Koronavirüs salgını, ülkelerin gıda üretiminde kendine yeterlilik politikalarını daha çok öne çıkarmasına neden oldu.

Salgın dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yaşamın her alanında çok önemli değişikliklere neden oldu.

Sağlıktan tarıma tüm sektörlerde, eğitimden iş yaşamına her alanda yaşadığımız olağanüstü gelişmelerin etkilerini önümüzdeki yıllarda çok daha yalın olarak göreceğiz kuşkusuz.

Dün nasıl ki 1929 Büyük Buhran’ından önce ve sonra diyerek karşılaştırmalar yapıyorsak, aynı şekilde ekonomi başta olmak üzere her alanda koronavirüs öncesi ve sonrası diye değerlendirmeler yapacağız bundan sonra.

Bu kaçınılmaz bir gerçeklik olarak önümüzde…

Salgının etkilerinin hafifletilmesine ve gelecekteki muhtemel sonuçlarına yönelik çıkarımlar, ilgili kişi ve kurumların gündemlerinde ağırlıklı olarak yer etmekte ve daha da edecek gibi…

* * *

Salgın seyrinin bilinmezliği yani belirsizlik bu konuda önemli bir sorun.

Ne kadar süreceği, ne zaman ve nasıl sona ereceği belli değil henüz.

Bu da dünyanın tüm toplumlarında kimi değişiklikler ortaya çıkarıyor.

Koronavirüs salgınının dünyanın tüm toplumlarında meydana getirdiği öne çıkan üç önemli değişiklik; hareketliliğin azalması/durması, belirsizliğin/istikrarsızlığın artması ve sağlık endişesiyle oluşan yeni tutumlar var toplumlarda.

Hayatın akışındaki bu değişiklikler, ekonomide istem-sunum dengesini ve fiyat oluşumunu şok niteliğinde etkilemekte.

* * *

Salgının süresine bağlı olarak 2020 uluslararası ticaretinde yüzde 13 ile yüzde 32 arasında daralma olacağı öngörülmekte uzmanlarca.

Salgın sırasında tamamen durmuş olan turizm hizmetlerinin, yakın zamanda toparlanamayacağı da bir başka öngörü…

Türkiye salgın öncesi turizm gelirini 50 Milyar dolara yaklaşacağı varsayımıyla hareket ediyordu.

Şimdi görülüyor ki, Türkiye 2020 yılını 15 Milyar dolar dolaylarında bitirecek.

Ekonomilerde son bir ayda kredi kartı ile farklı harcama kalemlerinde yüzde 5 ile yüzde 93 arasında, ortalamada ise yüzde 37 düşüş yaşandı ve bu düşüşün salgın süresince de süreceği öngörülmekte.

Salgın sırasında oluşan belirsizlik nedeniyle harcama yerine altına ve dolara yönelme, bu likidite araçlarının son bir ayda yüzde 20’nin üzerinde değer kazanmasında etkili oldu.

İstem ve sunumdaki bu azalışlar; gelir düşüşüne, işsizliğin artmasına ve gelir dengesizliğinin büyümesine neden oldu ve bu sürecek gibi…

* * *

Salgının etkileyeceği başlıca sektörlerden biri tarım hiç kuşkusuz.

Dünya Gıda Örgütü (FAO) yaptığı açıklamada, hükümetlerin salgının küresel gıda ticareti ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerini azaltmak için ayrıca özen göstermesi gereği vurgulandı.

Peki, dünyanın en büyük un dış satımcısı ve Rusya’nın ikinci büyük dış alımpazarı konumundaki Türkiye, salgından nasıl etkilenmekte ve buna ne kadar hazırlıklı?

Hiç kuşku yok ki, salgın dünyada gıdanın stratejik önemini öne çıkarmaktadır.

Türkiye sahip olduğu potansiyel açısından tarımda şanslı bir ülke durumunda…

Uzmanlar Türkiye’nin mevcut tarımsal üretimini sürdürmesi halinde, kendine yeterlilikte ciddi sorunlar yaşanmayacağını belirtiyor.

Normal koşullar altında Türkiye hububat, sebze ve meyve üretiminde kendine yeter konumda.

TÜİK'e göre, toplam tahıl üretiminde 2018-2019 piyasa döneminde yurt içi üretimin yurt içi talebi karşılama oranı 92,4 iken tahıl üretiminde en büyük paya sahip olan buğdayın yeterlilik oranı ise yüzde 100,5 olmuştu.

Yeni ekonomik programın yeni dengeleme, yeni normale giden yolun başlangıcı olmasını diliyoruz.