İnanın…Şaşırdık kaldık artık…Ne yiyelim…Ne içelim..?

Hangi ilacı,  gönül rahatlığı ile kullanalım..?

Hangilerini kullanmayalım..?

Sağlığımız tehdit eden temel sorunlara karşı, nasıl davranacağımızı şaşırdık.

Gazetelerde her gün bir başka haber…Öteki gün o haberi de çürüten yeni bir haber…Yakın geçmişte yaşanan bir tartışmaya bakın şimdi…Son dönemde Türkiye: kolesterol ilaçlarını tartışıyor. Bir tarafta; kolesterol ilaçlarının yan etkilerinin çokluğunu ve ilacın gereksizliğini savunan bazı bilim insanları var.

Karşılarında da Türk Kardiyoloji Derneği yönetimi olmak üzere çok geniş bir kesim var ve onlarda “Kolesterol ilaçları kullanımını engellemek cinayettir” diyorlar.

Tabii ki ilginç gelişmeler bunlar…Dünyada 30 milyar dolarlık bir piyasası olan kolesterol ilaçları hakkındaki olumsuz görüşler, ikilem yaratmaya devam edecek gibi…Özellikle ünlü tıp uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay’ın TV ekranlarından yansıyan inatçı görüşleri, total kolesterol tehlike noktasının yakın geçmişte bir anda 250’den 200’e indirilmesini çok iyi bilenler tarafından haklı bulunmuştu.

Kim, neye inanacağını şaşırmış durumda…

Açıklamalar birbirini takip ediyor ve kafalar da iyice karışıyor. Herkes birbirini suçluyor, TV’lerdeki margarin yağ reklamlarında olumlu görüşleri yer alan STK’lar da yerden yere vuruluyor tıp camiasında...

                        YUMURTAYI KESİNLİKLE YEMEYELİM Mİ?

İnsan sağlığını tehdit eden ana sorunlar belli…Diyabet, obezite, hipertansiyon, kanser, kalp-damar hastalıkları…Şimdi bir de buna COVİD-19 eklendi.

Hepsi de insan yaşamını riske sokacak boyutta önemli rahatsızlıklar…Ve bunların çoğunun bağışıklık sistemi ve yediğimiz-içtiğimiz gıdalarla da direkt ilgisi var. Öncelikle beslenme yanlışlarımızın, bu tür önemli hastalıkları artırdığı bilinen bir gerçek…

Ama…Bazen de…Ne diyeceğini bilemiyor insan, okuduğu bazı haberlerden sonra…

Beslenme hakkındaki bazı araştırmalar:  sık-sık birbiriyle fazlasıyla çelişen ve kafa karıştırıcı sonuçlar veriyor. Kronik sorunlara ve hastalıklara karşı bizi dirençli kılacak beslenme konusunda kime inanacağımızı şaşırdık. Hastalıklar ve beslenme alanında ne yazık ki her zaman uzmanlar değil, aklına gelen de bir şeyler söylüyor. O zaman da tüketicinin kafası karışıyor.

Aynen kolesterol ilaçlarının kullanılıp-kullanılmaması örneğindeki gibi…

Beslenme alanında da çelişkiler büyük…Örneğin; yumurta yemek: kalp-damar sağlığı için risk mi…?

Bazı doktorlar “yumurtayı kesinlikle yemeyin” derken, haftada 2 yumurtanın insan ve kalp sağlığı için yararlı olduğunu söyleyen uzmanlar da var.

Tavuk…Et…Balık…Margarin…Paketlenmiş gıdalar…Yoğurt…Çay…

İşte hepsi de çelişkili haberlere gebe gıdalar…

Bunlarla ilgili her gün farklı-farklı şeyler söylenebilir, yazılabilir. Zaman zaman da; varsayıma dayalı bilgilerle, toplum yanlış yönlere sürüklenebiliyor.

COVİD 19’a iyi geldiği söylenen zeytin yaprağı konusu da buna sıcak bir örnek…Zeytin ağacı yaprağı yemenin veya çayını yaparak içmenin, COVİD 19’un tedavisi olabileceğini söyleyenler de çıktı bugünlerde…Bunun tersi görüşle; bunun insanı zehirleyebileceğini belirtenler de…Neye ve kime  inanacağız ki biz..?

                             BALIK YEMEK KALP KRİZİNİ ÖNLER Mİ?

Şimdi görüşlerinize netlik kazandırabilecek bir kaynaktan bahsedeceğim. Bu konudaki çelişkileri azaltmak için; “ Ye, iç ve sağlıklı ol” isimli kitabın ünlü yazarı Dr. Walter Willet’in görüşlerini sunmak istiyorum sizlere…

Bu tıp uzmanı görüşlerinde; “sağlıklı beslenmenin BİR ÜTOPYA olabileceği “tezini de içerebilecek ayrıntılar ve bugün yaşadığımız çelişkilerin kısa özeti de bulunuyor. Dr.Walter Willet kamuoyundaki kafa karışıklığına dikkat çektiği yorumunda, kronik hastalıkların önlenmesine yönelik notunu da iletiyor: ”Beslenme ve gıda üzerinde yapılan araştırmalar ‘gittikçe kötüleşen bir devamlılıkla’ kendi kendileriyle çelişkiye düşüyor. Yüksek lif içerikli beslenmenin kolon kanserini önlediği savına dayanarak, kahvaltıda kepekli ekmek yemeye başlıyorsunuz. Sonra lifin kolon kanserini önlemediği şeklinde bir başka haberle karşılaşıyorsunuz. Bazı araştırmalar balık yemenin kalp krizini önlediğini, bazıları da ilgisinin olmadığını söylüyor. Şaşırıp kalıyorsunuz. Balık yeseniz mi iyi, yemeseniz mi..? Bilime dayalı sağlıklı bir beslenme planı yapılmadıkça, kilo sorunu çözülüp rafine tahılların tüketimi önlenmedikçe, daha sağlıklı protein kaynakları seçilip meyve-sebze tüketimi artırılmadıkça, alkol tüketimini azaltmadıkça kronik hastalıkları önlemek mümkün değildir. Ama bunları cesur bir şekilde söyleyecek bilgili insanlar giderek azalıyor. Gıda ürünlerinin reklam pastası büyüdükçe, gıdalar ve insan sağlığı arasındaki doğru orantı da çözülüyor. Kim ne yiyeceğine karar veremiyor şu anda...Bu işe birilerinin ‘dur” demesi gerek artık”.

Ama…Kim ne derse desin…3 Tarafı denizlerle çevrili bulunan bu ülkede; balık yemek her açıdan sağlıklıdır. Gerçi bu yıl hamsi konusunda biraz sıkıntılar yaşanıyor ama Eylül-Nisan arasındaki av serbestliğinin yaşandığı 8 aylık süreçte; bol-bol taze balık yemenin keyfi de başka, sağlıklı getirisi de…

Bir güneş ülkesi olmanın avantajını da dile getirmek gerek…Domates dahil birçok tarım ürününü mevsiminde ve doğru bir şekilde tüketirsek, hastalıklara karşı daha dirençli olabileceğimizi söylemek için doktor olmaya bile gerek yok.

Yeter ki; tüm tarımsal ürünleri zamanında (yaz mevsiminde yaz sebze-meyvesi, kışın kış meyve ve sebzesi) tüketelim.

Besinlerimiz ilaçlarımız, ilaçlarımız da besinlerimiz olur o zaman..!

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------

ÖZLÜ SÖZLER: Dünya çok acı çekiyor. Ama kötü insanların şiddetinden değil, iyi insanların sessizliğinden…(Napoleon BONAPARTE)