Hükümetler çoğu kez turizmi ekonomik kalkınma için bir araç olarak kullanırlar.

Hele bu petrol-doğalgaz gibi klasik enerji kaynaklarından yoksun olan ülkeler için çok daha önemli hal alır.

Çünkü turizm, küresel ekonominin en hızlı ve en büyük gelişme gösteren sektörlerinden biridir.

Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için bu önemli olsa da daha çok gelişmekte olan ülkeler açısından bu daha önemlidir.

Çünkü gelişmekte olan ülkelerin çoğunun ekonomisi kırılgandır. Turizm gelirleri bu kırılganlığın azaltılması açısından büyük önem taşır.  

Turizm endüstrisinin gelişmesi, aynı zamanda ev sahibi toplumun yaşam kalitesindeki değişime katkı da sağlar.

Turizm, yüksek emek-yoğun bir aktivite olduğu için, bütün gelişmekte olan ülkelerde istihdam sorununun çözümüne de katkı sağlar.  

Gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye için de durum aynıdır.

* * *

Turizm, Türkiye ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır.

Son yıllarda artarak süren turist sayısı, 2020 yılı için 50 milyon beklentiye kilitlenmişken, dünyayı kasıp-kavuran koronavirüs salgını bu beklentilerin hemen bütün ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de büyük oranda düşeceği beklentisine dönmüş durumdadır.

Salgından er çok etkilenen sektörlerin başında turizm gelmektedir.

Sektör temsilcileri, koronavirüs salgınından sonra sektörde köklü değişikliklerin yaşanacağını, insanların kalabalık otelleri ve açık büfeleri değil, daha sakin yerleri tercih edeceği görüşünde birleşirken, Türkiye için önemli bir şans da doğmuş görünmektedir.

Son 3 aydır dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının küresel çapta bir turizm krizine neden olduğu, olacağı açıktır.

Ancak, Türkiye’nin salgın sürecini yönetimindeki başarısı, Hekimlerimizin becerisi, hastane ve yatak kapasitemiz açılarından ortaya çıkan potansiyelin sağlık turizmi şansımızı arttırdığını söylemek olası.

Termal potansiyelimizi, doğal güzelliklerimizi de buna eklediğimizde pek çok ülkeden daha şanslı olduğumuzu söyleyebilmek olanaklı.

Hele ki Bursa için…

* * *

Küresel salgın gibi durumlarda insanların sarsıntı yaşadığını, salgınların etkisinden uzun süre çıkamadığı bir gerçektir.

Ve bu gerçeğin yine insanlarda seyahat ve benzeri konulardan korkmasına yol açtığı da açıktır.

Salgın sonrası turizmde bazı alışkanlıkların değişeceğini öngörmek hiç de zor değildi.

Birçok farklı uygulamanın zaman içinde gelişeceği görülecektir, görülmektedir de.

Bu arada bir yandan yaşam sürerken, bir yandan da insanların yeni sağlık sorunları ortaya çıkacaktır.

İşte bu konuda Avrupa’nın yaşlı nüfusunun tedavi için Türkiye’yi tercih edeceği birçok nedenin olduğu ortadadır.

Ve bu konu üzerine yoğunlaşmak gerektiği de açıktır.

Türkiye’nin hasta yatak sayısı ile yoğun bakım ünite sayısı ve kalite açısından potansiyelinin sağlık turizmi açısından değerlendirmek üzere harekete geçirileceği görülmektedir.

Yeni hastanelerimiz, özellikle Şehir Hastaneleri Türkiye için şanstır.

Bunun, belki 2020 yılı için olmasa da 2021 için önemli bir fırsat olarak karşımıza çıkacağını öngörmek hiç de zor değildir.