayı sıyırmak üzereler…Öte yandan kronik sağlık sorunu bulunan birçok vatandaşımız var ve onlarda “evde kal-sağlığını koru” kampanyasının içinde kapı dışarı çıkmıyorlar.

 

Ya hastalığın birkaç belirtisini vücudunda görünce; kendini bir anda “Korona’ya yakalandığını sananlara” ne demeli..?

Onların sayılarının da giderek arttığını belirtiyor psikiyatri uzmanları…Buna depresyondakileri, OKB ve diğer panik atak hastalığı olanları da katınca; kentin, ülkenin ve hatta dünyanın ruh durumunun ne olduğunu tahmin etmek hiç de zor olmuyor.

Son gelişmeler ve istatistikleri de ortaya koyarak, ruh sağlığımız ile ilgili bir noktaya ulaşmak mümkün…

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2017 yılı sonunda dünyada 623 milyon kişinin ruh sağlığının bozuk olduğunu açıklamıştı. Yılda 1 trilyon dolarlık maliyete ulaşan ruh sağlığı teşhis ile tedavileri, ekonomileri de kökünden sarsacak boyutlara doğru ilerliyor artık…Dahası da var bunun ama...Her 7 kişiden biri her yıl, her 4 kişiden biri de yaşamı boyunca ruh sağlığı sorunu ile karşı karşıya kalıyormuş WHO’ya göre…

Biliyoruz ki;10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü…Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu; o tarihte yaptığı bir açıklama ile bu alandaki hasta sayısının giderek arttığı endişesini paylaşmıştı.

Şimdi bu endişe ışığında; 2 yıl önceki son istatistiklerin üzerinden bir kez daha geçelim. Dünyada 300 milyon depresyon hastası, 250 milyon kaygı bozukluğu hastası, 50 milyon bunama ve 23 milyon da şizofren hastası bulunuyordu. Son aylardaki koronovirüsün yarattığı ruhsal hastalıklar henüz girmedi bu rakamlara…

Tıp uzmanları Covid-19 sonrasındaki durumu “bir felaket üstü felaket” olacağını yorumlarken, sorunun çözümü için kısa vadede yapılabilecek çok fazla bir şey olmadığının da altını çiziyorlar.

Panik atak, depresyon, bunama, şizofreni, madde ve alkol bağımlılığı ile epilepsi gibi ruhsal hastalıklar şu anda insanları ciddi anlamda tehdit ediyor. Zaten Türkiye Eczacılar Birliği açıklamalarında da yer alan en fazla satılan ilaç sıralamasında; depresyon ilaçları her zaman ilk 3’e girmişti ve bundan sonra daha da üst sıralarda yer alacak galiba bu tür ilaçlar…Hatta liderliği bile alabilir psikiyatrik ilaçlar ve tedaviler sıralamalarda…

Yani; şu anda tüm dünyada toplumların ruh sağlığı oldukça kötü…Daha da kötüye gitme

olasılığı var bu salgın ile kısa sürede başa çıkamadıkça…Umarım kısa sürer bu iş…Yoksa işimiz,iş…

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

                  + 65 YAŞ GURUBUNA MÜJDE ZAMANI..!

Dünyanın ruh sağlığının ne durumda olduğunu üst yazıda ayrıntılı biçimde açıkladık. Bunu bir başka örnekle de pekiştirmek mümkün zaten…

Dünyada her 40 saniyede bir kişi intihar ediyor. Ruhsal sorunlarına çözüm bulamadığı için intihar edenlerin sayısı ise; yılda 1,1 milyonu aşıyor.

Bu oldukça kötü istatistikler de anlatıyor ki; gazetelerin 3.sayfaları için haber bulmak giderek kolaylaşıyor gazete editörleri için…

Bu noktada ruh sağlığı ile gelir dağılımı arasındaki ilişkiye de değinmek gerek…Fakirlik ile ruh hastalığı arasında olumsuz bir denklem var ne yazık ki…Ruhsal sorunlar; geliri çok fazla olmayan insanlarda daha fazla ilerliyor. Ruhsal sağlık fakirliği, fakirlik de ruhsal sağlığı tetikleyerek kısır bir döngü yaratıyor.

Bakıyorum çevreme…İzlediğim TV programlarında ve okuduğum gazete haberlerinde hep insanı olumsuzluğa iten etkenler ön plana çıkıyor. Geçim sıkıntıları, kredi kartı borçları, işten çıkarılmalar, işsizlikler, boşanmalar, haksızlıklar, savaşlar ve kavgalar ile yaşadığımız tüm dünya toplumu da; ruh sağlığı bozulmuş bir paradoksa ulaşmış durumda ne yazık ki…

Tüm bu sorunların üzerine eklenmiş bir Covid-19 sorunsalı, bu paradoksun ucu açık bir noktaya doğru gidebileceğini gösteriyor artık…

Çevremde çelik gibi sinirlere sahip, hep soğukkanlı kalan ve olaylara pozitif gözle de bakabilen birey sayısı giderek azalıyor. Olumsuzluklar, yeni olumsuzlukları çağırdığından olacak ki; herkes gergin-sinirli ve tedirgin…

Hele-hele korona salgınının küresel ekonomik krizi tetikleyecek bir faktör olması dolayısıyla, iş dünyası da şimdiden el freni çekik giden bir otomobil gibi…

Ne olacak bu işin sonu…Bilen var mı ki..?

Şimdi + 65 yaş gurubunun tepkileri de bir başka sorun gibi…Aslında yürüyüş yaparak, ilaçlarını zamanında ve düzenli alarak ve de stresten uzak durarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kalan 65 yaş üstü insanlarımız, haftalardır evlerinde hapis hayatı yaşıyor. Onlara çelişkili değil, müjdeli haberler vermek gerek artık…Bu insanlar, haftanın belirli günlerinde 3-5 saat dışarı çıkarak yürüyüş yapmalı, sosyal mesafe kuralları içinde eşi-dostu ve arkadaşı ile sıkıntılarını paylaşmalı…

Yoksa durumları giderek zorlaşıyor. Evde kalan gençlerin sosyal medyayı kullanarak biraz stresini atma şansları oluyor ama yaşlılar, burunlarından soluyor artık şu güzel bahar günlerinde….

İşte o yüzden soruyorum toplumumuzun tüm bireylerine…

Tüm samimiyetim ile; “sizin ruh sağlığınız ne alemde bugün ” diye…

----------------------------------------------------------------------------------------------------------                   

ÖZLÜ SÖZLER: İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmaktır. En mükemmel adalet ise: vicdandır. (Victor HUGO)

 -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------