İki şehidimiz ve 5 yaralımız var, yüreğimize ateş düştü.

İdlib’te barışı sağlamak için görevli askerlerimiz, barış elçileridir onlar, ikisi daha şehit oldu. Hava saldırısı ile şehit edildiler. Sebep ne peki? Ilımlı Muhalifler masada sorunlar çözülmüyor dediler ve yeniden sahaya çıktılar. Sahada da çok etkili olduklarını gösterdiler. Çünkü birkaç saat içinde Rejim güçlerinin elinde Neyrab bölgesini aldılar. Bununla birlikte birkaç rejim mevziisini, birkaç tankı imha ettiler ve bir adet tankı da ele geçirdiler. Tabi Türkiye’nin topçu ateş desteği ile bunu yaptılar.  Hedeflerinde de iki önemli otoyolun M4 ve M5 diye adlandırılan otoyolların birleşme noktası olan Serakip var.

Türkiye İdlib için ne istiyor? Rusya’nın Soçi kentinde yapılan, İran, Rusya ve Türkiye’nin katılımı ile gerçekleşen üçlü zirvede varılan bir mutabakat vardı. O mutabakatta İdlib’e dokunulmayacaktı, İdlib’te savaş olmayacaktı barış koridoru olarak kalacaktı. Türkiye İdlip’te bulunan teröristleri temizleyecekti, Rusya’da rejim güçlerinin İdlib’e müdahalesini engelleyecekti ve süreç sonunda da Suriye yeni bir anayasa ile seçime gidecekti. Türkiye işte o mutabakatta belirlenen yerlere rejim güçlerinin saldırmalarını istemiyor. Rejim ise Rusya’dan aldığı hem siyasi ve hem de hava desteği ile bir çok bölgeyi muhaliflerden aldı. Aynı şeyi İdlip’te de yapmaya başladı ancak İdlip’te Türkiye’nin gözlem noktaları vardı, ve rejimin saldırıları Türkiye’yi ciddi olarak rahatsız etti, hatta Tehlike altına girmiş oldu. Ki birkaç kez rejimin saldırılarına maruz kaldı askerimiz ve şehitler verdik. Şehit haberleri ikinci kez gelince sabrımız tükendi. Türkiye haklı olarak rejim güçlerinin bu saldırılarını durdurmasını ve geri çekilmesini istiyor. Çünkü Türkiye kendi kafasına göre oraya gitmedi. Soçi zirvesinde varılan mutabakat gereği orada görev ve sorumluluk almaya başladı. Bu mutabakatta rejimin “avukatı” Rusya’nın onayı ile oldu.  Şimdi Rusya rejim yeni haritalar ortaya koyuyorlar.

Türkiye bu durum karşısında sessiz kalamazdı, çünkü Türkiye orda birilerinin talimatı ile gitmedi, Suriye’de işler düzelsin, barış olsun, insanlık ölmesin diye kendi rızası ile elini de taşın altına koyarak gitti. Büyük bir sorumluluk üstleniyor orada. Dolayısıyla sorumluluğu veren Rusya ve rejim değil Türkiye’nin kendisi idi. Bu yüzden Türkiye sorumluluklarını yerine getirirken diğer taraflarında sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyor. Türkiye, diğer taraflar sorumluluklarını yerine getirmiyorlar, o halde benim ne işim var burada, ben de gidiyorum diyerek orayı terk etmiyor. Çünkü ortada üç ülkenin başkanlarının vardığı bir mutabakat var, bu bir oyun değil, devletlerarası bir mutabakat.  Türkiye şimdi sorumluluğunun gereği, rejimin Soçi mutabakatında belirlenen sınırlara geri çekilmesini istiyor, aksi halde müdahale edeceğini söylüyor. Yani, bir mutabakat gereği görev aldım, bu görevimi yerine getiriyorum, gerekirse güç kullanacağım diyor.

Nitekim muhalifler ile birlikte ilk adımı da attı. Tabi muhaliflerin başlattığı harekâta sadece topçu desteği veriyor şimdilik ancak bu ay sonuna kadar rejim güçleri geri çekilmezse, Türkiye hem karadan ham de havadan müdahale edeceğini söyledi. Bunu söylerken mesajları da tabi ki Rusya’ya veriyordu. Ancak Rusya bu mesajlara cevap vermekle gecikmedi. Muhaliflere karşı bir hava saldırısı yaptı ve bu saldırıda iki askerimizi şehit etti ve beş askerimizi de yaraladılar.

Her ne kadar Milli Savunma Bakanlığımız, saldırıyı rejim güçleri yaptı, hava saldırısı ile askerlerimizi şehit etti diye açıklama yapmış olsa da gerçekte uzun zamandır Suriye’de gerçekleşen tüm hava saldırılarını Rus uçakları yapıyor. Bu durumda Rusya, Suriye’de Türkiye’ye saldırdı ve iki askerimizi şehit etti. Zaten Rusya basını kendi Savunma bakanlığına dayanarak şöyle haberler verdiler;

“İdlip’te Türkiye destekli teröristler Suriye Askerlerine karşı saldırı başlattılar, 55’e yakın Suriye askeri öldürdüler. Suriye ise Rusya’da destek istedi, Rusya SU-24 savaş uçağı ile Türkiye destekli teröristlere harekât gerçekleştirdi. Harekâtta iki Türk askeri öldü, beş asker yaralandı. Rusya ise Türkiye’ye bir kez daha çağrıda bulunarak, derhal ateşkes yapılması ve teröristlere olan desteğini durdurmasını istedi.” Aşağı yukarı birçok önemli Rus gazetesinde haberler böyle verildi.

Bize göre Muhalif olanlar, Rusya’nın nezdinde terörist görülüyor. Biz de bu yüzden sık sık muhaliflerin adını değiştiriyoruz ama fayda etmiyor. Rejim kime terörist diyorsa Rusya da onlara terörist diyor. Muhaliflerin hepsi bu yüzden terörist oluyor. Ama ne olursa olsun, bizim bildiğimiz ve inandığımız gerçekler var. Bu gerçeklerin başında ise İdlib’te bulunan milyonlarca insanın ya katledilmesi ya da topraklarını ve evlerini terketmek zorunda bırakılmak istenmesi var. Sebep ise muhalif gruplar var orada. Bu yapılmak istenene bu yüzden, yani insanlık adına karşı çıkıyoruz, bu yüzden haklıyız. Haklı olduğumuz yer de sonuna kadar davamızı gütmemiz gerekiyor, ister askeri, ister siyasi ne gerekiyorsa yapmalıyız. Ayrıca Rusya ve Rejimin yapmaya çalıştığı şey gerçekleşir yani milyonlarca insan evlerini terketmek zorunda kalırsa gidecekleri tek yer var, Türkiye. Zaten 4 milyona yakın Suriyeliyi bin bir zorlukla misafir ettik, ediyoruz bir o kadar daha Suriye’liyi ağırlayabilmemiz hayli zor olacak. O insanlar kendi evlerinde kalsınlar diye gerekirse askeri güç kullanmalıyız.  Tabi son olarak, Rusya’nın bilerek askerimize havadan yaptığı o harekâtın karşılığını da misli ile ve benzer şekilde bir an önce vermeliyiz. En az ve Rusya bunun görmelidir ki niyetimizin ciddiyetini daha iyi kavrayabilsin.